Batı Uygarlığının ekonomik ve sosyal karakterini, önce "kölelik", sonra da "işçilik" belirlemiştir. Kölelik veya işçilik, ikisinin de ekonomideki fonksiyonu aynıdır. Artık emeği patronuna bırakır. Batı Uygarlığının kurucu unsurları olan ticaret burjuvazisi, sanayi işletmeleri ve bankerler güçlerini söz konusu emeğin sömürüsünden almışlardır.

Batı Uygarlığının özeti diyebileceğimiz kapitalizm, artık emeğin işverene ait olması anlamına gelir ki, bir kez daha tekrar edersek Batı her şeyini, ücretli işçiliğin sömürüsüyle elde etmiştir.

Devamı »
Yazar: Harun Özdemir |  Yorum: 1 |  Okunma: 2171 |  Puan: Puan verilmedi |  05 Şubat 2007

Yurttaşı olduğum bu ülkeyi kurtarma sevdası zaman zaman beni de yakar kavurur. Bu uğurda harcanmış zamana, emeğe, maddi ve manevi özveriye ne diyebilirim ki, hepsi helal olsun. Çünkü her vatan evladının yaptığını yaptım. Bir şeyleri feda etmişsem de, herkesin yaptığını yapmışım. Yanlış olan bir şey yok. O zaman sorun ne, diyecek olursanız, sorun şu:

Geçenlerde vatanı kurtarma sevdalısı üç kişiye ben de katıldım, olduk dört kişi. Vatan dediğimiz büyük coğrafyayı, millet dediğimiz yetmiş milyonu aşkın halkımızı kurtarmayı düşündük de şimdiye kadar ne yaptık? Yaptıklarımız bizi tatmin etmediyse yanlışı nerede yaptık veya eksik bıraktığımız neydi, diye oturup ciddi ciddi kafa yorduk.. Ve karar verdik..

Devamı »
Yazar: Harun Özdemir |  Yorum: 2 |  Okunma: 3074 |  Puan: 6,3 |  30 Ocak 2007

Kur'ân, insanların kullandığı her konuşma gibi seslerden oluşmaktadır. Sesler hançerede çıkar ve ağızda biçimlenir. Seslerin çıkışlarına göre sıralanması yapılmaktadır. Sesler çıkış yerlerine göre sıralandıkları gibi çıkış özelliklerine göre de sınıflanmaktadır. Böylece sesler arasında çıkış ve özellikler bakımından bir akrabalık meydana gelmektedir. Bu yakınlık seslerin birbirine dönüşmesine sebep olmaktadır.
Devamı »
Yazar: Süleyman Karagülle |  Yorum: 0 |  Okunma: 5305 |  Puan: 9 |  30 Ocak 2007

Kabaca bir yaklaşımla, bugün sokaktaki insana göre Ortadoğu, petrol kaynakları zengin olan ve bu kaynaklar üzerine kurulup saltanat süren petrol ağalarının yaşadığı bir coğrafyadır. İngiliz gelir işgal eder, sömürür kendi işini düzene koyar, sonra da defolup gider. Öteki taraftan Fransız gelir katliam yapar, medeniyet neymiş öğretir, ardından defolup gider. Şimdi de Amerika ve şürekası Ortadoğu'da. Akibetin ne olacağını söylemeye gerek yok.
Devamı »
Yazar:  |  Yorum: 2 |  Okunma: 2641 |  Puan: 6 |  30 Ocak 2007

Son yaşanan Hrant Dink olayı ile birlikte geldiğimiz noktayı bundan tam 3 yıl önce görerek "yeni bir ayrışmaya doğru" başlıklı 2 yazı yazmıştım. Bu yazıda:
"Türkiye'de millici, ulusalcı ve kuva-i milliyecilerin zuhurunun en belirgin 3 sebebi olmuştur: 1-İMF ile yapılan anlaşmalar ve Kemal Derviş'in ekonominin başına getirilmesi, 2-ABD'nin küresel politikaları ve Büyük Ortadoğu Projesine hükumetin destek olması, 3-AB'ye girme uğruna verilen tavizler ve girme noktasında kaydedilen ciddi aşama.
Yaşanan bu süreç içerisinde Türkiye'de ulusal bilincin tekrar nüksetmesi gayet normal karşılanmalıdır. Biraz geriye gidip, ABD'nin Irak'ı işgalden önce Türkiye topraklarından asker geçirme talebinin Meclis'e gelmeden önceki yaşananları bir hatırlayalım.
Devamı »
Yazar: Mustafa Özdemir |  Yorum: 3 |  Okunma: 2093 |  Puan: 8,7 |  29 Ocak 2007

Batılılaşma cereyanı, neredeyse iki yüzyılı geçecek, ülkemiz ile birlikte dünyanın orasında burasında etkinliği bazen zayıflayarak, bazen de güçlenerek devam edegelmekte. Bu modern faciadan nesillere intikal eden ya da ettirilen bilim ve düşünce birikimi ne kişi olarak insanı, ne de toplumları mutlu kılmaya yetmemiş, aksine insanın umutsuzluğuna, çaresizliğine ve savunmasızlığına köklü bir temel hazırlamıştır.
Devamı »
Yazar:  |  Yorum: 2 |  Okunma: 2281 |  Puan: 8,6 |  22 Ocak 2007

Hatırlayanlar mutlaka olacaktır "Türkiye turizmle mi yoksa sanayi ile mi kalkınır" sorusunu. Bu soru benim orta ve lise yıllarımın siyasette ve okullarda en çok konuşulan konularından biriydi.
Türkiye bu tür tartışmaları 1980'li yıllarda aştı. Özel sektör bu dönemde hem hızlı bir sanayileşmeye, hem de turizm yatırımlarına yöneldi. Bugün her iki sektörde de bir noktaya gelindi.

Devamı »
Yazar: Harun Özdemir |  Yorum: 0 |  Okunma: 2015 |  Puan: Puan verilmedi |  22 Ocak 2007

Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı gibi suikastların hangi amaca yönelik olduğunu az-çok tahmin edebiliyorduk. Ancak son yıllarda meydana gelen Rahip Santoro, Danıştay'a yapılan saldırı ve en son Hrant Dink'in katledilmesi konusunda aynı rahatlıkta tahmin yapmanın zorluğunu yaşadığımı belirtmek isterim. Her ne kadar birçok tahmin yapılsa da bence hiçbiri sağlıklı analiz üzerine oturmuyor.
Devamı »
Yazar: Mustafa Özdemir |  Yorum: 4 |  Okunma: 2630 |  Puan: 5 |  22 Ocak 2007

Bugünkü yazımda, MİT'in kuruluş yıldönümü münasebetiyle yapmış olduğu basın açıklamasının ne anlama geldiğini daha doğrusu kendim bu açıklamadan ne anladığımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Yapılan basın açıklamasını herkes kendince yorumlamaya kalkıştı. Ben de bu basın açıklamasından birkaç paragrafı sizlerle paylaşmak istedim.
Devamı »
Yazar: Mustafa Özdemir |  Yorum: 0 |  Okunma: 2018 |  Puan: Puan verilmedi |  17 Ocak 2007

Kur'an'ın vaat ettiklerine sınır çizemem, siz de aynı görüşte iseniz, sorun yok demektir. Çünkü Kur'an kendisinden yararlanmak isteyenlere her zaman açık bir kitaptır. Az önce okuduğumuz bir ayeti, biraz sonra tekrar ama yeni bir dikkatle okuma zahmetine katlanabilirsek, daha önce anladıklarınızdan çok daha fazlasını yeni okuyuşumuzda anlamaya başlarız. Anlamak için okuyanlar bilir ki Kur'an, her okunduğunda okuyucusuna hiç ummadığı yeni bir vaadini hatırlatır. O nedenle yeter ki Müslüman, anlama konusunda istekli olsun.
Devamı »
Yazar: Harun Özdemir |  Yorum: 0 |  Okunma: 2072 |  Puan: Puan verilmedi |  15 Ocak 2007

İnsanlar, tarih boyunca düşünürken iki zıt düşüncenin etkisi altında kalmışlardır:
Biri, tanrının varlığını ve öldükten sonra dirilmeyi kabul eden düşüncedir.
Diğeri ise, kâinatın kendiliğinden varolduğu ve insanların öldükten sonra artık yaşamayacağı düşüncesidir.
Zaman zaman inkârcılar daha baskın hâle gelmişlerse de, medeniyetler inananların çalışmaları ile kurulmuş ve onların omuzlarında yükselmiştir.
İnkârcılık, yıkıcılığın; inanç ise, yapıcılığın kaynağı olmuştur.
Çağımızda inkârcılık, suskunlukla desteklenmiştir.

Devamı »
Yazar: Süleyman Karagülle |  Yorum: 0 |  Okunma: 2358 |  Puan: Puan verilmedi |  10 Ocak 2007

Son yüzyıl Dünya sanatı, edebiyatı ve düşüncesi, "korku"yu o kadar işledi ki, neredeyse yaşadığımız zaman ve mekanların hamurunda, mayasında "korku"dan başka bir şey olmadığına inanacağız. Bu aldanışa kapıldığımız takdirde, insanoğlunu korkak bir yaratık, daha doğrusu, korkulardan teşekkül etmiş bir ucube gibi görmeye başlarız. Hiç şüphe yok ki, bu eğilim, insanı adeta insanlıktan çıkaran, ona bütün insanî niteliklerini kaybettiren savaşlar, saldırılar, işgaller ve bunların sonucu milyonlarca insanın ölümü ile kuvvet bulmaktadır.
Devamı »
Yazar:  |  Yorum: 0 |  Okunma: 2215 |  Puan: 8,3 |  10 Ocak 2007

İç ve dış borçlarımızın toplamı 500 milyar dolara vurdu. Devletin gelir, gider ve faiz ödemeleri rakamlarını önümüze koyduğumuz zaman; toplama ve çıkarma bilen herkes bu borçların ödenmesinin imkânsız olduğunu bilir. Aslında bu durum yeni değil; yaklaşık 10 yıldır ödenmesi imkânsız rakamlarla idare edip gidiyoruz. İdare edip gidiyoruz da nasıl idare ettiğimizi matematiksel olarak izah da edemiyoruz. Elâzığ'da bir delimiz vardı ve yanından geçen herkese "gidiyorsun ama nereye gidiyorsun, gidiyorsun ama nasıl gidiyorsun" derdi. Ben de bu ekonomik rakamları önüme koyduğumda aklım firar ediyor ve dönüp çevremdekilere "Yahu Türkiye ayakta duruyor ama nasıl duruyor, niye duruyor?" söyleyesim geliyor.
Devamı »
Yazar: Mustafa Özdemir |  Yorum: 0 |  Okunma: 2107 |  Puan: 9 |  08 Ocak 2007

Osmanlı Devleti'ni kurtarma çabasındaki düşünürlerin toplum analizleri ne kadar gerçekçiydi, bugünlerde bu görüşler üzerinde düşünenler var mı, bilmiyorum. Boş vakti olanlara öneririm, bu konuları merak ederlerse, hoş vakitler geçireceklerinden eminim.

Batı'da büyüyen uluslar arası ticaret ve arkasından doğan sanayi, şaşırtıcı gelişmelere sahne olurken Osmanlı Devleti, neleri ihmal ettiğini ve aradaki farkın büyüklüğünü, ancak ağır bir yenilgiden sonra anlayabildi.

Düşünüldü, bir şeyler yapılmalı dendi, işe devletin yenilenmesinden başlandı. Tabiî ki, o günlerde devlet demek, ordu demekti, o zaman işe ordudan başlanacaktı. Öyle de yapıldı, işe ordudan başlandı.

Devamı »
Yazar: Harun Özdemir |  Yorum: 0 |  Okunma: 2049 |  Puan: Puan verilmedi |  05 Ocak 2007

İnsan madem ruh ve bedenin terkibinden oluşmaktadır, o halde bedeni ve ruhu ile birlikte özelliklerinin tespit edilerek tanınması gerekir.

İnsan dendiği zaman, yukarıdan beri anlatılmaya çalışılan çerçevede, şu sekiz özelliği tespit edilebilir.

a) Yok olabilen varlığı
b) Benzerleri olan tekliği
c) Muhtaç olan hayatı
d) Başkasının yaptığı bir bedeni
e) Eksik olan bilgileri
f) Başkasının oluşturduğu dili
g) Tercih mahiyetinde işleri ve
h) Hatalı da olsa hakkı bilmesi.

Devamı »
Yazar: Süleyman Karagülle |  Yorum: 0 |  Okunma: 2196 |  Puan: Puan verilmedi |  03 Ocak 2007

17 Sayfada 246 haber kayıtlı.
«« ] [ « ]  1.  2.  3.  4.  5.  6.  7.  8.  9.  10.  11.  12.  13.  14.  15.  16.  17.  [ » ] [ »» ]