Akp'ye Derin Tuzak
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2053  |  Puan: 6,6  |  27 Eylül 2007
 
 
AKP’YE DERİN TUZAK

 

 

            AKP’den siyaseten kurtuluşun imkânsız olduğunu gören Anamuhalefet Partisi ve sivil toplum örgütleri 22 Temmuz seçimleri öncesinde Türkiye’de ortamı gerip demokrasi ve hukuk dışı yollara tevessül ederek AKP’den kurtulamanın yollarını denediler. Halk ise bu gerginliğin tırmanmasında AKP dışındakileri suçlu bularak sandıkta cezalandırdı. Halk o gün olayın farkındaydı; ortada hiçbir şey yokken birileri ısrarla ortamı germeye çalışarak AKP’yi yıkmaya, sarsamaya çalışıyordu ve bu durum halkın gözünden kaçmadı. Halk sandıkta, gergin ortamın zuhur etmesinde en az suçu olan AKP’nin yanında saf tutmuştu.

            Seçimler ve devamında Cumhurbaşkanlığı seçimi neticelendikten sonra ülkede gergin ortamın ortadan kalkacağını bekleyenler büyük bir yanılgı ve şaşkınlık içerisinde kaldılar. Seçimler yenilendi, parlamento değişti, yeni cumhurbaşkanı seçildi ama gerginlik hala tırmanmaya devam ediyor. Ortamın sakinleşeceğini düşünenler yanıldılar. Asıl yazımın konusu, ortamın gerilmesinden dolayı büyük bir şaşkınlık içerisinde olan benim gibi birkaç insanın durumu.

            Şaşkınlığımın sebebi şu, AKP seçimler öncesi gergin ortamı yatıştırmak için büyük gayret sarfetti. Haklı olmasına rağmen sırf ortam daha fazla gerilmesin diye bir çok toleranslı hamleler de yaptılar. Seçim bitti; gerginlik de bitecek derken bir anda AKP “Anayasayı değiştirmek birinci önceliğimiz” demez mi! Peki ne aciliyeti vardı da AKP böyle bir adım attı. AKP ekonomideki iyi gidişi tabana yayma sözü vermişti; acaba mevcut anayasa millî gelirin 10.000.$’a çıkmasına engel mi teşkil ediyordu. Memur, işçi, köylü gibi ücretleri devletçe belirlenen insanlarımızın ücretlerini arttırmak için AKP’nin bir projesi vardı da mevcut anayasa mı buna engeldi.

            AKP’nin her kazandığı seçimde öncelikle kısa vadeli “acil eylem planı” olurdu ve bu plan ile çok acil olan sorunların çözümlenmesine öncelik verilirdi. Ne oldu da bir anda AKP, kazandığı bu seçimin ardından öncelikli, acil eylem planı olarak anayasa değişikliğini gündeme getirdi? Seçmen, ekonomik sorunlarının çözümü için AKP’den öncelikle seçim vaadlerini yerine getirmesini beklerken ne oldu da AKP bir anda “Anayasayı değiştireceğim” tartışmaları ile ülkeyi germeye başladı. Seçimden önceki gergin ortamdan rahatsız olan ve bu gergin ortamın zuhurunda en az kusurlu olan AKP şimdiki gerginliğin baş aktörü en büyük tahrikçisi.

            Çok derin ve büyük kuşkular taşıyorum.

            Seçimden önceki gerginliğin mağduru olan AKP’nin yanında halkla birlikte kenetlendik, destek yazıları yazdık; demokrasiden yana tavır alarak sandıktan AKP’nin zaferle ayrılmasını bekledik ve seçim sonucunu alkışladık. Ama şimdi hiç yeri yok iken ve hiç de öncelik taşımamasına rağmen “Bu anayasayı değiştireceğim” diye ortaya çıkıp ortamı germek de neyin nesi.

            1982 Anayasasının yürürlüğe girmesinin üzerinden 25 yıl geçti. Bu 25 yıl içerisinde ülkemizin geri kalmasında, ekonomik ve bilimsel anlamda yerinde saymamızda, halkın geçen bu 25 yıl içerisinde daha mutsuzlaşmasında; gaspın, hırsızlığın, fuhuşun ve suç oranlarının artmasında en az suçlu biri varsa o da 1982 Anayasasıdır. Bunu bir hukukçu olarak söylüyorum. Eğer birileri ısrarla 1982 Anayasası ülkeyi bu hale getirdi diyorsa bilin ki bunu söyleyen ya cahildir ya da mahalle politikacısıdır. Hukuk bilen ve 1982 Anayasasını iyi incelemiş hiçbir vicdan sahibi kimse, geçmiş 25 yılın vebalini 1982 Anayasasına yükleyemez. 1982 Anayasası masum mudur derseniz tabi ki “hayır” derim.

            12 Eylül Anayasasının eksiklerini, yanlışlarını görmezden gelemeyiz ancak beni derin kuşkulara iten sebep “AKP neden bu konuyu öncelik olarak görüyor. Ortamı seçim öncesinden daha fazla germe pahasına AKP’nin anayasa tartışmalarına çekilmesinin mantıklı bir izahını kim yapabilir?”

            Buradan bir öneride bulunmak istiyorum. İlk önerim Sayın Erdoğan’a

            “Sayın Erdoğan, birileri hem de en yakınınızdaki insanlar AKP’yi tuzağa düşürdü. Hiç önceliğiniz olmamasına rağmen kucağınıza anayasa tartışmasını bir el bombası gibi bıraktılar. Zararın neresinden dönerseniz kârdır. Gelin yarın bir açıklama yapın ve yeni anayasa hazırlamaktan vazgeçtiğinizi deklare edin. Eğer bunu yaparsanız tekrar insiyatifi ele geçirmiş olursunuz. Bugün için gelişen ve zuhur eden ortamda asla insiyatif sizde değil; birileri insiyatifin sizde olduğunu söyleyerek sizi aldatsa da.”

            İkinci önerim de vatandaşlarımıza:

            “AKP’nin bizzat gerdiği bu ortamda dikkatli olunuz. Şu anki gerginlik ile seçimden önceki gerginlik arasında dağlar kadar fark var. O gün gerginliğin mağduru olan AKP’nin yanında kenetlendik ancak Anayasa tartışması ekseninde gelişen bu gerginliğin de tek sorumlusu AKP. Hiç yeri yok iken bu gerginliği ortaya çıkartan hükumetin kendisidir. Bu tartışmalarda AKP’nin yanında yer alabilirsiniz ancak bunu seçimlerden önceki yer alma ile karıştırmayın. O gün cansiperane bir şekilde AKP’nin yanında yer aldık ama bu gün o gün değil. Birileri AKP’ye verdiğimiz destekten dolayı ya çok şımardı ya da bizi fena halde kullanacak. Anayasa değişikliği tartışmasında halkın taraf olmasını gerektirecek bir ehemmiyet yok çünkü halkın daha önemli sorunları var. Ancak AKP saflarında yer alan birileri bu anayasa tartışmalarını bilerek “hayat-memat” mes’elesine dönüştürmek istiyor. Bu konuda halkı da yanına çekmek için demokrasi ve cumhuriyet edebiyatları yapmaya başladılar bile. Bu halkın anayasa tartışması ile gerilmesinden daha öncelikli mes’eleleri vardır ve AKP önce bu mes’elelere el atmalıdır. Türban mes’elesini de anayasa değişikliği tartışmalarına iliştirerek bizi bu tartışmaların içine itmek istiyorlar. Dikkatli ve kuşkucu olmanın zamanıdır”

            AKP kendi içerisindeki derin odaklarca büyük bir girdabın içerisine çekildi. Bu girdaptan çıkışın ve oynanan oyunu bozmanın tek bir yolu var o da Sayın Erdoğan çıkacak ve “Anayasa değişikliği gündemimizden kalkmıştır ve bu konu da kapanmıştır” diyecektir. Yoksa bu gidiş AKP’yi de istikrarlı giden ekonomiyi de, siyaseti de yerle bir edecektir.

 

                                                                          Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
fatih karataş [ 15 Ekim 2007 04:57:51 ]
sayın hocam ne güzel söylüyorsunuz ama cesaret gördüğün yer değil göremediğin yerdir.bu ülkeye bir şey yapmak istiyorsan mücadele etmelisin Atatürk bu kadar değişikliği yapmayıp geri adım atsaydı bugün biz bunları yazamazdık.o yüzden şunu söylüyorum bırakın birileri ağlasın üzülsün kırılsın ama geleceğimiz kurtulsun.saygılar

Şinasi [ 02 Ekim 2007 17:05:01 ]
Karşıt gibi değerlendirilince yorumlar bile girmiyor demekki siteye.

Bu nasıl denge nasıl muvazene! Pes doğrusu...

Şinasi [ 01 Ekim 2007 17:43:17 ]
Merhaba,
AKP''nin kucağına Anayasanın bırakılmış olduğuna ilişkin tespitiniz doğru olmakla birlikte, AKP artık o Anayasayı kendisinin bile hazırlattığını söyleyemiyor. Bu da ilginç bir manevra...
Diğer yandan fuhuş ve benzeri Ceza Kanununa tabi hükümler açısında 1982 Anayasası dikkate alındığında, Ceza Kanunu AB''ye uyum ile birlikte son 10 yıldır sürekli yenilendi. Her türlü melanetin ''82 Anayasasına atılmasından ziyade, bir de bu yenilenen kısımların da dikkate alınarak görüş beyan edilmesi gerekirdi. Nitekim, siz de bir hukukçusunuz.
Son olarak, AKP bu devinimi başlattı, ne Başbakan ne de Cumhurbaşkanı artık bu süreç konusunda geri adım atamaz. Anayasa ile ilgili verdiği demeçler konusunda geri adım atması, gerek itibarının zedelenmesi anlamına gelir gerekse tabiri caizse tükürdüğünü yalamış olur. Bu konuda ancak toplumun geneli ile birlikte bir Anayasa yolunu seçmelidir.
Bu tür girdap, derin odak nevi şahıs veya örgütlerin yazınızda belirtilmesi en azından AKP''ye oy atanlar için de bir bakış açısı yaratır umarım. Bu ülke zamanında hem müslümanına hem ateistine hem de gayrimüslimine sahip çıktı. Bundan sonra da çıkacaktır...

Fikret ASLAN [ 28 Eylül 2007 05:27:27 ]
Sn.Özdemir, yaptığınız değerlendirmeye katkı olsun diye bende fikrimi yazayım.
Öncelikle 22 temmuz öncesi haksızlığa uğrayan AKP''nin arkasında inançlı ve aklıbaşında insanlar vardı ve gerilen o havaya rağmen hiçbir şekilde tepkilerini kimseleri rahatsız edecek şekilde ortaya koymadılar, tek tepkileri sandıkta verdikleri oy''du...
Ama şu anda gerilen taraf, çoğunluğunu ateistlerin oluşturduğu bir gruptur ve bu grubun yıllar önce Kadıköydeki 1 mayıs kutlamalarında yaptıklarını hatırlıyorumda gerçekten ben de sizin kuşkularınıza katılıyorum. Çünkü inançlı halkın tepkisiyle ateist insanların tepkisi aynı masum çizgide olmuyor maalesef.
Allah sonumuzu hayretsin...

arif boyaci [ 27 Eylül 2007 18:26:33 ]
sevgili Mustafa bey
tespitinizi yerinde ve saglikli buldum.
secim sonrasi yazdigim bir yorumda demistim ki,
halkimiz bu secimde malesef kullanilmistir ve bazi güc odaklari da hala kullanmaya devam ediyorlar.dikkat etmisseniz, akp nin secim bildirgesinde, öncelikli konularin en basinda anayasa degisikligi gelmekteydi.fakat ortami öyle bir hale getirdiler ki, kimse ne akp nin secim bildirgesiyle ilgilendi, ne vaatleriyle, ne sunla, ne de bunla.varsa yoksa abdullah gül ün cumhurbaskanligiydi.%47 yi alan akp, ben ne yapsam halk destekler havasina girdi.halk ise akp ne yapsa dogrudur, destekleriz havasinda.tayyip bey öksürse bunda bir hikmet vardir diyecek keder afsunlanmis halkimiz.ben secim öncesi, bir sag partinin mutlaka koalisyona ( hem de güclü bir koalisyona ) gelmesi taraftariydim.en azindan akp yi kontrol mekanizmasi vazifesi görmesi acisindan.simdi sürekli bir bicimde bölünmeye gidiyor halkimiz, tipki 70 li, 80 li yillarda, 28 subatlarin yasandigi zamanlardaki gibi.bunun tek sorumlusu akp ve yine kendi halkimizdir.halkimizin en kisa zamanda, üzerinde oynanan oyunlari görerek yanlisindan geri dönmesi gerekir.

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link