Yakın Tarihimizde İktidar Oyunları -3-
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2434  |  Puan: 8,7  |  15 Ekim 2007
 
YAKIN TARİHİMİZDE İKTİDAR OYUNLARI-3-
 
1924’ten 1943’e kadar İslamcılar pasifize edilmiştir. Geçen süre içinde Hilafet Osmanlı Hanedanından alınmış, Cumhuriyet’e ve hükümete devredilmiştir. Hiçbir İslam ülkesinde örneği olmayan İmam Hatip Okulları ve İlahiyat Fakültesi modeli oluşturulmuş, faaliyete geçirilmiş, birkaç yıl sonra da yasal statüsü korunarak eğitim ve öğretimlerine bir süreliğine ara verilmiştir. İslam Dini faaliyetleri devletin güvencesi altına alınmıştır. Vakıflar etkisizleştirilmiş, medreseler, tekke ve zaviyeler kapatılmıştır. Tekke ve zaviyeler kapatıldığı için de Alevilik yasal statüsünü kaybetmiştir. Bununla beraber Diyanet İşleri Teşkilatı’nın Sünni, Maturidi ve Hanefiliğe göre dini hizmet vermesi yasal güvence altına alınmıştır. Mehmet Akif Ersoy’a Kur’an Meali, bitiremeyince Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a Kur’an Meali ve Tefsiri, Babanzâde Ahmed Naim’e, ölünce Kamil Miras’a Sahih-i Buhari’nin çeviri ve yorumlanması kanunla yine Sünni, Maturidi ve Hanefi İslam yorumuna göre yazdırılmıştır.

 

Başka şeyler de yapılmıştır, fakat halk bunlardan çok; ezanın neden Arapça okunamadığına bir türlü anlam verememiştir. Müslüman vatandaşa ise nüfusu artırmak için bol çocuk yapma görevi verilmiştir. Bu arada Mustafa Kemal’in İslam ülkelerinde Batılı sömürgeci güçlere karşı İslamcı muhalefet hareketlerini desteklemesi ise gözlerden kaçmamıştır.

 

***

 

Türkçülere gelince.. Türkçülük Osmanlı’da iki kaynağa dayanır: Biri Rusya sınırları içinde veya Rusya’nın tehdidinde olan Türkçülüktür. Musa Carullah Bigi, Şihabeddin Mercani, Hüseyin Feyzhani, Abdullah Tukay, Hüseyinof kardeşler, G.İbragimov, Ahundzade Mirza Feth Ali, İsmail Gaspıralı, Hüseyinzade Ali Turan, Ayaz İshaki, Mehmet Emin Resulzade, Sadri Maksudi, Fatih Kerimov, İlyas Alkyin, Cafer Seydahmet, İbrahim Ahmedov, Hasan Ata Gaveşi, Ahmet Ağaoğlu, Zeki Velidi Togan, Yusuf Akçura… gibi kişiler bu ekolün en ünlü düşünce aksiyon adamlarıdır. Kuzey - Şimal Türkçüleri diyebileceğimiz bu kişiler, genel olarak “İslamcı Türkçüler”dir. Ziya Gökalp ve Fuat Köprülü ekolu bu kaynağın fikirlerine çok yakındırlar ve Mustafa Kemal’i belli ölçüde de etkilemişlerdir.

 

Türkçülüğün diğer kaynağı ise Müslümanlığı kabul edip Osmanlı Devleti’nde görev alan aslen Yahudi Polonya – Macaristan milliyetçileri ve onların devamı denebilecek Selanik merkezli “İslamsız Türkçüler”dir. Selanikli olmasalar da Selanik’te oluşan ekolü benimseyenlerin büyük çoğunluğu aynı zamanda Sabetaycı veya Karaimcidir. Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay, Necip Fazlı, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Reşat Nuri Güntekin, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Tekin Alp, Vala Nurettin, Yaşar Nabi Nayır, Hüseyin Cahit Yalçın, Celal Nuri İleri, Faruk Nafiz Çamlıbel, Burhan Belge, Ahmet Emin Yalman, Yunus Nadi, Doğan Nadi, Simaviler… bu akımın etkili temsilcileridir. “İslamsız Türkçüğü” savunan düşünce ve aksiyon adamları ellerindeki yayın gücü ile daha etkili bir kamuoyu oluşturabilmişlerdir.

 

Mustafa Kemal, Hüseyinzade Ali, Ziya Gökalp, Fuat Köprülü, Yusuf Akçura gibi Türkçülerin çalışmalarından etkilenerek İran ve Afganistan üzerinden SSCB sınırlarında kalan Türkî Cumhuriyetlere uzun süre mesaj yüklü yayınlar ileterek Türkçülük idealinin yakın takipçisi olduğunu kanıtlamıştır. Türk Dili ve Türk Tarihi araştırmalarına verdiği desteklerle ise çığır açmıştır.

 

Kısaca özetlendiğinde gayrı Müslimler; ekonomik, sosyal ve siyasal faaliyetlerden hızla tasfiye edilirken, İslamcılar ve Türkçüler de devlet yönetiminden uzaklaştırılmışlar veya oldukça etkisiz hale getirilmişlerdir. Ortaya çıkan boşluğu ise büyük ölçüde Lozan’ın yürütücü kadroları olan Sabetaycılar – İslamsız Türkçüler veya onlarla uyumlu kişiler doldurmuştur.

 

***

 

Almanların 1943 sonbaharında SSCB’ye yenilmesi dünyada birçok şeyi değiştirdiği gibi Türkiye’yi de derinden etkilemiştir. Sabetaycılar, o tarihe kadar yaptıkları Yahudi düşmanlığını hemen bırakmışlar ve çalışma kamplarındaki Rum, Ermeni ve Yahudileri evlerine göndermişlerdir. 

 

1943’e kadar yayın dünyasında yok denecek kadar etkisiz olan İslamcıların gündeminde yer almayan Yahudi düşmanlığı, Almanların yenilmesinden sonra çok hızlı bir şekilde İslamcıların gündemine taşınmıştır. Yahudi düşmanlığının İslamcılara ihalesinde iki isim çok önemlidir: Biri, kimliği karanlık Cevat Rıfat Atilhan, diğeri ise eski Teşkilat-ı Mahsusa üyesi Eşref Edip’tir.

 

Eşref Edip, Sıratı Müstakim’i yeniden çıkarır ve bu dergi aracılığı ile Filistin sorunu üzerinden İslamcıların gündemini belirlemeye çalışır. Cevat Rıfat Atilhan ise o güne kadarki çevresini ihmal eder, İslamcı çevrelere takılmaya başlar. Anlattıkları çok ilginçtir.. Yahudilerle mutlaka mücadele edilmelidir.. Masonlar da tehlikelidir.. Onlarla da mücadele edilmelidir..

 

İslam’ı ve İslamcılığı klasik ilimlerle açıklayan, içtihatla çağı yakalamaya çalışan, geniş katılımlı, her dini, ırkı ve kültürü bir arada yönetmeyi siyasal geleneklerinin ana unsuru olarak gören eski İslamcılar, Yahudilik, Filistin, Masonlar… dan oluşan yeni konsepte ilgi göstermezler. Ama Türkiye büyümüştür, 20 yılda yeni bir kuşak yetişmiştir, yeni kuşaklar Arapça İslam klasiklerini okuyamamaktadır ve İslam Dini konusundaki bilgileri de kulaktan dolmadır..

 

İslamcıların yeni konsept ilmîlikten uzaktır. Müslüman halk arasından devşirilen birkaç İslamcı yazarın gündemi “düşmanlık” konularıyla kuşatılmıştır. Malzeme de boldur. İslam tarihinden çok; ABD, Avrupa, Ortadoğu, son dönem Osmanlı… konu edinilir.. Yahudiler, Masonlar çok tehlikelidir...

 

Halkı ikna etmekte zorluk çekilmez.. Nedense İslamcılar bu konularla ilgilendirilirken diğer çevrelere gülünç gelir, çünkü analizler sığ ve bilimsellikten uzaktır. İslamcılıkla İslamcılardan başkası ilgilenmez, burada gerçeğin karartıldığı yalanlarla dolu ayrı bir dünya kurulur.

 

Halkın çoğunluğuna gelince.. Halkımız yeni durumu anlamaktan uzaktır. Ama ateşli konuşmacıları da sevmiştir.

                                           Harun Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
engin yağlı [ 22 Ekim 2007 17:59:31 ]
abe selamlar yazıları takip etmeye çalışıyorum. saygılarımla

fatih karataş [ 17 Ekim 2007 04:36:20 ]
sayın hocama bir soru soracağım neden islamiyeti türkçe yaşamıyoruz harf inkılabı olunca insanlarımız koptu bundan anlayamıyor.

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link