Cemaatler cemaat olsa...
Kategori: Güncel  |  Okunma: 2455  |  Puan: 8,5  |  18 Ekim 2007

Cemaatler cemaat olsa...

    

       Türkiye’deki cemaatler herkesin malumu. Ama herkesin meçhulu olan bir tarafları da var, bunu kimse inkâr edemez. Meçhul derken, bu cemaatlerin gizli kapaklı işler çevirdiklerini ima etmiyoruz. Böyle şeyler, zaten ekmeğini din düşmanlığı yaparak kazanan bir güruhun işi… Bizim meçhul olandan kasdımız, cemaatlerin kendilerini takdim ederken yaşadıkları bulanıklıklar ve karışıklıklardır.

       Eğer cemaati bir piramite benzeterek söyleyecek olursak, yukarıya doğru yükseldikçe dış dünyaya açık, tabana indikçe kapalı bir mahiyet arzetmekte. Doğrusu, bunun tam tersinin gerçekleşmesi gerekirdi. Toplum katmanlarında insanların kemikleşmiş, sertleşmiş yüz ifadeleri ile birbirlerine yönelmeleri ve onları sevk ve idare edenlerin ise her türlü etkiye, tepkiye, tabir caizse, her türlü rüzgâra, melteme , poyraza , karayele  açık olmaları cemaat anlayış ve şuuruna aykırı değil midir? İnsanların sadakat ve bağlılıklarını onların haberdar olmadıkları kanallara hizmetkâr etme tehlikesi ve  istismar yolunun daima açık durması mevcut cemaatlerimizin en kırılgan, en zayıf tarafını teşkil etmektedir.

      Paylaşılan bilgi ve eylem, üzerinde ittifak edilmiş, diyelim ki bir ortak sembolün ifade ettiği anlamdan çok daha fazla olması gerekirken, aksi gerçekleşiyor ve tabana doğru inildikçe kitle, dar kalıpların hakim olduğu bir anlayışın içinde tutuluyor. Cemaatlerin etrafında sanki bir duvar örülmüşçesine  küçük küçük adacıklar gibi durmaları, ne denli büyüseler büyüsünler onları güçsüz kılmaktadır.

      Bizim derdimiz, şu ya da bu cemaati konuşmak değil, hemen bütün cemaatlerin içlerinde barındırdıkları zaaflara işaret etmeye çalışıyoruz. Evvela, cemaatlerin birbirlerine karşı tavır ve tutumlarının, birbirlerini anlama ve değerlendirme şekillerinin son derece düşündürücü olduğunu söylemek zorundayız. Bir yandan ekonomik ve siyasî alanlarda  mevcut sisteme entegre olmakta beis görülmezken, öte yanda  kardeşlik ve merhamet, şefkat ve yardımlaşma hasletleri sadece cemaat üyeleri için işlemektedir.

     Cemaatlerin ekonomik faaliyetlerle uğraşmalarında,  fakirliğin ve sefaletin toplumda azaltılması bakımından hayır vardır. Lakin cemaatlerin cemaat olmaktan öte, birer holdinge dönüşmelerinde birçok mahzurlar bulunmaktadır. Ticari faaliyetler için şirketler kurulur, ticarethaneler açılır vesaire… Bunun için dinî bir misyon belirlemeye gerek yoktur.

     Cemaatlerin siyaset dünyasına katkılarda bulunmasında da herhangi bir sakınca yoktur. Ancak, cemaatlerin siyasî partiler gibi çalışmaya kalkışması, hatta siyasî parti kurmalarını doğrusu, cemaat ruhuna aykırı bulmaktayız. Cemaatler arasındaki kardeşliği ve dayanışmayı ortadan kaldıran, bir araya gelmelerini adeta imkansız kılan sebeplerin başında bu siyasî heveslerdir. Cemaat lideri, siyasal parti lideri değildir ve olamaz da.  Siyasal parti liderleri için kabul edilegelen ve çoğu yanlış olan bazı nitelikler vardır, cemaat liderleri de bu niteliklere   sahip olduklarına kolayca inanmakta ve çevrelerini buna inanmaya çağırmaktadırlar.

     Her halukârda cemaatlerin varlığı toplumumuz için olumludur, hatta gereklidir. Biz, cemaatleri, medyasıyla, şirketleriyle, gayrımenkulleriyle birer holding, ya da birer siyasî parti gibi görmek istemiyoruz. Çünkü mevcut halleriyle cemaatlerimizin, bağlıları arasında kuvvetle işleyen manevî vasıfların cemaatler arasında geçerli olmadığını müşahede ediyoruz. Tezyif ve  tahkir, fena halde ve Allah’tan korkmadan Müslümana yöneltilmekte, iş, tekfire kadar götürülmekte. Batı dünyasının İslâm topraklarını işgal ettiği, bin türlü zulüm ve işkence örnekleri sergilediği bir zamanda

      Müslümanların küçük meşrep farklarıyla cemaatler olmasında bir mahzur görmediğimiz gibi büyük yararlar umduğumuzu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Cemaatler, cemaat olsa tabii..

                                                                                Necat Çavuş


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
engin güllü [ 31 Ekim 2007 00:33:45 ]
tanıyabilirdim. Hala daha o tarikatin atomcuklarını bana o bakışlar ele veriyor çok azalmış olsalar bile. Allah korusun o kötü bakışlılar sakın sizin çevrenizdeki müslüman cemaatlerine girmiş olmasınlar.
Belki de bu topraklardaki birlikteliklerin kaderi budur.
Bence; anafikri insan inşası ve yükselmesi ve böylece Yaradan'a ulaşılması amacında olması gereken bu tür müslüman cemaat üyelerine İslam'ın (Barış) anlamını anımsamaları ve bu şiarla davranmaları şairane bir manifestoyla bildirilmelidir. Ama şimdilik T.C. Anayasası 1.maddesiyle yetinmeliler.Omadde bölmeyin, bölünmeyin der kısaca değil mi ?
Yazınız için teşekkürlerimle yürekten selamlarım. Hoş kalın.Esenlikler dilerim.

engin güllü [ 30 Ekim 2007 23:47:08 ]
Sn. Necat Çavuş
Yazınızda bahsettiğiniz dini hatta müslüman cemaatleri içinden tanıma mutluluğuna erişememiş olmanın ezikliği içinde olduğumu bilmenizi isterim.
Anladığım kadarıyla müslüman cemaatler birbirlerine karşı hoşgörüsüzlük ve saygısızlık içindeler diyorsunuz.
Benim bildiğim "devrimci" cemaatlerin de birbirlerine karşı aynı hoşgörüsüzlük olduklarıydı (can almaları saymıyorum bile) sonra atomlarına kadar bölündüler. O kadar tanırdımki bunlardan bir tarikatın adamlarını çevrelerine fırlattıkları kendini beğenmiş bakışlardan

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link