Mehmet Ağar'ın Görmek İstemediği Ya Da İntiharı
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2505  |  Puan: 7  |  10 Ocak 2008

MEHMET A?AR’IN GÖRMEK İSTEMEDİ?İ YA DA İNTİHARI

 

            22 Temmuz 2007’deki genel seçimden sonra aylardır Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın kapsamlı bir değerlendirme yapmasını bekledim. Sayın Ağar bir türlü konuşmuyordu. Merakımı gidermek için Demokrat Parti kongresini beklemekten başka çarem yoktu. Sayın Ağar, seçim sonuçlarının değerlendirmesini sadece kamuoyu ile değil en yakın siyasetteki yol arkadaşları ile dahi paylaşmıyordu.

            Sayın Ağar’ın özeleştirisini çok merak ediyordum çünkü, yıllardır siyasette ardından yürümüş biri olarak, 27 Nisan E-Muhtırasından sonra Sayın Ağar’ın izlediği siyaseti eleştirmiş ve danışmanları vasıtasıyla kendisine notlar iletmiştim. Sayın Ağar’ı eleştirmem özellikle benim eleştirmem birçok insanda şaşkınlık yaratmıştı. Hala Sayın Ağar’ı savunmaya devam edenlerin ise büyük tepkisini çekmiştim. 27 Nisan E-Muhtırasından 2 gün sonra kaleme aldığım yazımda, Sayın Ağar’ın bir analizini yapmıştım. 30 Nisan 2007’deki yazımda:

           

            “Siyasete adım atan Sayın Ağar, daha meclise girdiğinin ilk döneminde, dönemin Başbakanı Erbakan’ın Libya gezisi kararnamesini imzalamayarak iyi giden Refah-Yol Hükumeti surlarında ilk deliği açmıştır. O günden sonra ardı arkası gelmeyen provakasyonlar 28 Şubat ile nihayete ermiştir. 28 Şubat’a giden süreci başlatan siyasî olarak zihinlere kazınan Sayın Ağar’ın ilk siyasî hatasını sonrakiler izleyecekti.

         Elazığ’dan bağımsız milletvekili seçilerek Meclis’e girmesinin ardından DYP Genel Başkanlığı’nı ele geçirmek için atağa kalktı. Ankara Hipodumu’nda Genel Başkanlığa Yürüyüş adlı bir miting tertip ederek DYP Genel Başkanlığı’na soyundu. Yine bir siyasî hata yaparak; mitingi tertip ettiği gün ve saati Merve Kavakçı’nın yemin törenine denk getirdi. O gün tüm Türkiye Meclis’de Merve Kavakçı türbanla yemin edebilecek mi diye televizyonları başına kilitlenmişken Sayın Ağar, Hipodrum’da DYP Genel Başkanlığı üzerine konuşma yapıyordu. Hiç ses getirmeyen; zamansız yapılmış bu miting Sayın Ağar’ın DYP Genel Başkanı olmasını uzun bir süre ertelemiştir. Siyaseten yapılan bu ikinci hata, Sayın Ağar gibi birine asla yakışmamıştır.

         DYP Genel Başkanı olduktan sonra Sayın Ağar, AKP’ye karşı 4 yıl boyunca çok mantıklı ve stratejik bir muhalefet yaptı. İnsancıl ve emek isteyen bu muhalefet sayesinde AKP’den kaçacak tüm oyların adresi DYP olacak iken Sayın Ağar siyaseten en büyük ve üçüncü hatasını yaptı. Dört yıl boyunca muhalefette çizdiği yol bir anda kördüğüm oldu. Dört yıllık emek ancak bu kadar israf edilebilirdi. Sürekli Demokrat Parti geleneğinden ve misyonundan bahseden Sayın Ağar, Cumhurbaşkanlığı seçimindeki davranışı ile inandırıcılığını yitirmiş ve kendisine inananları aldatmıştır. Geçen gün Meclis’de yaptığı konuşmada, sözünü dinlemeyerek oylama için Meclis’e giren Ümmet Kandoğan’ı kastederek “Hayatımda hiç aldatan olmadım” dedi. Peki Sayın Ağar, CHP’nin arkasına takılarak, Demokrat Parti misyonuna ihanet ederek, muhtıraya sebep olarak beni ve size oy veren, güvenen seçmenlerinizi aldatmadınız mı? Yoksa siz bizi aldatmadınız da biz mi kendimizi aldatılmış hissediyoruz! Madem bu halkın karşısına CHP ile birlik olarak çıktınız; sandıkta da halk sizi CHP ile aynı kefeye koyacaktır. Eğer AKP’ye muhalfet ederek iktidara yürümek niyetinde iseniz yanlış bir yol arkadaşı seçtiniz kendinize. CHP’nin çekincelerini kendi çekinceleriniz olarak ifade ederek AKP’den kaçacak oyları DYP’de toplayamazsınız. Çünkü o oyların adresi Demokrat Parti döneminden beri bellidir yani o oyların adresi CHP’dir.

         Sayın Ağar’ın bürokratik yaşamı başarılar ve kahramanlıklarla doludur ancak siyasî hayatı için aynı şeyi söylememiz artık mümkün değil. Sayın Ağar başarılı bir görev adamı olabilir ancak başarılı bir siyaset adamı olmadığı kesindir artık. Meclis’e girdiği ilk günden beri yaptığı üç büyük hata ile siyaseten kendisinden beklentisi olanları hayal kırıklığına uğratmıştır.

         Pazar günü beni arayan Yeni Şafak Gazetesi’nden bir yazar arkadaşım: “Mustafacım Sayın Ağar düz ovada siyasetten bahsediyor ama Başkentte siyaset yapmayı beceremiyor; gel de bize anlat bakalım bu nasıl siyaset?” diye soru sordu. Yanına gittim ama söyleyecek hiçbir söz bulamadım. Bir siyasinin ömrü boyunca yapmayacağı hataları bu kadar kısa bir siyasî hayata sığdıran Sayın Ağar’ı tüm ülke ve Elazığlılar gibi şaşkınlıkla izliyorum. Ve yine yazımın sonunda bir şarkı dilime dolandı:

         “Son pişmanlık neye yarar

          Her şeyin bedeli var

          Buraya kadar

          Sayın Ağar…”  http://www.muvazene.com/haber_oku.asp?haber=76 değerlendirmesi yapmıştım. Yazımın benim için ilginç ve komik yanlarından biri de yazımın sonunda aklıma düşen arabesk parçanın, Demokrat Parti’nin seçim şarkısı yapılması. Gülsem mi ağlasam mı!

            Muhtıranın üzerinden bir ay geçmişti ki DYP ve ANAP arasında büyük bir ittifak arayışları son noktasına ulaşmıştı. Her iki lider de partisini kapatıp Demokrat Parti çatısı altında seçime girme kararı aldılar önce. Alınan bu karar üzerine 31 Mayıs 2007’de bir yazı daha yazmış:

            “E-darbenin, sonuçları itibariyle diğer darbelerden bir farkı da siyasî partilerin kapatılıp kapatılmaması ile ilgilidir. Bu darbe ile “Siyasî partileri kapatıyoruz” açıklaması yapılmadı ama 2 parti kendisini hemen fesih etti. Muhtıra ilk bakışta AKP’ye karşı yapılmış görünse de gelinen noktada muhtıranın gerçek muhataplarının DYP ve ANAP olduğunu düşünmeye başladım. Artık korkudan mı, ıztırar psikolojisine kapılmalarından mıdır bilinmez, bu iki partinin lideri muhtıra ile birlikte kafası kesilmiş horoz gibi şuursuzca sağa-sola savrulmaya başladı. Bu kriz ve şaşkınlık anında akıllarına gelen tek şey “Hadi partilerimizi kapatalım” oldu. E-darbenin sonuçları neler oldu diye bir soru yöneltilse, insanların aklına gelecek ilk ve tek şey “ANAP ve DYP kapatıldı” olacaktır. Her iki partinin lideri de e-darbe sonrası ortaya çıkan krizi idare edemeyerek lider olmadıklarını göstermişlerdir.

         E-darbenin yarattığı travmadan çabucak kurtulan AKP ve CHP, bu muhtırayı kendi lehlerine çevirmesini bilmişlerdir. AKP, muhtırayı meclis iradesine müdahale olarak propaganda etmiş ve demokrasi vurgusu yaparak oyunu arttırmıştır. CHP ise laik cumhuriyete sahip çıkma misyonuna bürünerek meydanlara biriken kalabalığı kendisine kanalize etme başarısını göstermiştir. Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar ise, e-darbenin yarattığı travma neticesi zihinsel fonksiyonlarını yitirmiş; hata üstüne hata yapmıştır. Bu travmanın yarattığı zihin zaafiyeti içerisinde aldıkları karar ise ‘partilerini kapatmak’ olmuştur.

         Liderler kriz anında ortaya çıkarlar. Bir insanın lider olup olmadığı, bir krizi nasıl idare edip etmediğine bağlıdır. Liderler, rakiplerini tasfiye etmek için kriz anını kollarlar. Her kriz mutlaka güçlü liderler ortaya çıkarır. Kriz travması ile zihinsel fonksiyonları teşevvüşe uğrayan liderler tasfiye olur; kriz travmasına rağmen zihinsel fonksiyonlarını muhafaza edenler ayakta kalırlar. Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar, krizi iyi idare edemeyerek kendi kendilerini muhtıranın mağduru haline getirmişlerdir. Bu iki lider de hala travmanın etkisi altında sağlıklı kararlar alamamaya devam etmekteler. Hala o kadar zihin bulanıklığı yaşıyorlar ki, halkı tekrar kendilerine çekmek için ‘hemşehricilik’, “biz böyle yapmasaydık Türkiye kan gölüne dönerdi”, “sizin bilmediğiniz ama bizim bildiğimiz şeyler var” gibi içi boş söylemlerle çırpındıkça batıyorlar.” http://www.muvazene.com/haber_oku.asp?haber=83 ve Sayın Ağar’a, haddim olmayarak, borçlu olduğunu hisseden biri olarak son uyarımı yapmıştım.

            Aradan aylar geçti ve nihayet Ağar ilk kapsamlı denebilecek seçim değerlendirmesini Demokrat Parti kongre salonunda yaptı. Açıklamayı dinlerken bir an Ağar’ın yanından kaçarak Meclis Genel Kurulu’na girip Ağar’ı eleştiren konuşmayı yapan Ümmet Kandemir konuşuyor sandım. O gün Meclis’e apar topar girip, Ağar’ı ve Demokrat Parti’nin tavrını eleştiren konuşmayı yapan Ümmet Kandemir’e hainlik de dahil söylemediğini bırakmamıştı Sayın Ağar. Ağar öyle şeyler söylüyordu ki bir an benim aylar önce yazdığım yazıyı okuyordu sanki “E-Muhtıra AKP ve CHP’ye yaramıştır; siyasete müdahale edilmiştir”.

            Seçimlerden 3 ay önce ben: “E-darbenin yarattığı travmadan çabucak kurtulan AKP ve CHP, bu muhtırayı kendi lehlerine çevirmesini bilmişlerdir. AKP, muhtırayı meclis iradesine müdahale olarak propaganda etmiş ve demokrasi vurgusu yaparak oyunu arttırmıştır. CHP ise laik cumhuriyete sahip çıkma misyonuna bürünerek meydanlara biriken kalabalığı kendisine kanalize etme başarısını göstermiştir. Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar ise, e-darbenin yarattığı travma neticesi zihinsel fonksiyonlarını yitirmiş; hata üstüne hata yapmıştır. Bu travmanın yarattığı zihin zaafiyeti içerisinde aldıkları karar ise ‘partilerini kapatmak’ olmuştur.”  aynı şeyleri söylemiş ve görmüştüm de, uyarmıştım da; Sayın Ağar gibi biri nasıl olmuş da bunları görememişti ya da görmemişti.

            Aslında Sayın Ağar’ın siyasette yaptığı hatalar tam bir tez konusudur. Neresinden tutsan elinde kalıyor. Tek üzüldüğüm şey Sayın Ağar’ın e-muhtıraya gelinceye kadar il il, ilçe ilçe, köy köy dolaşarak sarfettiği emeğidir. Tabi ki Sayın Ağar’ın samimi yol arkadaşlarının Ağar tarafından israf edilmesi de ayrı bir üzüntü kaynağım.

                                                                                 Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
RIDVAN TEPE [ 01 Şubat 2008 09:22:36 ]
Benim anlamadığım Mehmet Ağar'ın bu hataları bilerek mi bilmeden mi yaptığı, bilmeden yapacak kadar acemi bir siyasetçi olmadığı kesin! eğer bilerek yaptıysa ki öyle görünüyor kendine,arkadaşlarına ve hemşehrilerine yazık etmiştir..O'na destek verenler bunları haketmiyorlar çünkü.

FUAT KARATAS [ 18 Ocak 2008 07:45:24 ]
SAYIN A?AR HATA ÜSTÜNE,HATA YAPMIŞTIR.YANLIZ BU HATALARININ SONUCU TEK KENDİNE ÇIKMAMIŞTIR.KENDİSİNE GÜVENİP YILLARCA OY VEREN İNSANLARADA ZARAR VERMİŞTİR.BENİM BABAMDAN Ö?RENDİ?İM BİRŞEY VARDIR BANA HER ZAMAN DERKİ SİYASET ASLA HATAYI KABUL ETMEZ.SAYIN A?AR TABİRİ CAİZSE KENDİ AYA?INA VE DYPYE OYVEREN VATANDAŞLARIN AYAKLARINA TAŞ BA?LAYIP DENİZE ATMIŞTIR PARDON OKYANUSA ATMIŞTIR BİR DAHA GERİ GELMEMEK ÜZERE.SAYGILARIMLA

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link