Ateşin Kendisidir Haber
Kategori: Kültür-Sanat  |  Okunma: 2315  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  11 Şubat 2008

Ateşin kendisidir haber

 

     Şu yaşadığımız dünyada insanlar olarak bir aradayız, tabiatla, evrenle beraberiz. Bir arada oluş ve beraberlik kavgalı gürültülü, kanlı, zalimane ve gaddarca olsa bile bu, böyle. Olan biten karşısında, Allah’ın bize sonsuz nimetlerinden olan duyu organlarımızı iptal etmeye, yok farzetmeye hakkımız yok, bu, isyan ve nankörlük olacağı kadar, kendimize edeceğimiz bir zulümdür de. Ancak, işittiklerimizden, gördüklerimizden, konuştuklarımızdan ve hissettiklerimizden çok daha fazla şeylerin vukubulduğu muhakkaktır.

     İçinde bulunduğumuz âlemin halka halka başka âlemlerle çevrili olduğunu, en azından fark etmeliyiz. Çünkü insan, her şeyin kendinde olup bittiği zannına kolayca kapılabiliyor. Çağımızda zirveye çıkmış olan bencilliğin insanın dünyasını iyiden iyiye küçülttüğünü müşahede ediyoruz. Feragat, vefâkârlık, fedâkârlık, kahramanlık gibi vasıflar, bugün artık dünyamızda yaşamayan, başka bir dünyanın insanlarına ait meziyetler olarak anılmakta.

     İster istemez, mecburen ya da gönüllü, başkalarının hayatlarıyla, kaderleriyle, kültürleriyle,  duyguları ve düşünceleriyle ilgiliyiz. Bu ilgi, bazen güçlü bir bağ, bazen de binbir cephe halinde tezahür eder. Dünyanın orasına burasına amaçsızca fırlatılmış olmadığımıza göre ve  bu dağılım ve yerleşim belirsiz bir rüzgârın eseri olmadığına göre, tabii ki insanların gerek fert, gerek toplum düzeyinde birbirleriyle  alakaları bir ‘hikmet’e mebni cereyan edecektir. 

     Hiçbir şey olmuyormuşçasına davranamayacağımız gibi, olan bitenin bize nasıl ve ne şekilde intikal ettiğini de iyi bilmekle mükellefiz. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan tefrik etme anlayışı ve idrakini ‘gelen haber’e uygulamak, haberin sahîh olup olmadığını araştırmak durumundayız.

     Gözlerimize, âdetâ bir volkanın lavları arasından çıkıp gelmiş kızgın çiviler gibi batan, habire batan haberler karşısında yapacak bir şeyimizin olmadığını kabul etmemiz, insan onurumuzu koruyup kollamakla son derece alakalıdır. Bu iğfal ve saldırıda, hak ile bâtılı birbirine karıştırma ihtimali çok yüksek olduğundan, maskeleri gerçek sîmâlar saymak yanlışlığına düşü düşüverdiğimizden, öteki hassalarımız da iptal tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Duyduklarımızı birbirine karıştırmak, şeytanî fısıltıları  rahmanî ilhamlar zannetmek talihsizliği yaşarız.

       Her gün, her dakika dünyaya yayılan haberlerin o ateş topları gibi bizi gelip bulması, yakması, bizi biz olmaktan çıkarması, sarsması ve bambaşka kişiler haline sokması, üstelik  bunun gerçekleşmesi için de büyük ve karanlık  odaklarca büyük ve maharetli düzeneklerin kurulmuş olması gerçeği, her şeyden önce insanî bir savunmayı, insanlığımızı savunmayı zaruri kılar.

       Savunma, haberin sıhhatini elde etme gayretiyle başlar. Sadece duyu organlarımız ile bu savunmayı yapamayacağımız, anlık kin, nefret ve öfke yoluyla da bu,  içimizi ve dışımız yakan ateşi söndüremeyeceğimiz açıktır, bellidir. Bilgiye erişmekten, hakikatın içinde ayarlı olarak kalmaktan, sağlam temeller üzerine bir duygu ve fikir binası kurmaktan başka çare yoktur.

      Günlük savuşturmaların, salt zekâmızı ve gücümüzü kullanarak yaptığımız savunmaların, bizim için zaman kaybından başka bir şey olmadığını kabul etmemiz gerek. Bize ağır bir laf edene, aynı ağırlıkta, hatta daha da ağır, şöyle okkalı bir laf ile cevap verebiliriz. Ama bunun, bizim gerçekten vermemiz gereken cevap olmadığını, ardından başka lafların sökün etmesiyle anlarız.

      Ateşe karşı konuşmayı becerebilmemiz, kendi konuşmamızı ortaya koyabilmemiz, ateşin içinden geçsek bile ateşin bizi yakmayacağı bilgiye erişmemizle mümkün olur. Kimden ve nereden gelirse gelsin her haber, içimizde yaşayan, diri, dipdiri ‘haber’in ışığında ayan olur.

                                                                                              Necat Çavuş


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link