AKP Kapatılır mı? -1-
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2236  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  17 Mart 2008

 

AKP KAPATILIR MI? -1-

 

            AKP’nin kapatılmasına ilişkin iddianame ortaya çıkınca, tüm kesimler iddianame üzerine yorumlar yapmaya başladı. Bu yorumların hepsini dikkatle izliyor ve yeni bir şey bulur muyum diye özen gösteriyorum. Bir hukukçu olmama rağmen, kapatma davası ile ilgili olarak izlemediğim, okumadığım tek kesim hukukçular ve hukukî yorum yapanlar. Hiçbirinin açıklamasını ve tahminini ciddi de bulmuyorum merak da etmiyorum.

            Bu ülkede, hangi davaların nasıl sonuçlandığını hem okuyucu hem de bir hukukçu olarak çok iyi biliyorum. Bu iddianameyi analiz ederek “AKP kapatılır” da “AKP kapatılamaz” diyen hukukçular da var. Ama hepsi rasyonaliteden uzak yorumlar. Bu davanın analizini hukukçulardan bekleyenler yanılırlar. Bu tür davaların bilimsel analizini yapan hukukçular, mer’i mevzuata dayanarak değerlendirme ve hüküm tahmininde bulunuyorlar.

            Mer’i mevzuat yani mevcut anayasa ve kanunlara uygunluk veya aykırılık üzerine değerlendirme yapmanın rasyonel olmadığını söylemiştim. Mevzuat soyut bir normdur. Mevzuatı canlı kılan, somutlaştıran mahkeme kararlarıdır. Mahkeme kararlarının ne yönde çıkacağının analizini yaparken, mevcut mevzuata değil anolojik yönteme başvurmak gerekir. Bilindiği gibi anoloji bilimsel bir metod; bir akıl yürütme biçimidir. Anoloji, özelden genele benzetme yoluyla geçiş şeklinde akıl yürütmedir. İki şey arasındaki benzerliğe dayanılarak ulaşılan bir çıkarımdır. İlk bakışta Yargılama ile Hukuk arasındaki ilişkiyi bu şekilde açıklamam garipsenebilir ve bilimsellikten uzak gibi algılanabilir. Yazımın başında rasyonellikten bahsetmemin sebebi budur. Rasyonellik geçmiş uygulamaların neticesi vardığım bir sonuçtur. Olması gerekenin, yargılamanın mevcut mevzuata uygun olması gerektiğini biliyorum ancak, siyasî davalarda ne yazık ki bu böyle olmuyor ve olmadı. Hukuk Devleti, siyasî davalarda bir ideal olmaktan öteye taşınamadı bir türlü. Bu yüzden, siyasî davaları Hukuk Devleti mantığı içerisinde değerlendirmektense anolojik bir yöntemle analiz etmek daha rasyoneldir.

            Ülkemizde siyasî davaların nasıl sonuçlandığını ve mahkeme kararlarının hukuk bilimi ile uğraşanları kaç kez yanılttığına bu genç yaşımda şahit oldum. Bu yüzden, AKP’nin kapatılması davası üzerine hukukçuların yorumlarını dinlemek zamanı boşa harcamaktır.

            Türkiye’de bir ilki gerçekleştirecek ve bu davanın hüküm ve sonuçlarını anolojik yöntemle yorumlayacağım. Bu yönteme başvururken öncelikle geçmişten benzer bir olay bulmam gerekiyordu ki bu olayı bulmakta hiç zorlanmadım. Çok yakın bir geçmişte ve çok benzer bir olay olarak Refah Partisi’nin kapatılması davası ile AKP’nin kapatılması davası arasında o kadar benzerlik vardı ki; konusu ve taraflarına kadar birebirlik taşıyordu. Anolojik yönteme başvuranların arayıp da bulamayacağı kadar benzerlik taşıyan bir done ile ilk adımı atıyorum: Refah Partisi günbegün güçleniyor, ekonomik gelişmeler Refah Partisi iktidarı ile hız kazanıyor, Erbakan önderliğinde ezilen ve itilen ülkeler Türkiye etrafında toplanıyor; iktidarını kaybeden iç güçler medyayı arkasına alarak provakasyon ve manipülasyonlar yapıyor, orduyu göreve davet ediyor, ordu 28 Şubat’da postmodern darbe yapıyor yetmiyor Refah Partisi’nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Refah Partisi’ne kapatma davası açıyor. İddianame tamamen gazete kupürlerinden ve görsel medyadan elde edilmiş malzemeler üzerine tanzim edilerek yargı süreci başlıyordu. Koskoca, üyeleri yüzbinleri aşan Refah Partisi laiklik karşıtı odak olarak itham edilmişti. Laiklik karşıtı olmaktan mahkum edilmiş Türkiye’de binlerce insan varken, bu binlerce insanın içerisinde bir-iki Refah Partili’nin olması, koca partinin laiklik karşıtı odak olması hükmünü doğurmuş ve Refah Partisi kapatılmıştı.

            Hemen AKP’nin kapatılmasına ilişkin iddianameyi gözümün önüne getirdim birebir aynı; öyle ki konusu ve taraflarına kadar… Hukukî olarak netice ne olur diye soruyorsanız, anolojik yönteme başvurunca “AKP kapatılır” derim.

            Tabi iş sadece bu kapatma hükmüyle bitmiyor. Aynı anolojik yönteme başvurarak, bu kapatma davasının ve neticesinin siyasî sonuçlarını da bir sonraki yazımda ele alacağım. Asıl önemli olan da bu davanın siyasî sonuçları. Bu dava siyaseti nasıl etkiler, kimler tasfiye olur, kimler daha güçlenir, Türkiye nereye yol alır gibi soruların cevapları daha önemli değil mi sizce de! Hukukî olmayan bir davanın siyasî sonuçlarını merak etmek ve bu merakla geleceğe projeksiyon tutmak daha rasyonel ve daha çekici…

            Merak edenler için şimdiden söyleyeyim: 27 Nisan E-Muhtırasının ertesi günü yazdığım yazıdaki http://www.muvazene.com/haber_oku.asp?haber=75 düşüncelerimde en ufak bir sapma yok. Ben geleceği çok iyi ve aydınlık görüyorum. Bu ülke artık dünyanın kaderi üzerine söz söyleyecek yola girmiştir. Bu yolda karşılaşılan her engel engel değil; bir kısmı doping ve vitamin etkisi yaratacaktır.

 

                                                                                      Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
sibel [ 11 Ocak 2009 15:17:58 ]
bakin kim ne derse desin akp kadar guclu bir parti yok ve akp geldi iktidara gercekten turkiye duzene girmeye basladi daha iyide olucak chp ve diger partiler kiskansada onlar gibi calisan insanlar yok ve yine secimde olsa yine akp gelicektir ona inaniyorum chp ne yapti hep yedi rusvet ve memleketi kotuye dogru goturdu hic bir zaman iktidara gelmiyecek insallah [:D&a#093; [:D&a#093; [:D&a#093; [:D&a#093;

cemil vefagil [ 05 Nisan 2008 07:15:22 ]
dağ bir (1), zengin iki (2) olursa ne olur?
bir dağda iki zengin?
(kağnılardan hangisi düşerse düşsün ?veya ikisi birden, ovadaki karıncalar altta kalır...)

galiba: dünyanın dağları ahiretin gayyaları...

...
selam mıstafam

Fikret ASLAN [ 25 Mart 2008 09:51:52 ]
Öncelikle "acemperioğlu" ismiyle yorum yazan üstadıma şunu söyleyeyim, yorumunuz ustalık kokuyor, böyle kısa ve öz yorum yapmak her babayiğidin işi değildir. Ben üstadları yorumlarından tanırım.

Yukarıda yazdığım yorumda yazmak istediğim ama yazarken unuttuğum "mafyanın biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar" özünü ihtiva eden konuya parmak basan Sn. Acemperioğlu'na buradan teşekkürler ediyor saygılar sunuyorum.

Ve bu tepişmelerin kapsama alanlarını şu cümleyle özetlemek istiyorum:

Zengin kağnısını dağdan aşırır, fakir düz ovada şaşırır...

Selam ve sevgiler.

acemperioğlu [ 21 Mart 2008 03:00:24 ]
Türkiye''de yaşananları Çin atasözüyle açıklamak yeterli olmasa gerek. AK Parti''nin karşılaştığı engeleri açıklayan mafyanın Biri yer biri bakar kıyamet bundan kopar kuralı, Aborjinlerin her sabah güneşin doğuşuna az kala okudukları qwıt*-5fjh joıp gşlkş... (Hoca''nın ahı... duası ile büyüklerimizden uzun kış gecelerinde dinlediğimiz Hayinlerin yarısı karşıdaysa diğer yarısı da en yakında olsa gerek orotoryosu durumu anlamamıza biraz olsun yardımcı olacaktır. Bence..

Fikret ASLAN [ 17 Mart 2008 08:24:55 ]
Türkiyenin girmiş olduğu aydınlık yola döşenen mayınları temizlemek kimlere düşer bilemem ama benim bu konuda AK Partiyi Laiklik karşıtı olarak gören ve dava açılması için karanlık odalarda plan yapan beyefendilere bir Çin atasözünü hatırlatmak istiyorum:

Çükümanya kunu, fakumanya tunu...

(Türkçe Meali: Ne yana dönerseniz dönün, poponuz arkanızda kalır)

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link