Yakın Tarihimizde İktidar Oyunları -9-
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2258  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  02 Nisan 2008
 
YAKIN TARİHİMİZDE İKTİDAR OYUNLARI -9-
 
Milli Görüş karargahında bir ses duyulur.. Alçak bir ses... Önce duyulana inanılamaz. Çünkü etrafında dönüp durduğu iktidar konağının sakinleri, hileli bir mukavele ile binayı işgal etmişlerdir, o ses bunu fısıldamaktadır.. Önce “acaba!” denir, sonra da “Allah’tan hayırlısı!”.. Ehline başvurulur, sorulur, edilir, Anayasa Mahkemesine gidilmeye karar verilir, çok geçmez ANAYOL yıkılır, konaktakiler tahliye edilir.

 

Konak boş kalacak değildir. En yakındakilere “Buyur!” edilir. Konak büyüktür, gideri ve uşağı da öyle.. Töre terbiye ise hiç kalmamıştır.. Tek girmek istemezler. Daha önce konağa Hanımefendilik yapmış bir ortak bulunur, buyurulan yerden Çiller’le birlikte girilir.

 

Hoca yeni bir oyunun işlemekte olduğunun farkındadır. RP içinde bir grup, kendilerine Yahudi, Mason, İsrail, ABD... düşmanlığı tavsiye edenlerin bunu, Yahudi Lobisine şantaj yapmak ve pazarlık gücü elde etmek için yaptıklarını düşünmeye başlamıştır. Hoca da artık eskisi gibi değildir, her kartı oynamaya hazırdır, fakat dünya Hoca’ya hazır değildir.

 

Yahudi Lobisi, Sabetaycıların İslamcılar üzerindeki hakimiyetlerini bildiğinden işi şansa bırakmamış, 83’te önemli adımlar atmıştır. Nurcular arasından doğan yeni bir akım eğitim, sağlık, bürokrasi ve medyası ile yurt içinde ve dışında bir fenomen olmuştur.. Bir başka yatırım da RP içine yapılmıştır.. Yahudi Lobisi Hoca’dan, Sabetaycılar da Hocaefendi’den rahatsızdır. Ama Yahudi Lobisi bir adım öndedir. 

 

Yükselen kavramlardan biri de “istismar”dır. İstismarın olduğu da yalan da değildir! Ama kimin kimi ve kimin neyi istismar ettiği ise pek belli değildir.. Hocaların dini istismar ettiklerine ilişkin bir dizi iddia vardır ama asıl iddia, daha büyük oyunlar için Hocaları istismar edenlerin olduğu yönündedir. Bu iddialara göre Hocalar önce büyütülmektedir, büyümeyenler ise hormonlanmaktadır.. Sonra da dinin istismar edildiği iddia edilmektedir.. İşin başka bir yönü daha vardır ki, yapay olarak büyütülenler gündeme getirilerek “biz gidersek maazallah bunlar gelir” diyenlerin, daha vahim istismarlar peşinde olduklarıdır. İddialar bir yana, durumdan anlaşılan şudur ki, istismarcılık müteselsil bir hal almıştır.. Memlekette tekne bir süre de böyle yüzdürülür. Aynı oyun sık sık tekrarlandığı için Yahudi Lobisi buna da hazırdır ve 100 yıllık oyuna son vermeye kararlıdır. Eski oyun bitmiştir, yeni oyun da hazırdır.

 

Her şey bir gelişmeye bağlıdır.. Çok geçmez, o da olur... Bir otomobil kamyona arkadan çarpar.. Yılda 100 bini aşkın kazaya tanık olduğumuz Türkiye’de, bu kaza farklı algılanır.. Sanki Türkiye’de tarafların bir kısmının bindiği kamyona, diğer yarısının bindiği otomobil arkadan çarpmıştır.. Ortalığa saçılanlar, ölenlerden daha çok ilgi görür.. Ondan o, bundan bu dökülür.. Gördüm!.. Hayır, görmedin!.. Derken tartışma da büyür. Kazayla sokağa dökülen kalabalıklar, başı boş gürültü yaparken, kelebek kanat çırpar, kalabalıkların yönü, kaza ile ilgisi olmayan RP’ye yönelir.. Ne oluyoruz demeden, kalabalıklar kar topu gibi büyümeye başlar..

 

Ülke dört yol ağzındadır. Trafik karışmıştır.. Sarı, kırmızı, yeşil bütün ışıklar yanar.. Fakat iktidar bir  türlü yol bulamaz.. Ortalık sivil toplum örgütünden geçilmez bir hal alır.. Birçok kavram gibi sivil toplumun da kavramlaşmadan suyu çıkar.. 

 

Artık her şey bu yazı dizisinde olduğu gibi sembolleşir.. Hiç kimse açık konuşmaz.. Sabahlara kadar süren tartışmalarda gündeme gelen şeriatçılar, İrancılar, bölücüler, laikçiler, demokratlar, dinciler, Atatürkçüler, PKK’cılar, bölücüler, ilericiler, gericiler, kadınlar, örtülü kadınlar, örtüsüz kadınlar, bomba gibi düşen haberler… hep gündemdedirler.

 

Hoca konağı, konaktakiler de Hoca’yı sevemezler.. Konak boşaltılır.. Konak boş kalacak değildir.. Hatta konağı huzur evi olarak kullanmak isteyenler bile çıkar.. Pazarlık pazarlık üstüne. Sonunda tahliyede yararlılığı görülen kişilere, bir süreliğine huzur evi olarak kullandırılmaya karar verilir. 

 

Hoca konağa adımını attığı gün itibariyle olmaya başlayan acayiplikler, konağı boşalttıktan sonra da devam eder.. Girdiği her seçimde oy kaybeden Yılmaz, yine başbakan olur.. Konağın şımarık çocuğu bildiğiniz gibidir. Hatta daha da şımartılmıştır.. Hoca’nın panzehiri olarak başbakan yapılan Yılmaz, bildik işlerle meşguldür.. Başına gelenler de zaten hep bildik işlerdendir.. “Türk Ticaret Bankası”nın özelleştirilmesine fesat karıştırıldığı iddiası bir kasetten duyurulur, ortalık tekrar karışır.. Konak boş kalacak değildir.. Yaşına hürmeten Ecevit’e buyur edilir.. Anlaşılan odur ki, Konak bir süreliliğine huzur evine dönüştürülecektir..

 

Memlekette acayiplikler bitecek gibi değildir.. ABD Yahudi Lobisi, bütün hamlelerini Sabetaycıları iktidar yapma yönünde kullanır. Aslında verilen her destek krizi hormonlamaktır. Bu açık destek onları alabildiğine şımartır, hatta iyice bozar. Devletin derin bürokrasisi bile bu desteğin sarhoşluğuna kapılır... Sarhoşluk had safhaya varır.. Artık işler ölçülmeden biçilir.. Bankerler, aracı kurumlar, holdingler, yasama, yürütme, yargı, basın, sivil toplum.. kendini kaybedecek kadar özgürdür..

 

Yükselen değer ise özelde Hocalara, genelde de İslamcılara hakarettir.. Bir kısmının fişi çekilir, bir kısmı rehin verilir. Kazaya kurban gidenler olur.. Havalar soğur, kış uykusu kaçınılmaz olur..

 

Hiç umulmadık parti hükümet, umulmadık kişi de başbakan olur. Sabetaycılar ise çok şey olur.. Ve olan olur.. Apo yakalanır.. Daha doğrusu elden teslim yapılır.. İnanılır gibi değildir.. ABD Yahudi Lobisi, tüm hamlelerini Sabetaycılardan yana yapmaktadır.. Hayret ki, ne hayret! Yoksa bir yerlerde başka şeyler mi olmaktadır? Olmasına olmaktadır ama onu düşünecek kadar ayık kimse yoktur! Herkes zafer sarhoşudur. Keyfinden kravat yakanlar bile olur! 

 

Batı Çalışma Grubu fonksiyonunu icra etmiştir ama ihbar dilekçeleri yağmaya devam etmektedir.. Fakat okuyan yoktur.. Hocalar gitmiş, vatandaşın işi bitmiştir.. Malum, “dolma kalem vatandaş” hızını kesemez, vatanı kurtarma aşkına RP’lileri ve başıörtülüleri aileleriyle, bunlar da bitince namaz kılan, oruç tutan, zekat veren… kim varsa,  devletten gizlenen tüm mürteci niyetliler, kuşkulanılanlar… hepsini bir bir yazar, mercilere iletir. Olan olmuş, görev tamamlanmıştır. Dolmakalem vatandaştan gelen ihbar zarfları kutulara, oradan çuvallara, çuvallar da SEKA’ya gider.. 

 

Halkımız israfı sevmez.. Savurganlığı ise asla! Bir top kağıtta 500 adet ihbar kağıdı vardır.. Sayarlar 350 çıkar.. Kahretsin! Ama zamanı gelecek, “dolma kalem vatandaş” görev verilirse, bir top kağıt da hırsızlar için tüketecektir.. Vatandaş başladığı işi bitirmeyi sever, kağıdı yarılayanlar, bitinceye kadar ihbara devam eder…

                                         Harun Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
Selçuk Altındağ [ 16 Nisan 2008 04:07:40 ]
Şimdiye kadar okuduğum en güzel ve en doğru yakın tarih yazısı. Elinize sağlık hocam. Saygılarımla.

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link