Yakın Tarihimizde İktidar Oyunları -Son-
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2108  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  21 Nisan 2008
 
 
YAKIN TARİHİMİZDE İKTİDAR OYUNLARI -SON-
 
Sürgünde Kürt Parlamentosu girişimini akamete uğratan Apo, yeni görevlere taliptir.. İşveren ise işin uzadığını düşünür.. Emaneti paketlediği gibi sahibine teslim etmiştir. Paket alınmış, ardiyede önceden hazırlanmış yerine özenle konmuştur.. 

 

***

 

Seçim olur.. Seçmenin %65’inin yaş ortalaması 30’un altındadır.. Ecevit, seçmenden beklemediği bir saygı görür.. Bu yaşa bu saygı, gözleri yaşartır.. Konak bir süre daha huzur evi olarak kullanılacaktır.. Karadır, kurudur ama kibardır, şükranlarını sunmayı ihmal etmez..  

 

Devir değişmiştir.. Konak huzur evi olmuş, ülke ise bankalardan yönetilmeye başlanmıştır.. Halk parasını çantalarla bankaya taşımış, bankadan da valizlerle özel uçaklara, oradan da Alplere.. Bütün bunlar gün ışığında yapılmıştır..

 

Cumhuriyet kazanımlarının yorgun savaşçıları da artık hak ettikleri tatildedirler.. Halkın bir kısmı üzgündür, “Ya sabır!” diyenler ise duaya durmuştur..   

 

***

 

Bir millet ülkesi ile sallanır… 5 şehir görülmedik şekilde yıkılır.. Halk şaşkındır, sarsılanlar ise perişan.. Görülmedik, işitilmedik olaylar yaşanır.. Cesetler yıkıntılar altında günlerce kalır, hava sıcaktır, çürümüş ceset kokusundan kentler girilemez hal alır.. TV ekranlarının gündemi değişmiş gibidir.. “Orda kimse var mı?” sesi kulaklardan vicdanlara iner, tüyler diken dikendir… Devleti arayanlar olur, fakat kimin devlet olduğu belli değildir. Bu kargaşada AKUT ise her şeydir! Olaylar TV’den gözyaşları içinde izlenir. Halk daha fazla bekleyemez, işe el kor.. Yardımlar çığ gibi yağmaya başlar.. Bundan da rahatsız olanlar vardır! Konaktan kovulanlar, yardımda ortaya çıkar.. Okumuşlar ise ikiye ayrılır: Deprem doğa olayı mıdır, yoksa Tanrı işi mi?.. Konuşmayan kalmaz.. Gür bir ses devreye girer, tartışmaya Allah karıştırılmadan devam edilir..    

 

Ecevit konakta yalnız değildir. Alt kat ikiye bölünmüştür.. Aşağıdaki gürültü yukarıya yansır, uykusuz geceler birbirini kovalar.. Alt katta huzursuzluk giderek artar.. Kentlilerle Bahçeliler anlaşamazlar. Çünkü şımarık çocuk, Bahçelilere nasıl davranacağını bilemez; o kentlidir. Ne komşu olabilirler, ne de ortak.. Bahçeliler gelmiş, kentlileri kovmuş değildir. Sadece konakta kendilerine bir yer aramaktadırlar.. Gösterilen yer ise bahçedir.. Oysa mukavelede yazılan yer, konağın içindedir. Konakta gürültü eksik olmaz. Pişerken yanan mevzuların kokusu mahalleye sis gibi çöker.. Dedikodu ayyuka çıkar.. Halk iyiden iyiye “Konakta neler oluyor”a kilitlenir.. Huzur evinde, huzurun olmadığı bellidir..

 

Bu arada güzel şeyler de olur.. Atatürk barış ödülü dağıtılır. Atatürkçü düşünceye hizmet edenler plaketlerini bir bir alırlar.. Ama derin Atatürkçüler unutulur. Her savaşın gizli kahramanları gibi son dönemin kahramanları da aynı akibete uğrar, unutulurlar.. Ödül bekleyenlerden biri de Mezarcı’dır. Fakat alamaz. O da buna çok içerler.. Elden bir şey gelmez. Üzülür.. Çok üzülür.. Üzüntüsünü içine atar, kimseye de açılamaz. Üzüntüsü büyür, hastalanır, Hz İsa olur. Oysa doktorların teşhisi Mehdi olduğu yönündedir.. O ise İsa olduğunda ısrar eder… Heyet raporu son noktayı koyar: Tıbbi destek aldığı yerde, yanlış tedavi görmüştür.. Konu kapatılır.

 

***

 

Yumurtaya can veren Allah, Sabetaycılara hiç ummadıkları bir iktidar verir. Tam bir mirasyedi edasıyla günler gün edilir.. Bu Türkiye’nin zaman zaman yaşadığı ama hep fırtına öncesi iyimserlik ve vurdum duymazlık halidir.. Çünkü Türkiye eski Türkiye değildir.. Sessiz çoğunluk, gerçekten çoğalmıştır.. Umut ve sabır kaynatanlar ise çoğunluktadır..

 

Siyasetteki başarısını ABD Yahudi Lobisi desteğine borçlu olan Demirel, son fırtınada, o da dolmuşa binmiş, tam gaz yokuş aşağı Sabetay durağında inmiştir. Çok geçmez yanlış durağa geldiğini farkeder.. Dalgınlık mıdır, yoksa yaşlılık mı? Dolmuş ve istikametinden çok, sesin geldiği yönde hareket etmiştir.. Geri dönmek ister, fakat olmaz. Kahretsin! Gerçekten neye bindiğinin farkında değildir.. Dostlarını arar, dört çarpı dört ister.. “Olmaz!”, derler.. Ama “beş artı beş, belki”.. Elden gelen yapılır, o da olmaz.. İndiği durakta kala kalır..

 

Demirel, görmüş geçirmiştir.. Altı kez gitmiş, yedi kez de gelmiştir. Fakat bu defa göstergeler yolun sonunu göstermiştir.. Her yolu dener, olmaz, Hoca bile kurtaramaz! 

 

***

 

5 şehirde depremin yıkıntıları henüz yerdedir.. Bu ülkede yıkıntı bitecek gibi değildir.. Bu kez ülke bankalardan sallanmaya başlar.. İlk sarsıntı Kasım’da olur. Sistem çatırdar.. Bilenlere danışılır.. Çatlak temeldendir, tahliyesi ise kaçınılmaz.. Sorun konağa taşınır; fakat kulak veren olmaz. Çünkü üst kattaki hastadır, alt kattakiler ise kavgalı. Yaramaz çocuk hiç değişmemiştir, hep bildik işlerle ilgilidir. Diğeri ise ikametgahı konak olsa da hala Bahçededir. Soruna kulak kabartır, ama ekonominin “ka”sını “ke” okuyunca gülüşmeler olur. O ekonomiyi ciddiye alsa da, onu ciddiye alan olmaz.. Sorun ortada kalır..

 

Her şey çok nettir: “Sabit kur, hedef 12” olmuştur, atıp da vurmayan kalmaz.. Bu durum yeni değildir.. Vatandaş “atış serbest” sanmış, o da atmıştır.. Elde kâğıt kalem, üç kuruş beş kuruş, kıyıda köşede, emekli ikramiyesi vesaire denmemiş, 12’ye atılmış.. Atan çok olmuş, fakat okun gittiği hedefe bakan olmamış. Çünkü reponun boşu yokmuş. “Ya nasip!” diye uyananlar TVlerin ekonomi haberleri ile akşam etmiştir.

 

Heyecan doruktadır.. Dünya yeni bir yüzyıla girmek üzeredir, belki de girmiştir... Fakat bize özgü gelişmelerin ardı arkası kesilecek gibi değildir.. Olanlara akıl erdirmek akıl kârı olmaktan çıkmış, herşey yalan ve bu yazıda olduğu gibi sembolik olmuştur.. Anayasa, hukuk, siyaset bilimi, sosyoloji, psikoloji, felsefe, efendi hazretleri... iflas etmiştir..

 

Büyük, küçük bir çok olay olur.. Herkes olayın bir parçası ile ilgilenir.. Kimi mutlu, kimi tedirgin, kimi de üzgündür. Ama birileri ise hep tetiktedir. Bir yandan gelişmeler hormonlanır, diğer yandan da düğmeye basılacak an kollanır.

 

Bu arada Refah kapatılmış, Fazilet kurulmuştur. 77’nin rövanşı alınacak gibidir. Hoca Sabetaycılara içerlemiştir; yapılanları unutmaz. Hatta onlara kızar. Öyle kızar ki, hiç çekinmez, Musevi Lobisine açık çek yazar.

 

Vatandaş işsizdir ama mutlu.. UEFA, Süperkupa derken yer gök sarı kırmızı.. Cumhuriyet Fenerbahçelidir ama şampiyon Galatasaray.. Bunlar hoş şeyler değildir.. Çünkü Ali Şen başkan, Fenerbahçe şampiyon değildir.. Bir şeyler değişmektedir, fakat kaybeden bu kez sadece halk da değildir.. İşsizliğin olduğu doğrudur; durumdan iş çıkaranlar ise çoğunlukla siyah elbiselidir..

 
*** 
 
20 Şubat 2001. Ortalık toz duman, günlerden anababa.. Konaktaki çığlıklar ayyuka çıkar.. Mahalleli telaşlanır, çünkü konakta bir şeyler olmaktadır. “Konakta neler oluyor”a kilitlenen mahalleli, olayı büyütür, dedikodu kente, oradan da ülkeye yayılır. Nihayet bir açıklama gelir: Kedi, sahibinin üstünden geçmiş, nankörlük etmiştir. Hay aksi! Bir bu eksikti, denir..

 

Herkesin inancı kendine; iktisat, hele maliye ayrı bir din. Fetvalar yorumları, onlar da tevilleri kovalar.. Homo sapiens sapiensin son evrimi, homo economius, gün boyu TV yayınlarında; fakat dinleyen kim! Konu kedi olunca, aklı eren ermeyen, kavlen ve fiilen herkes mevzuya müdahil olmuştur.    

 

Çok geçmez mevzu anlaşılır: Türkün dolarla imtihanı devam etmektedir.. Gonk çalmış, düğmeye basılmış, kriz olmuş, ne olmuşsa ondan sonra olmuş.. Türkiye yatak değiştirmiş.. Olanlar bunlarla da sınırlı kalmamış.. Bankalara, medyaya, bürokrasiye, siyasete... el konmuş, ne kadar Sabetaycı ve devşirme varsa hepsi kala kalmıştır.. Taşın altı ve ağaçların arkası en güvenilir yer olmuştur..

 

Kötü haber erken yayılır.. Yolundaymış gibi giden işlerin hiç de öyle olmadığı; aksine, düzeltilemeyecek kadar berbat olduğu gün gibi açıktır.. Olaylara en uzak vatandaş bile % 50 zarardadır. Ekonomi yönetilemez hale gelir.. Bir sahip aranır.. Çok geçmez, sahibinin sesi Atlantis’in ötesinden duyulur.. ABD Yahudi Lobisi devrededir; Sabetaycılar ise ters köşe!

                                                      Harun Özdemir

Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link