Abdullatif Şener Lider Olabilir mi?
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2379  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  29 Nisan 2008
 
 
ABDULLATİF ŞENER LİDER OLABİLİR Mİ?

 

 

Son zamanların en keyifli siyaset adamı, Abdullatif Şener olsa gerek. Milletvekili oldu, Bakan oldu, Başbakan Yardımcısı oldu, şu oldu, bu oldu, ama şimdi konuşulduğu kadar konuşulmadı, şimdiki kadar peşine hiç düşülmedi, aranmadı, sorulmadı. O zamanlar bir hayli meşgul idi herhalde. Şimdi siyaset vadisinde, tabir caizse, boşta… Sorumluluk yok, imza yok, mühür yok, muhalefet yok, seçmenle,  hemşehriyle, kanunla, anayasayla uğraşmak yok… Yani konuşmanın en rahat, en keyifli şekli ve zamanı..

Onu sık sık medyada, sorulan sorulara, hiçbir şey dememe becerisi göstererek cevap verirken, birlikte yola çıktığı arkadaşlarından farkını belirtmeye çalışırken, belki de farkında olmadan hiçbir fark ortaya koyamamasını, biraz da bizim zekamızla alay edilmesinin verdiği kızgınlıkla ve ibretle izliyoruz.

İnsanlar sanır ki, eleştirmek, karşı durmak, muhalif olmak çok kolay… Bu anlayışın memleketimizde bir hayli kökleşmiş olmasının elbette birçok sebebi vardır. En önemlisi, hiç şüphe yok, fikre ve mütefekkire değer verilmeyişidir. Tenkid, bir mizan, bir ölçü içinde olur. Bir yanda menfi varsa, öte yanda müsbet de vardır ve olmalıdır. Her neyse… Bu konu oldukça uzun.

Abdullatif Şener, Sivas’a bir ziyaretinde, altına kırmızı halı döşenerek karşılandı. Bu sahne, doğrusu, bize birçok sahneyi hatırlattı.

Çok eski zamanlara gitmeye gerek yok. Hasan Celal Güzel, Erkan Mumcu, Mesut Yılmaz örnekleri ortada. Hatta Antalya’yı dikkate alarak Deniz Baykal da aynı durumdadır, denilebilir.

Sivas, Abdullatif Şener’e doğal olarak sempati duyabilir. Ama Sivas’ta, bir zamanlar Ülkü  Ocakları Başkanlığı yapmış ve halen bir partinin Genel Başkanı olan Muhsin Yazıcıoğlu etrafında da dikkate değer bir sempati halesi mevcut. Söylemek istediğimiz şu: Hemşehrilik siyaset adamını tek başına taşımaya, lider yapmaya yetmiyor.

Her ne kadar, eski ya da halihazırdaki partisinden kopmayı ve farklı bir oluşumun planlarını yumuşak bir zeminde, kavgasız ve gürültüsüz bir şekilde gerçekleştirme gayreti içindeyse de, Abdullatif Şener’ın karşısında ciddi bir antipati, bir memnuniyetsizlik dalgasının gittikçe şiddetlenmesine ve büyümesine engel olacak güçten yoksun olduğunu görüyoruz.

Bu yola girerken kendisine kimin ne vadettiğini bilmediğimiz gibi, kendisinin ne düşündüğünü, neleri vadettiğini de bilememekteyiz. Hiçbir şey söylemeden çok şey söylediği izlenimi uyandıran konuşmaları ve açıklamaları bize mugalata ustası Süleyman Demirel tarzını hatırlatmaktadır. Rahmetli Turgut Özal’a yan çizip  Demirel’e çıraklığı tercih eden Mesut Yılmaz’ın siyasette gelip dayandığı nokta, herhalde fiili manada siyasî hayatın noktalanması oldu. O da son zamanlarda bir arayış içinde. Ama milletin onu aradığı elbette ki söylenemez.

Abdullatif Şener’in bize göre en büyük açmazlarından biri, hiç şüphesiz Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasî kişiliğini hakkıyla tahlil edememesidir. Sayın Başbakan’a yakınlığı bunun sebeplerinden biriyse, öteki de ülke insanını Ankara’da kalarak değerlendirmesidir.

Aylardır orda burda yaptığı mülakatlardan, verdiği beyanatlardan "ben olsaydım şunu yapmazdım, bunu imzalamazdım, kabul etmezdim" dışında zihnimizde bir fikrin teşekkül ettiğini söyleyemeyiz. Siyaset sahasında bir 'boşluktan' söz ediliyor ve bunu doldurmak gerektiği iddia ediliyor. Bize göre ‘boşluk’ dedikleri şey, Ankara’daki yapay kaos ve karmaşa çabalarının oluşturduğu sisli, dumanlı ve kirli havadır. Bu havanın Abdullatif Şener ya da Mesut Yılmaz’a siyaset dünyasında yeni bir nefes sağlamayacağı gün gibi açıktır. Mesut Yılmaz, 'yıldızın parladığı anlar'ını kaybetti, Abdullatif Şener ise yıldızının parlamasına fırsat bile vermeme yolunu tercih etmiş görünüyor.

Ankara’daki siyaset geleneğinin kıskacına yakalanan birinin millet ile  bütünleşmesi ham hayâlden başka bir şey değildir. Allah akıl fikir versin, ne diyelim…

                                                                                         Necat Çavuş


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
Fikret ASLAN [ 01 Mayıs 2008 06:41:22 ]
Necat Abi muhteşemsin...
Sn.Şener'e bakınca tek kişi aklıma geliyor benim, A.Müfit GÜRTUNA... Sahi sizler İstanbuldasınız, eski başkanınız A.Müfit GÜRTUNA nerelerde yahu... Eğer görürseniz önce selam söyleyin sonrada şunu söyleyin: Ey Gürtuna, başımıza bir TURKUAZ hareketi musalla ettin senin yüzünden koskoca Milli Takımımızın Kırmızı-Beyaz forması Turkuaz renklerine döndü, başka işinmi yoktu kardeşim... diye sitemlerimi iletin, şimdi bu olaydan yola çıkarak eğer bir yerlerde görürseniz A.Latif ŞENER'e de şunu söyleyin: Ey ŞENER senin bu Kartel Medya destekli hareketlerin GÜRTUNAN'ın TURKUAZ hareketi kadar bile etkili olamaz, GÜRTUNA'nın o dünyayı kurtaracağım edasıyla icat ettiği Turkuaz hareketi sadece Milli forma rengimizi değiştirmeye vesile oldu diyelim, ama senin bu Kartel Medya destekli hayali hareketinin gücü, Türkiyede yaşayan sıradan bir insanın don rengini bile değiştirmeye yetmez... Üç beş darbeci ELİT şürekayla Ülkeyi kurtaracağınımı sanıyorsun.


Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link