Erdoğan'ın Tavrı Ne Olur
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2077  |  Puan: 9  |  22 Mayıs 2008
 
 
ERDO?AN’IN TAVRI NE OLUR?

 

            Ülkemizde birçok siyasî parti kapatıldı ve parti genel başkanı ile yöneticilerine siyasî yasak getirildi. Siyasî tarihimizde yaşadığımız bu parti kapatmaların bir kısmı darbe bir kısmı da mahkeme kararıyla oldu. “Kapatılan siyasî partilerin hepsi de bunu hak ediyordu” diyen bir tane insan bulamayız. Kimi, bir kısmının haklı olduğunu bir kısmının ise haksız olduğunu mutlaka söyleyecektir.

            Siyasî Parti kapatma olayları ile sık karşılaşan bir ülke olarak, bu konuda da bazı geleneklerimiz oluştu. Oluşan en önemli gelenek, partisi kapatılan siyasiler susar ve sineye çeker; asla direnmez. Öyle ki bu konuda en çok giden lider olan Süleyman Demirel’in bir sözü de siyasî literatürümüze atasözü gibi yer etmiştir:Şapkamı alır giderim.

            Şapkasını alıp giden çok lider gördük bu güne kadar. Bunların içerisinde geleneği bozma endişesi taşınan tek olay Refah Partisi’nin kapatılması döneminde yaşandı. Asla yenilgiyi kabul etmeyen ve yenilgileri dahi kendi lehine çevirmede mahir olan Sayın Erbakan’ın, partisi kapatılırken göstereceği tavır çok merak ediliyordu. Ama Erbakan tüm endişeleri boşa çıkardı ve o da takkesini alıp gitti. O günlerde herkeste ve hatta egemen güçlerde dahi büyük bir tedirginlik vardı; belli etmeseler bile. Şayet Erbakan gitmemekte direnirse Türkiye, tarihinde görülmemiş bir iç savaş yaşayabilirdi. Erbakan herkesi yanılttı ve Sünnî İslam, Ehli Sünnet geleneğine uygun davranarak Devlet’in aldığı karara uydu. Erbakan’ın ne kadar akl-ı selim olduğunu, o gün takdir etmeseler de, en sert muhalifleri bile bugün takdir ediyor.

            Asıl sorun şu, her yönüyle orijinal bir profil çizen Sayın Erdoğan’ın partisi kapatılır ve kendisine siyasi yasak getirilirse, Sayın Erdoğan da bu geleneğe uyacak mı yoksa direnecek mi? Yani Sayın Erdoğan, Demirel’in şapkasını, Erbakan’ın takkesini alıp gittiği gibi o da Belediye Ekibini alıp gidecek mi?

            Sayın Erdoğan’ın geçmiş liderlerden birçok farkı var ve bu farkın fark edilmesi Sayın Erdoğan’ın çok hoşuna gidiyor. Cumhurbaşkanlığı adaylık sürecine girildiğinde, herkes “Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olur” derken ben aylar önceden bir yazı yazmış ve “Sayın Erdoğan’ı diğer liderlerle karıştırmayın; o farkını mutlaka ortaya koyacak ve Cumhurbaşkanlığına aday olmayacak” demiştim.

            Erdoğan’ın farkı, partisi kapatılan bir lider olarak da ortaya çıkar mı sorusu zihnimi epeydir meşgul ediyor.

            Bir ihtimal de olsa Sayın Erdoğan’ın direnme ihtimalini gözden uzak tutmamak gerekir. Siyasete girerken kefen giymekten; kafasını gerekirse giyotine uzatmaktan bahseden Tayyip Erdoğan’ın vuruşarak çekilmeyi göze alması durumunda ciddi bir vuruşma ile karşılaşacağımızı sanmıyorum. Mesela 28 Şubat’ta Erbakan vuruşarak çekilmeyi göze almış olsaydı Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir iç savaşa sürüklenebilirdi. Ama Tayyip Erdoğan’ın vuruşarak çekilmesi konusunda aynı kaygıyı taşımıyorum. Eğer 28 Şubat dönemindeki müntesiplerinin hala aynı heyecanla arkasında duracağına inanıp da böyle bir vuruşmayı seçer ise Tayyip Erdoğan ve Belediye Ekibi’ni hazin bir son bekliyor demektir. Yenilgi ile beraber hazin bir son.

            Bizim, ölümü alkışlayarak karşılayacak isyanlarımız vardı; belki de tabularımız… 28 Şubat’dan sonra oyumuz arttıkça isyanlarımızı ve belki de tabularımızı kaybettik. Artık herkes ölüme yalnız koşacak; kendi hesabına…

            Şair Sıtkı Caney’in Başbakan Tayyip Erdoğan’a sitemini içeren, hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını Tayyip Erdoğan’a haykıran, 5 yıl önce yazdığı “Hayatı Özlüyoruz Sayın Başbakan” şiirindeki gibi

 

“görünmez kararmış bir yarayız sonsuza doğru kanayan
beynimizde boynumuzda karanlığın elleri
dizeler başına buyruk çığlıklar kaldı bize gayri safi milli hasıladan
başına buyruk çığlıklar çünkü yoktur şiirin generalleri
ne aşkın ve hakikatin sınırsızlığı ne de sonsuzluktaki insan

yok ve büyülü bir talanda yutuldu alınlarımızın terleri
hayatı özlüyoruz sayın başbakan…

 

bilmiyoruz ayağa kalkar mıyız bir daha
yüreğimizi çıkarıp ortaya koyacak kadar
yeniden kanımız deli deli akar mı….

 

bilmiyoruz mevsim gerçekten bahar mı
alır mı atıldığımız boşluklardan bizi yeni bir rüzgar
bu şiir yüzünden borsa tavan yapar mı
sarsılır mı dengeler dibe vurur mu dolar

artık ne yalnızca bir kelebeğiz yağmurlarda ıslandıkça çırpınan
ne de çaresizce özgürlüğe el çırpan
yağmalanmış birer can
birer keder yığını
son fısıltı son isyan
ve birazdan buz tutacak kan
birazdan yutacak bu zindan bizi
hayatı özlüyoruz sayın başbakan

bilmiyoruz bir daha ki bakanlar kurulu toplantısında
hayatla buluşturabilir mi bizi yepyeni bir gündem
tutuşturabilir mi yeniden içimizde küllenen ateşleri
tutuşturabilir mi ruhumuzu yeniden gözlerimizdeki nem
uyanabilir miyiz uykulardan
 
o zaman belki yaşamak fışkırır tırnakla kazdığımız kuyulardan

hayatı özlüyoruz sayın başbakan”

 

artık herkes kendi isyanının bedelini kendi ödeyecek ve artık herkes ölüme yalnız koşacak; kendi hesabına.

 

                                                                                Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
muhammet çakmak [ 29 Mayıs 2008 09:33:44 ]
sonsuz sevgi v teşekkürlerimle

dorinacan [ 26 Mayıs 2008 16:21:46 ]

Sıtkı Caney [ 24 Mayıs 2008 18:50:40 ]
hayatı özlüyoruz sayın başbakan

artık ne yalnızca bir şiiriz hiçbir kayda sığmayan
ne de gözyaşından bir nehir giderek buharlaşan
kayıt dışı birer can
karanlığa parçalanan uçsuz bucaksız birer mavi
son soluk son heyecan
ve birazdan buz tutacak kan
birazdan unutacak bu şiir de bizi
hayatı özlüyoruz sayın başbakan

görünmez kararmış bir yarayız sonsuza doğru kanayan
beynimizde boynumuzda karanlığın elleri
dizeler başına buyruk çığlıklar kaldı bize gayri safi milli hasıladan
başına buyruk çığlıklar çünkü yoktur şiirin generalleri
ne aşkın ve hakikatin sınırsızlığı ne de sonsuzluktaki insan
yok ve büyülü bir talanda yutuldu alınlarımızın terleri
hayatı özlüyoruz sayın başbakan

çağıran neydi Çanakkale’de düşenleri
neydi büyük ve sonsuz gönülleri çıldırtan
ya şimdi ömrümüzü kurtlar sofrasında bölüşenleri
nedir böyle azdırtan
pusuda zaman ve ölümün bütün bileşenleri
hayatı özlüyoruz sayın başbakan

bilmiyoruz gecenin kaçı ve ne kadar var sabaha
bir yüzyıl ki her yanda o metal o dijital ejderha
ve çağdaş tanrıçalara kurban edilirken sevdalılar
kim neye muhalif kim aslında iktidar

bilmiyoruz ayağa kalkar mıyız bir daha
yüreğimizi çıkarıp ortaya koyacak kadar
yeniden kanımız deli deli akar mı
öper mi şiirleri şarkılar
bir yanımız çığlık çığlık yakarırken Allah’a
bir yanımız çığlık çığlık intihar

bilmiyoruz mevsim gerçekten bahar mı
alır mı atıldığımız boşluklardan bizi yeni bir rüzgar
bu şiir yüzünden borsa tavan yapar mı
sarsılır mı dengeler dibe vurur mu dolar

artık ne yalnızca bir kelebeğiz yağmurlarda ıslandıkça çırpınan
ne de çaresizce özgürlüğe el çırpan
yağmalanmış birer can
birer keder yığını
son fısıltı son isyan
ve birazdan buz tutacak kan
birazdan yutacak bu zindan bizi
hayatı özlüyoruz sayın başbakan

bilmiyoruz bir daha ki bakanlar kurulu toplantısında
hayatla buluşturabilir mi bizi yepyeni bir gündem
tutuşturabilir mi yeniden içimizde küllenen ateşleri
tutuşturabilir mi ruhumuzu yeniden gözlerimizdeki nem
uyanabilir miyiz uykulardan
doğrulup yıkıntılar arasından döner mi yeniden evine ülkem

o zaman belki yaşamak fışkırır tırnakla kazdığımız kuyulardan
karışır sımsıcak kanıyla hayat belki yeni bir güne
karışır birbirine ruhlarımız tek yürek tek can
yepyeni bir şiir okunur bütün yasaların üstüne
artık aşktır özgürlüktür inançtır ayaklanan
artık ne kanımızda buz
ne karanlıkta yolumuz
hayat oluruz sayın başbakan

Reşit Acemperioğlu [ 24 Mayıs 2008 01:28:07 ]
Düşünüyorum da, Sıtkı Caney gibi şairler muhalif partilerde lider olsalardı siyaset ne kadar güzel, Ana Haber Bültenleri de "Şiir Akşamları" gibi ne kadar zevkli ve eğlendirici olurdu.


Fikret ASLAN [ 23 Mayıs 2008 07:12:30 ]
Her çocuk sahibi baba kavga ederken çoluk çocuğunu göz önüne getirmek zorundadır... Hiç bir siyasi lider çoluk çocuklarının rahatını bozmaz bir başkası için, çünkü çocuklarının kaybedeceği çok şeyler vardır bu dünyada... mal, mülk, makam...
Anlayan anladı diyelim ve asıl konumuza gelelim.

MSP vizyonunun Darbeciler ve Katliamcı Hukuk Adamları tarafından kapatılması bu vizyondaki tabakaya zarar vermemiştir tam tersi bu vizyonu iktidara taşımıştır ancak ANAP'ın ve Osmanlı İmparatorluğunun tarihini iyi bilmeye gerek yoktur yıkılış sebeplerini bilmek için...Kraliçelere ve papatyalara bakmak yeterlidir kanımca....
Kısaca hatırlatmak için öncelikle beni bağışlayın ne olur bu terbiye dışı izahatımdan dolayı...
"Osmanlı İmparatorluğunun her yenilgisi ve parçalanışında KRALİÇE'lerin rolü çok büyüktür, ANAP'ın çöküşü ise PAPATYALAR'ın çok göz önünde olmaları idi hatırlarsanız.
Siz bakmayın şimdilerde basınımızın bu kraliçelere ve papatyalara FİRST LADY dediklerine, onlar aslında birer kraliçe ve birer papatyadırlar.

Ve bu Ülkenin batışına ne DARBE ŞAKŞAKÇISI ELİTLER ne de KATLİAMCI HUKUK ADAMLARI sebep olabilirler... Bu ülkenin batışına yani İktidarın batışına zemin hazırlayanlar yüzlerindeki 5 kiloluk makyajla süs köpeği gibi ortalıklarda resepsiyondan resepsiyona koşan FİRST LADY'ler olacaklardır.
Ülkemizin son yıllarına damgasını vuran şimdiki iktidarın başındaki Başbakanımızın bile kendisini yetiştirip bugünlere gelmesine sebep olan Hocasının ismini ağzına almayıp "ben siyasette Turgut ÖZAL'ı örnek alıyorum" diyerek vefasızlığın en büyüğünü yapan Sn. Tayyip ERDO?AN'ın bu günlerde yaşadığı en büyük sıkıntı bence Çankayadaki FİRST LADY ile kendi Eşi arasındaki iktidar kavgasıdır.
Ve bu kavga bu iktidarı hem daramadağın edecek hemde türbanı gerçekten inançları dolayısıyla takanlarda büyük bir hayal kırıklığı yaşatacaktır, çünkü Çankayanın Gül'ü First Lady hanımefendi koşaradım BAYAN GÜRTUNA olma yoluna girmiştir...
Bu Ülkenin gerçek inançlı ve Türbanlı Hanımefendilerinin ikinci bir BAYAN GÜRTUNA felaketi yaşamaya mecalleri yoktur...
AKP ve kurmaylarının bu sonu A.Müfit GÜRTUNAN'ın sonu olmaya doğru yelken açmıştır.
VİRA VİRA...

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link