Harun Özdemir'in Kitabı Üzerine Afet Ilgaz'ın Değerlendirmesi 1-2-3
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2769  |  Puan: 8,5  |  30 Haziran 2008
Afet Ilgaz
II. Abdülhamid Hân ve Harf Devrimi Projesi
Afet Ilgaz
afetilgaz@milligazete.com.tr  27.06.2008
 
Bay Fırat (adını dilim dolandığı için söyliyemiyorum)’ın konuşması tamamen bilgisizliğe dayanan bir konuşmadır. Konuşmanın bilgisizliğe dayanması demek, yanlış, üzücü ve fevri olması demektir aynı zamanda. Bana sorarsanız biraz da ayıp olmuştur, çünkü Bay Fırat ne Türk modernleşmesini, ne Abdülhamid Hân’ı bilmektedir! Hal böyle olunca Atatürk’ü hiç bilmemekte ve onun hakkında basit, duygusal tepkilerle konuşmaktadır. O bir siyasidir. Konuşması her zaman bilgiye, haklılığa dayalı olmalıdır. Oysa bu konuşma, sanki “tam zamanı aslanım, hadi sen de bir konuşma patlat” denildiği için yapılan bir konuşma izlenimi veriyor.

Osmanlı padişahlarına da çok haksızlık edilmiştir. Hem de o zamanlar “lâikler” olmadığı için, lâikler tarafından değil, Osmanlı padişahlarının yenileşme hamlelerini anlamayan ve bu yüzden bunları engelleyen, hiç değilse desteklemeyen tavırları yüzünden, İslâmcılar tarafından.

Şimdi, size “İki Lider, İki Kader” adlı bir kitaptan alıntılar yaparak bu söylediklerimi temellendirmeye çalışacağım. Kitabın yazarı Harun Özdemir. Özdemir’in kim olduğunu, iç sayfadaki dört beş satırdan öğreniyoruz:

“Elazığ doğumlu. İlâhiyatçı ve kamu yönetimi uzmanı. 1981’den beri “Akevler Akdeniz Bilimsel Araştırma” merkezinde araştırmacı olarak çalışmaktadır. Bazı dergilerde, ilâhiyat, yerel yönetimler ve siyaset konulu araştırma yazıları yayınlandı.”

***

Şimdi gelelim Bay Fırat’ın, “Bir gecede değiştirildi” dediği, esasen bunu bazı yaşlı gazeteci-yazarların yıllardır yazarak böyle algılanmasına sebep olduğu harf devrimine. Sonra ötekilere de geleceğim. Yerim yetmezse müteakip yazılarda, bunu yazmaya devam edeceğim.

Harun Özdemir önce, “Türkiye Cumhuriyeti’nin mimarı II. Abdülhamid, kurucusu Atatürk’tür” varsayımını tartışmaya ve araştırmaya açıyor.

“Anadolu merkezli yeni bir Müslüman Türk devletinin kurulması, tarihsel gelişmenin bir sonucuydu ve II. Abdülhamid buna inanmaktaydı. Bu inancı nedeniyle gelecekte kurulması muhtemel Müslüman Türk devleti için önemli altyapı çalışmaları yapmıştır. Bu nedenle II. Abdülhamid’in Türkiye Cumhuriyeti’nin mimarı varsayımı araştırmamızın konusu yapılmıştır.”

Şimdi çok çarpıcı başka bir paragraf:

“İslâmcılar II. Abdülhamid’i anlamış olsalardı tarih başka türlü oluşurdu. II. Abdülhamid anlaşılmadığı içindir ki, sorunlar büyüyerek Cumhuriyeti de kapsayıcı bir hal almıştır. Oysa II. Abdülhamid’i sahiplenmiş olsalardı Osmanlı’nın sonu bu denli dramatik olmazdı. Bu İslâmcılar M.Kemal’i sahiplenebilselerdi Cumhuriyet de çok daha halkçı, demokratik, lâik ve liberal olurdu.”

(...)

Şimdi gelelim devrimlerin analizine:

“1860’larda Arap alfabesinin revizyonu düşünülmüş ve birçok teklif ileri sürülmüş fakat yöneticiler önerileri dinleyip sonra rafa kaldırmışlardır. Daha sonra Latin alfabesi gündeme gelmiş, onun daha kolay okunup yazılabileceği öne sürülmüştür. Bu öneri başlangıçta çok tepki görmüş fakat Lâtin alfabesinin önemi kısa zamanda birçok kişi tarafından kavranmıştır. Ulemânın bu konuda yeniliğe açık olamaması, yöneticileri ıslahat yapmaktan men etmiştir. II.Abdülhamid bu tartışmanın içindedir.”

“Yazımızı öğrenmek pek kolay değildir. Bu işi halkımıza kolaylaştırmak için belki de Latin alfabesini kabul etmek yerinde olur.Her ne kadar bu harflerle lisanımızdaki bazı sesleri vermek güçlüğü mevcut ise de bunu ayarlamak şüphesiz kabil olabilir. Aklı başında hiç kimse öğrenmeye düşman olamaz. Ben de bütün dindaşlarımıza iyi ve faydalı olan her yeniliği tanıtmak istiyorum. (Siyasi Hatıratım; 192, II. Abdülhamid)”

(...)

“Aradan geçen zaman Abdülhamid’i de, Mustafa Kemal’i de haklı çıkarmıştır. Çünkü okur-yazar oranı yüzde 80’i geçen Türkiye’de İslâmcısı, milliyetçisi, batıcısı ile tüm millet, Batı’yı anlamaya ve aşmaya çalışmaktadır.”

***

Devam eden yazılarımda inkilapların Abdülhamid Hân ve Atatürk bağlamında analizini sürdüreceğim inşaallah.Bay Fırat acaba konuşmalarını yabancı gazetecilere yapmadan önce bir iki kitap okumak ve tarihimizi karşılaştırmalı olarak anlamak, öğrenmek lüzumunu duyar mı?

Afet Ilgaz
Abdülhamid Han, Tekke ve Zaviyeler
Afet Ilgaz
afetilgaz@milligazete.com.tr
29.06.2008

Abdülhamid Han, hatıralarında şöyle der: “Padişah tebasının ne düşündüğünü, hangi şikayetleri olduğunu, bir yandan valilerinden, kadılarından hükümet yoluyla öğrenir, bir taraftan ülkenin dört bucağına serpilmiş tekkelerin şeyhlerinden, dervişlerinden haber toplar ve buna göre ülkeyi idare ederdi. Ceddim Sultan II. Mahmud, buna gezginci dervişleri de ekliyerek istihbaratı genişletmişti. Ben tahta çıktığım zaman durum buydu ve böylece devam ediyordu.”

Abdülhamid Han, tekke ve zaviyelerin, valilerin ve kadıların nüfuz edemediği mahfillerde sultanın ve devletin aleyhine önemli faaliyetlerin olduğunu öğrenince buna karşı ek önlemler almaya karar verir. İşte bu aşamada Mahmud Paşa’nın önerisini benimser ve yeni bir istihbarat teşkilatı kurar. Şöyle demektedir:

“Yabancı devletler kendi emellerine hizmet edecek kimseleri vezir ve sadrazam mertebesine kadar çıkarabilmişlerse, devlet güven içinde olmazdı. Doğrudan doğruya şahsıma bağlı bir istihbarat teşkilatı kurmaya bu düşünce ile karar verdim. İşte düşmanlarımın “jurnalcilik” dediği teşkilat budur. (Abdülhamid’in Hatıra Defteri, İsmet Bozdağ)

***

“Abdülhamid döneminde eski ile yeni, ikisi birden vardır. Her konuda olduğu gibi, istihbarat konusunda da iikili yapı sürdürülmüştür.”

“Mustafa Kemal ise bir askerdir ve bir inkılapçıdır. İnkılapçı bir asker için hem o hem bu, ikisi bir arada olamazdı. Bu nedenle vahdet-i kuvva, yani tek ordu; tek parti, tevhid-i tedrisat, tek meslek odası, tek dil, tek istihbarat... Tercih edilmiştir. Bu bağlamda hem tarikatlar, hem “Yıldız Sarayı uzantısı” bir arada olamıyacağına göre ikisinden biri tasfiye olacaktı. Özellikle İstihbarat faaliyetlerinin yoğunluğu, tarikatların nüfuz edemediği alanlara kaymışsa, Yıldız Sarayı uzantıları kalacak, tekke ve zaviyeler tasfiye olacaktı.”

“Gerçekte şu ayrıntıyı belirtmek yararlı olacaktır. 6 Ocak 1927’de kurulanMah. YıldızSarayı Teşkilat-ı Mahsusa, Karakol Cemiyeti, Hamza ve Felah grubu, Âkîfîler, Askeri Polis Teşkilatı, Müdafaa-i Milliye’nin devamı değildir. Ama Mah. (Milli Emniyet Hizmeti) yeni bir anlayış ve kadroya dayansa da büyük ölçüde eskinin devamıdır. Küçümsenmiyecek kadar bir kısmı da tarikatçılardan oluşturulmuştur.”

***

Harun Özdemir şöyle devam ediyor:

“Osmanlı devletinde tekke ve zaviyelerin tek fonksiyonu halkın dini inançlarına hitap etmek değildir. Devletin yüce amaçlarına hizmet etmek gibi siyasi fonksiyonları da vardır. Tekkeler ve zaviyeler bugünkü anlamda Osmanlı devletinin istihbarat kuruluşlarıydı. Bir devletin yapısında istihbarat faaliyetleri ne kadar önemli idiyse tekke ve zaviyeler de Osmanlı devleti için o kadar önemliydi.”

***

Tarikatları da bilmek lazım. Haklarında cahilce laflar etmemek lazım. Yozlaşmışlarsa bunu da belirtmek ama işin aslını mutlaka öğrenmek lazım. Hepsi bizim tarihimiz ve tarihi kurumlarımızdır ama vakt-i merhunu gelince yerlerini başka kurumlara bırakmışlardır. Bay Fırat’ın dediği gibi hiçbiri de bir gecede olan değişiklikler değildir. Onların değişiklikleri bile bir gecede olmadı. Yani Millî Görüş’ü değiştirmeleri bile bu kadar çabuk ve kolay olmadı. Koskoca İmparatorluğun kurumu nasıl bir gecede değişsin!

Abdülhamid Han’ın da “jurnal”ler dolayısıyla günahı alınıyor, işte jurnallerin iç yüzü buydu. Bu karmaşık tarihi yapıyı bütün siyasiler, başta Bay Fırat olmak üzere, incelemeli ve öğrenmelidirler.

Afet Ilgaz
İslâmcılar ve Cumhuriyet
Afet Ilgaz
afetilgaz@milligazete.com.tr
30.06.2008

Harun Özdemir’in çok dikkate değer düşünceleri var bu konuda. H. Özdemir’in kim olduğuna dair iki yazı önce bilgi vermiştim. Kitabının adı “İki Kader İki Lider” geçmiş iki yazımda Abdülhamid Han’ın Türk modernleşmesindeki yerini anlatmış ve bunu Atatürk’ün devam ettirdiği yenilik hareketlerine bağlamıştım. Osmanlı padişahlarının ve devlet adamlarının daima ama en çok da Batıya karşı yenilgiler aldıkça ve bunlar çoğaldıkça yenileşme konusunda düşündüklerini ve projeler geliştirdiklerini görüyoruz. H. Özdemir’in bir tezi var: Türkiye Cumhuriyeti’nin mimarı Abdülhamid Han, kurucusu Atatürk’tür. Şimdi daha ilginç başka düşüncelerine yer vereceğim yazarın.

***

Uzun bir başlangıçtan sonra, şu görüşleri serdediyor:

“İslâmcılar Osmanlısız olunamıyacağını düşünüyorlardı. Fakat Osmanlı devletini Batı medeniyeti karşısında ayakta tutacak İslâmiyetin ne olduğunu bilmiyorlardı. Sonunda tarihin determinizmi, hükmünü icra etti. Doğan, gelişen ve duraklayan Osmanlı devleti yıkıldı.”

“İslâmcılar, TC’nin kuruluşunda çok çalıştılar, canlarını ve mallarını verdiler. Yeni devlet, Osmanlı’nın yarım bıraktığı “batılılaşma”yı kararlılıkla tamamlamaya başlayınca devlete ters düştüler. Devlet de onlara ters düştü. İslâmcılar batılılaşmanın Müslümanlar üzerinde yapacağı etkinin ne olacağını önceden kestiremediklerinden Batılılaşmaya ve bu politikayı koşulsuz destekleyen devlete ters düştüler.

T.C. Müslümanların Müslüman kalarak batılılaşabileceğine ve bundan büyük faydalar sağlayabileceğine somut bir örnektir. T.C.’nin 75 yıl önce Osmanlıdan devraldığı, önce batılılaşmayı tamamlama, sonra da batıyı aşma politikaları Müslümanlar üzerinde de olumlu sonuçlar vermiştir. Oysa çözüm çok uzaklarda değildir, yanımızdadır. Bu nedenle ortaya çıkan büyük bir başarının başarısızlık gibi tartışılması yanlıştır. Buna açıklık getirilmelidir.”

“İslâmcılar hâlâ batılılaştıklarının farkında değildirler. Namaz kıldıklarını düşünerek batılılaşmadıklarını sanmaktadırlar. Oysa Osmanlının ve TC’nin “Müslüman kalınarak batılılaşma” politikası, İslâmcıları da “Müslüman Batılı” yapmıştır. Fakat bu durum politik olarak İslâmcılar tarafından deklare edilmemiştir. Oysa fiili durum budur.”

“Ne Osmanlı ne de Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman batılılaşmayı “din değiştirmek” şeklinde projelendirmemiştir.”  

“İslâmcılar, hem birey hem cemaat olarak batılılaşmıştır. İslâmcılar Türkiye’nin en örgütlü siyasi partisini kurabilecek kadar Batı medeniyetinin siyasal sistemine entegre olmuşlardır.”

“Türkiye, dünyanın her devletinde Batı standartlarında birinci sınıf eğitim ve öğretim yapabilecek bir İslâmî cemaat oluşturabilmiştir.”

“Avrupa kıtası batılılar için koca bir işçi deryası iken Türkiye’nin hiç hesaba katılmayan insanlarının hem Türkiye’de hem de Avrupa’da müteşebbis olma mücadelesi vermesi heyecan yaratmaktadır. Eğer Müslüman Türk milleti sadece Batılı olsaydı Türkler de bir batılı gibi işçi doğar işçi ölürdü. Batılı, fakat Müslüman kaldığı için her fırsatta müteşebbis olabilmektetir. Türkiye sık sık ekonomik operasyonlara mâruz kalmasına rağmen dinamik yapısını kaybetmemektedir.”

“(.......) Araştırma standartları henüz Batılılarınki kadar gelişmemişse de Türkiye’nin hemen her ilinde açılan üniversitelerde öğrencilerin önemli bir kısmı İslâmcı kız ve erkeklerden oluşmaktadır. Bu kadar İslâmcı kadının yüksek öğrenim görmesi İslâm’ın 1400 yıllık tarihinde görülmemiştir. Bu Müslümanların TC’nde Müslüman kalarak batılılaşmasıyla olmuştur.”

“Resim caiz midir tartışmalarında bütün dünyaya uydudan canlı radyo ve tv yayını yapan sayısız kanalların Müslüman tarafından işletilmesine gelinmiştir. İslâmcı sanatçı, bilim adamı, politikacı vaiz ve iş adamı, bu araçları Müslüman kalarak batılılaştıkları için kullanmaktadırlar ve bu sektörlere yatırım yapmaktadırlar.”

***

“Batıcılar, milliyetçiler ve İslâmcılar arasındaki sorunlar varlığını bugün de korumaktadır. Taraflar buluştukları ve geliştikleri zeminin “Müslüman kalarak batılılaşmak” projesi olduğunun farkında değildirler, bunu gözardı etmektedirler. Dolayısıyla İslâmcıların da, Batıcıların da, Milliyetçilerin de çatışmaları uzlaşma ile sonuçlanamamaktadır. Abdülhamid Han’ın “Anadolu için iyi bir gelecek hazırlanmıştır” sözünün, Mustafa Kemal ile anlam kazandığı hep gözlerden kaçmaktadır.” 

***

Harun Özdemir’in bu fikir ve tezleri, üzerinde düşünmeye değer fikir ve tezler olarak görünüyor. Kitabının 1. Baskısı 2001’de yapılmış.


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
ekrem cengiz [ 24 Eylül 2008 00:43:12 ]
fikirleri,değerlendirme,ve tahlili beğendim

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link