Ak Parti Nerede Kaybetti -İzmir-
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 3310  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  08 Nisan 2009
 
 
 
AK PARTİ NEREDE KAYBETTİ  -İZMİR-

           

 

             Yaklaşık 3 yıldır Sayın Erdoğan her fırsatta “İzmir ve Diyarbakır’ı mutlaka istiyorum” diyordu. Bu isteğini gerçekleştirmek konusunda çok ciddi ve kararlı görünüyordu; ta ki İzmir ve Diyarbakır Belediye Başkan adaylarını açıklayıncaya dek. Sayın Erdoğan’ı tanımasam “blöf yapıyor; iki ili de kazanamayacağını bile bile psikolojik üstünlüğü sandık üstünlüğüne çevirmeye çalışıyor” diye düşünecektim. Ama Sayın Erdoğan, siyasî hayatı boyunca hiç blöf yapmamıştı ve ciddiydi.

            Ak Parti, İzmir ve Diyarbakır’ı da kazanarak Türkiye partisi ve merkez parti söylemini hakikate çevirmek amacındaydı ama sonuç tam bir yenilgi oldu. Aslında bu seçimde Ak Parti yenildi denecekse bu yenilgiyi İzmir ve Diyarbakır’da aldı demek daha doğru olur.

            Öncelikle Ak Parti İzmir’de neden kaybetti sorusuna cevap arayalım:

İzmir, seçmen eğilimi itibariyle çoğunluğu Beyaz Türk ve mental anlamda Trakya profilli seçmenden oluşmaktadır. İdeolojik olarak da laikçi sol ve liberal sol seçmen ağırlıklıdır. İzmir’de sayısal anlamda en büyük kitlenin özelliği budur ve bu seçmen profili İzmir’de kemikleşmiş bir realitedir. Diğer yanda ise sayıları seçim kazanmaya yetmese de, destekledikleri tarafa seçim kazandıracak sayıya sahip olan klasik sağ, muhafazakâr sağ ve Alevî sol seçmen kitlesi oturmaktadır. İzmir’de seçimi kazanan lider veya parti klasik sağ, muhafazakâr sağ ve Alevi sol’dan herhangi birini yanına alarak neticeye gitmektedir.

            “İzmir’de seçimi kazanmak istiyorum” veya “İzmir’i istiyorum” diyen bir parti, stratejisini bu realiteye, İzmir’in seçmen eğilimine göre belirlemelidir. “Ak Parti, İzmir’in seçmen profilini ne kadar ciddiye aldı, buna uygun bir aday ve propaganda belirledi mi?” önce bu sorunun cevabını vermek gerekir.

            Ak Parti’nin adayı Taha Aksoy, İzmir seçmen eğilimine uygun bir aday mıydı? Yani Taha Aksoy klasik sağ ve Alevi sol’dan oy alabilecek, onları ikna edebilecek bir aday olarak mı sahne sürülmüştü?

            Bu soruya vereceğimiz cevap olumsuz olacak. Çünkü Taha Aksoy klasik sağ’dan dahi oy alamamıştır. Çok silik bir aday belirlemesine rağmen ve çok silik bir kampanya yürütmesine rağmen MHP adayı Derviş Musavatoğlu bile küçümsenmeyecek bir oy aldı. Ak Parti’nin Kürt açılımından rahatsız olan klasik sağ seçmenin bir kısmı da, Ak Parti’yi cezalandırmak için güçlü görünen aday Aziz Kocaoğlu’na yönelmiştir. Bu tezimizi seçim sonuçları kısmen doğrulamaktadır.

Ak Parti, teşkilatını ve kazanabileceği başkanlıkların çoğunu eski ülkücü, şimdinin Büyük Birlikçilerine teslim etti. Amacı %0.02 olan BBP oylarını alarak diğer klasik sağ seçmenin oylarına talip olmaktı ki, sonuç fiyasko oldu. Her yönüyle yanlış olan bu stratejinin başarısı bile seçimi kaybetmenin garantisiydi.

Alevî oyları ise bu seçimde göz göre göre CHP’ye itildi. Oysa, Ak Parti’den çok daha önceleri Refah Partisi döneminde, Türkiye’de ilk kez sağın Alevî açılımını Refah Partisi İzmir il teşkilatı gerçekleştirmişti. Bu işin başrolünde de Türkiye’nin her yöresinden Alevilerin güvenini kazanmış, samimi ilişkiler içerisinde olan, Alevilerle ilgili ne yapılabilir noktasında her hükümete öneriler sunan Harun Özdemir de sinsi ayak oyunları ile yok farzedilmişti. Ak Parti bu ve benzeri imkandan yararlanmak yerine, bu değerleri israf etti. Bunun izahı mümkün değil.

            Alevi yurttaşlarımız hiçbir ilde olmadığı kadar İzmir’de Ak Parti’ye yakın ve samimi duygular beslerken; Mehmet Tekelioğlu, Nükhet Hotar ve Mehmet Aydın tarafından itilmiş, bir nevi “Sizin yeriniz burası olamaz; Harun Özdemir’i de alın gidin bu duvarın önünden” denilmiştir.

            Seçim gecesi İzmir sonuçlarını yorumlayan bir ulusal tv kanalı yorumcusu, sanıyorum Rasim isminde bir yorumcuydu “Taha Aksoy soldan oy almak için Konak’ta yaşayan Beyaz Türklerin köpeklerine mama dağıtacağına gidip varoşlarda sıkıntı çeken, kendileri ile dürüstçe bir beraberlik kurmak amacındaki Alevilerle ilgilenseydi, sonuç böyle olmazdı” diyerek İzmir’de neden kaybedildi sorusuna en güzel cevabı vermiş oluyordu.

            Aslında İzmir teşkilatı ve milletvekilleri Alevi oyları istiyordu; ama onların en çok istediği şey Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İzmir’den bihaber kalmaya devam etmesiydi. Çünkü İzmir, kendi içerisinde basit hesap ve ayak oyunlarının döndüğü, partinin geleceğinden öte; kişisel kaygıların ön planda tutulduğu bir yapıya sahipti. Maalesef Sayın Başbakan, İzmir’de dönen hesap ve ayak oyunlarından habersizce İzmir’i istediğinin farkında bile değildi.

            İzmir’de Ak Parti’den siyaset yapmak isteyen bir insanın işi diğer illere göre gerçekten çok zordu; işi daha da zorlaştıran adayları belirleyen yetkili yapıydı.

İzmir’de siyaset yapmak isteyen kişilerin ehliyet, liyakat, samimiyet ve sempatileri değer taşımıyor. Aday olmak için öncelikle Sayın Başbakan ile İzmir’in arasında duvar gibi duran Nükhet Hotar, Mehmet Tekelioğlu, İsmail Katmerci, Mehmet Aydın ve Vecdi Gönül engelinin aşılması gerekiyordu ki, Sayın Başbakan İzmir ile doğrudan temas edebilsin ve sağlıklı karar verebilsin. Ama bunu başarmak neredeyse imkânsız gibi. Nükhet Hotar ile Mehmet Tekelioğlu şahıslarına ait pastaları paylaşır gibi teşkilatları ve adayları paylaşıp Sayın Erdoğan’ı enforme ettiler.

Aslında bu paylaşımda tek bir ölçü vardı, o da “Belirlenen adaylar Sayın Başbakan ile İzmir arasındaki duvarı muhafaza edecek özellikte olma” kriteriydi. Başbakan ile İzmir arasındaki duvar yıkıldığında, duvarın altında duvar ustalarının kalacağı da muhakkakdı. Bir gün bu duvar yıkılır, duvar ustaları duvarın altında kalır ve Sayın Erdoğan İzmir ile doğrudan temas ederse işte o zaman İzmir’i sadece istemekle kalınmaz İzmir açık ara kazanılır da.

            İzmir ile Sayın Başbakan arasındaki aşılması çok zor olan diğer bir duvar ise “kibir” denilen illetti. Ak Partiyi İzmir’de temsil eden önderler o kadar kibirliydiler ki, Ak Parti sevdalıları bu kibirden rahatsızdı ve hatta iğrendiklerini ifade edenler bile vardı. Böyle bir duvar yıkılmadan; kibir denen şeytanın en büyük karakter özelliği İzmir’den sökülüp atılmadan, İzmir’de seçim kazanmak neredeyse imkânsızdı. Maalesef ki İzmir’in yakasına yapışmış bu kibir de Sayın Başbakan’la İzmir arasına örülmüş duvarın arkasında yaşanıyordu.  

            Varoşların ve ezilenlerin, merkezin ve ortadireğin umudu Ak Parti, sadece parası olan ve bu parasını halkın gözünün içine soka soka harcayan adaylarla yola çıkınca; farkında olmadan seçmen için umut olmaktan da çıkıyordu ve hatta antipati topluyor, karşı tarafı kenetliyordu. Hiç unutmuyorum, Karabağlar’dan aday adaylığı müracaatı yapan Sıdık Topaloğlu hemen televizyonlara koşmuş ve daha adaylığı dahi kesinleşmeden kendisini Karabağlar Belediye Başkanı ilan etmişti. Bu tavır diğer aday adaylarına saygısızlıktan öte seçmenlere yapılmış bir hakaretti. Bir seçmen ancak bu kadar basite alınabilir ancak bu kadar umursanmazdı. Tabi aday adayları konuşur da önemli olan yetkili kurul ve kişilerin tavrıydı. Yetkili kurul ve kişiler de kibir noktasında ortak paydada buluştukları ve tabi ki parası bol olan aday adaylarına dört elle sarıldılar. Bu şartlarda ve bu adaylarla ancak bu sonuç çıkabilirdi zaten. Büyükşehir neyse diyelim de Karabağlar ve Bayraklı'da kaybedilen seçim tüm hataları yüzlere vuruyordu zaten.

            Aslında Sayın Başbakan’ın İzmir’de olup biteni anlaması için İzmir ile arasına örülen duvarı yıkmasına bile gerek yok; uzanıp duvarın arkasına göz ucuyla bir bakabilse, her şeyi aleni bir şekilde görebilecek…

            Evet, Ak Parti bu seçimi İzmir’de kaybetti, hem de açık ara bir farkla. Bu kaybın sebebi ne parti politikası ne de Tayyip Erdoğan’dır.

            Bu kayıp Tayyip Erdoğan’ın hanesine yazılsa da, basit bir müdahale ile aşılabilecek kadar da basit bir yenilgidir. O duvar yıkılır; altında kalan kalır ama Ak Parti, İzmir’i mutlaka kazanır.

            Yeter ki Sayın Erdoğan, İzmir ile arasındaki duvarın arkasına bir bakabilsin…

 

                                                                                      Av.Mustafa Özdemir

 


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
Adem [ 07 Haziran 2009 01:58:58 ]
Mustafa Özdemir''i tebrik ediyorum. İki açıdan tebrik ediyorum. Biri doruları çekinmeden söylediği için. Bir diğeri de epeydir İzmir ile ilgili bir şeyler yazmayı düşünüyorum bir türlü ifadelere sığdıramıoyrum, yani yazıya dökemiyordum. Sağolasın. Keşke Sayın Başbakan''ın danışmanlarından biri de bu yazıdan bilgi sagibi olsa. Çünkü İzmir de emek verenlerin önünü kapatan ve İzmir hatta İzmirüzerinden Türkiye''yi kilitleyen çiviler var. Bu şebekeler enerjiyi halktan alıp sermaye çevrelerine peşkeş çekiyorlar. Hattı fena döşemişler.

hayrettin güven [ 18 Nisan 2009 15:33:45 ]
İzmirle İlgili sayın mustafa beyin yerel seçim yorumuna harfiyen katlıyorum. arkadaşın biri diyorki mustafa bey izmiri ne kadar tanıyor. Bence bu cümleyi sarfeden arkadaş sanırım söylediği sözün altını doldurmuş biri olarak görünmüyor bence. Diyer bir konu bir yer hakkında yorum yapmak için orda oturmak gerekmiyor amerikada dünyayı yönetiyor sanırım amerika gelip izmirde veya anadolunun her hangi bir şehrinde oturmuyor .Lakin sorunların yorumuna gelince amerika bizi bizden daha iyi tanıyor ve yorumluyor. İşte bizlerin en kötü tarafı sanırım birimiz bir düşünce atarız ortaya odüşünceyi şöyle düzeyli eliştirmekten ziyade fütursuzca acemice demogoji yparak o yeni oluşan düşüneyi yıkmaya çalışırız . düzeylice eleştirmek veya o güzel düşünceye biraz katkıda bulunmak erdemliliğini göstersek bence daha iyi olur.ben ce izmirde seçim neden kaybeldinin nedenleri tabiki tartışılmalı ve ondan bir ders çıkarılmalı diye düşünüyorum buz dağına saklanmaya gerek yok buz dağı kırılmalı. En ince ayrıntısına kadar her şey göz önüne serilmeli. Hataların erken anlaşıması doğru işin başlagıcı olsa gerek . Dost acı söyler ama doğruyu söyler..saygılarımla

Erhan Noyanoğlu [ 16 Nisan 2009 01:37:09 ]
AKP''''nin varacağı son durak Panter Emel Sokak No:9 Viranşehir PATAGONYA olacak... AKP kim Alevi açılımı kim. Kimsenin açılım beklediği yok de. Yeter ki, insanlık olsun. İnsan olursak Alevi veya Sünni ne fark eder, aynı partide de oluruz, ayrı ayrı partilerde de.

İsmail Taylan [ 16 Nisan 2009 01:30:51 ]
Her seçimde ilginç bir taktikle tanışıyoruz. Bu seçimin de en ilginç taktiği İzmir''de AKP''nin dağıttığı köpek maması oldu. Bu fikir kimden çıktı ise onu kutlamak gerekir. Ama dağıtan kurum yanlıştı. Köpek maması AKP''den çok, Hayvan Severler Derneğine daha çok yakışırdı.

Caner Söylemez [ 09 Nisan 2009 23:48:22 ]
Mustafa bey İzmir''i ne kadar tanıyor, bilmiyorum. Güzel cümlelerle anlattığın İzmir, bizim yaşadığımız İzmir''i pek yansıtmıyor. Veya çok eksik. İzmir''de seçimden sorumlu kişiler, zamanlarının önemli kısmını Ekrem Demirtaş''ın Ticaret Odası seçimlerini kazanması için harcadılar. Diğer yanlış ise şu: İlçeler ile adayların eşleşmesi, ne yazık ki atın önüne et, itin önüne ot şeklinde oldu. Neden böyle oldu denecek olursa yanıtı şu olacaktır: Milletvekilleri aralarında ilçeleri futuhatçı bir düşünceyle paylaştılar. İl ve ilçe örgütlerine de baskı yaptılar, onlarda bu taksimata boyun eğdi. Daha bir çok saçmalık yaptılar... Biz kaybetmeyiz, biz hep kazanırız, biz çalışıyoruz olmuyor, millet oyu başbakana veriyor, bir kaç kez gelecek, İzmirlilere görünecek, halk oy verecek, bizler de seçimi kazanacağız. Bu işler hep böyle oldu, bu seçimde de böyle olacak dendi... vs. Yorum yazmanın da bir sorumlulğu var. Bu işler edebiyat parçalamakla olmuyor.

Enes YALÇIN [ 08 Nisan 2009 14:11:58 ]
''''İzmir''de Ak Parti''den siyaset yapmak isteyen bir insanın işi diğer illere göre gerçekten çok zordu; işi daha da zorlaştıran adayları belirleye yetkili yapıydı.''''''

Bu tesbitinizin ayrıca hoşuma gitmesi ile beraber düşüncelerinize ne yazık ki üzülerek katılmak zorundayım.   Yalnız Sayın Başbakan''ın İzmir''i şiddetle alma arzusunun gerçekliğine inanmıyorum .Çünkü kendisi bunun için yeterince gayret göstermemiştir.Doğu Bölgelerimizi karış karış gezen Başbakan her ne hikmetse İzmir''e tabirimi mazur görün üvey evlat muamelesi yapmıştır.Büyükşehir Belediyesinden umudunu kesmiş olması muhtemeldir belki ama Karabağlar ın Buca nın Tire nin Gaziemir''in hatta Kemalpaşa''nın kaybedilmesini ne ile açıklayacağız.Bu mesele teşkilattaki anlaşmazlıkların,ikiliklerin çok ötesindedir.Türkiye''yi İstanbul''dan ibaret gören zihinlerin İzmir deki hizmete aç insanlara armağanı(!)dır.

Ankara ''da bulunan bir kardeşiniz olarak ayrıca ,her ne kadar güçlü isimlerin akrabası da olsalar,yahut genel başkan yardımcısı da olsalar ,bakan bile olsalar Genel Merkezde bir ağırlıkları olduğunu düşünmüyorum.
Hatalı olabilirim bu yanılgının müsebbibi de bu isimlerin silik ve halktan kopuk duruşlarıdır.
Bizi en azından bir dönem daha göz göre göre arsenik müptelası yapacaklar ya ne diyeyim hayırlı ve YAZIKLAR OLSUN

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link