"Ey Halkım!" Desem Duyan Olur Mu?
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2034  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  27 Ağustos 2009

“EY HALKIM!” DESEM DUYAN OLUR MU?

 

Biri çıkıp;

            “Ey Kürtler, bugün yaşadığınız acıların bir nedeni var, o da Müslüman olmanızdır. Bunu hiç düşündünüz mü? Lozan’da Müslüman anlamında kullanılan “Türk”ü dağa taşa ırk anlamında yazıp, sizi Kürtçülüğe ikna edenlerin amacı neydi? Nefret ettiğiniz bu kişiler, sizlere bir devleti mi hediye etmek istiyordu? Yoksa İran’da İslam Devriminin olduğu günlerde sizleri Müslüman olduğunuzu unutacak kadar Kürtçülük yapmaya mı zorladılar? Müslümanlığınızı unutturup takdir ettikleri acılara mı mahkum ettiler” dedi mi?

 

Mutlaka bunları sizlere anlatın birileri çıkmıştır. Bu ülke, bu kadar sahipsiz değil. Anlatan, uyaran birileri çıkmıştır ama zaten kısılmış cılız sesleriyle yardımcı olmaya çalışanları ya çoğunluk duyamadı ya da duyduysa da ciddiye almadı. Ve bu günlere gelindi…

 

Gelelim, sorunun çok geç kalmış da olsa çözümüne:

 

Her şeye rağmen Kürtlerin, Kürt olmayanlarla evliliği devam etmektedir. Bu evlilikler daha da arttırılabilir. Her politik kararın uygulamasında gösterilen stratejik özen, bu konularda fazlasıyla gösterilebilir. 

 

-Doğu ve G.Doğu’da yaşayalar Türkiye’nin farklı yörelerine tarımda, hayvancılıkta, inşaatta, balıkçılıkta, fabrikada… geçici sürelerle de olsa ailece çalıştırılabilir. Çalışılan yerlerde mütevazi barınma olanakları sunularak o yörelere yerleşmeleri dolaylı olarak teşvik edilebilir. Bu arada erkek çocukların, yörenin kızları ile evlenmelerine, çocukların da yöre okullarında okumalarına yardımcı olunabilir. Aşağılanma, hor görülme gibi tutumlardan uzak durulmalıdır. Bunlar yapılırken aşırı bir nüfusun bir yerde yoğunlaşmamasına da özen gösterilmelidir.

 

-Kürt kökenli vatandaşların eşlerine acilen çalışabilecekleri işler bulunmalıdır. İşlerin niteliği kadınları çocuk doğurmaktan ve politik mücadeleden uzak tutacak nitelikte olmasına özen gösterilmelidir.

 

-Teslim olan örgüt üyeleri askerlikten muaf olmalıdır. 

 

-Ülke genelinde hazine arazilerinin %20’si ikiye ayrılmalı, yarısı on dönüm (verimlilik esas olmalı, daha fazla da olabilir) halinde Doğu ve Güneydoğu’da beş yıl görev yapan asker ve polislere tahsis edilmelidir. Diğer yarısı da gelip teslim olmuş PKK örgüt üyelerine evlenme ve yerleşme karşılığı tahsis edilmelidir. Bu kişilere hayvancılık veya tarım kredisi de verilebilir. Dağıtılan araziler, teslim olanları ıslah olmaya ikna edici özellikte olmalıdır. 10 yıl içinde suç işlememeleri durumunda da arazinin sahibi olabilmeliler.

 

-Tüm Türkiye 3-5 bin kişinin yaşadığı mahallelere ayrılmalı ve en geniş özgürlükler mahallelerde yaşanmalıdır. Her mahalle ayrı bir yönetim birimi olmalı, yönetim de seçimle oluşmalıdır. Böyle olunca özgürlükler ne kadar kötü niyetle kullanılırsa kullanılsın, sonunda 3-5 bin ile sınırlı bir toplulukta kolayca önlenebilecektir. Bir de birbirine yakın toplulukların kendi aralarındaki eskilere dayanan veya sonradan ortaya çıkması muhtemel anlaşmazlıklar, mahalleleri birbirinde uzaklaştıracak ve birlikte isyan etmelerini zorlaştıracaktır. Devletler arasındaki dengeler ne kadar önemli ise halklar, aşiretler arasındaki dengeler de o kadar önemlidir.. 

 

-Avrupa’da Kürt nüfusun artışı desteklenmelidir. Hatta Batılı devletlerin vatandaşı olmaları için özel yöntemler geliştirilmelidir. Avrupa’da da başlarına bir iş geldiğinde ise yardımlarına koşulmalı ve Türk Devleti’nin sıcak ilgisi hissettirilmelidir.    

 

-Kürtlerin, Türkî Cumhuriyetlere ticaret yapmaları desteklenmelidir. Bir süreliğine para kazanmalarına da yardımcı olunmalı.. Sonunda o ülkelere yerleşmeleri ve ora halkı ile evlenmelerine dolaylı yardımcı olunmalıdır..

 

-Toplu Konut İdaresi’nin yaptığı konutlara bölge halkının üye olmaları teşvik edilmeli, konutlar orantılı olarak bölge halkına da dağıtılmalıdır. Böylece Türkiye’nin her yöresinde dengeli ve evlenerek kaynaşan bir demografik yapının oluşması planlanmalı.

 

-Önümüzdeki dönemde inşaat sektöründe ciddi bir canlanma beklenebilir. Buna hazırlık için Doğu ve G.Doğu bölgesinde inşaat işçisi ve kalfası yetiştiren meslek edindirme kursları açılmalı. Buralarda eğitim görenlere inşaatlarda iş bulmalarına yardımcı olunmalı. Bölge insanını Türkiyeli yapacak benzer projeler uygulanmalı.. 

 

-Yabancılara, TOKİ’nin konutlarını satın alma hakkı tanınabilir. Bunun pazarlaması öncelikle Türkî Cumhuriyetlerde ve Arap ülkelerinde yapılabilir. Doğu ve G.Doğu’da yapılan konutlar Türkî Cumhuriyetlerde, Ege ve Akdeniz sahilleri Arap ve Batı ülkelerinde pazarlanabilir. Böylece bölgeye dışarıdan nüfus aktarılmış olacak ve homojen yapı bozulacaktır.        

 

-Mustafa Kemal Paşa Lozan’da mübadeleyi ve plebisiti benimsemiştir. Bu nedenle Türkiye’nin herhangi bir yerinde insanların ırklarına ve dinlerine bakmaksızın, Kuzey Irak’ta yaşayanlarda da ırk ve din ayrımı yapılmadan T.C. veya Irak vatandaşı olmalarına geçici bir süreliğine izin verilebilir. Türkiye’de yaşamak istemeyenler Irak’a; Irak’ta yaşamak istemeyenler de Türkiye’ye gelebilmelidir. Irak’ta çok cazip bir ortam oluşmadan bu seçenek iki ülke insanlarına tanınmalıdır.

 

-PKK’nın Irak’tan çıkarılmasını istemek stratejik açıdan doğru olmayabilir. Türkiye’de yaşamak istemeyenler Irak’a gidebilirler. Ayrıca köken olarak Talabani ve Barzani’nin kabilelerinden olmadıklarından yakın bir gelecekte bu gruplar arasında Türkiye’nin çıkarlarına hizmet eden çatışmalar çıkabilir. Bu tür gelişmeleri beklemek gerekir…

 

                                                           Harun Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link