Gerçeği Gördüm
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2032  |  Puan: 9  |  19 Ekim 2009

 

GERÇE?İ GÖRDÜM !

 

 

1980’den beri dünyada ve Türkiye’de yaşanmakta olan ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, dini, etnik gelişmeler; savaşlar, isyanlar, darbeler, güç merkezleri tarafından hep eskisinin yıkılışına ve “yeni bir dünya düzeni”nin kuruluşuna yorumlandı.

 

Duy da inanma, dediler.

 

İnandık..

 

Çünkü duyabiliyorduk!

 

ABD –SSCB dengesinin yerini nasıl bir dengenin ve düzenin alacağı 70’li ve 80’li yıllarda projelendirilmiş, buna uygun filmler ve romanlar sipariş edilmişti.

 

Aklı erenler kurgu bilim tadında konuşmakta ve yazmaktaydı.

 

Bu arada itibarlı pozisyonlarını kaybedeceklerini anlayanlar ile yeni roller üstlenenler arasındaki itiş kakışı ise çok az kişi görebiliyordu.

 

***

 

Bizler doğal olarak Türkiye’nin ne olacağını daha çok merak ediyorduk, çoğunlukla da kendimizi tartışıyorduk.

 

Acaba yeni dünya düzenini dizayn edenler, hangi araçları kullanıyorlardı ve Türkiye için neler düşünüyorlardı?

 

Türkiye’nin tarihsel marka gücünün Türklere bırakılamayacak kadar önemli olduğu Türklerce de bilindiğinden, acabalarımızı çoğaltıp dışarıdan bakışları merakla izliyorduk.

 

Yanılmadık da.

 

Öncesi de var ama dış faktörler 24 Ocak 1980’den beri Türkiye’de çok etkili oldular.

 

Üzülmedik dersek yalan olur.

 

Ümitlendiğimiz de oldu.

 

Geldiğimiz noktaya ve girdiğimiz güzergaha bakılırsa durumumuz fena sayılmaz.

 

En azından biz Türklerin, ülkemiz ve insanımız hakkında öngördüklerimizden daha iyi bir gelişme içindeyiz.

 

En azından ben böyle düşünüyorum.

 

Akla zarar “sıfır problemli komşuluk ilişkileri”ni politika edindik, bunu en yetkili ağızlar açıkça da söyleyebiliyor…

 

Daha da önemlisi kimse bize gülmüyor!

 

Yumurtaya can veren Allah’ım, nelere kadirsin!

 

Neredeeeen nereye!

 

Bakıyorum da;

-24 Ocak 1980 ekonomik kararları, 1994, 2000, 2001 ve 2008 Ekonomik krizleri,

-12 Eylül Askeri Müdahalesi, 28 Şubat ve sonrası bir çok başarısız darbe hazırlığı ve bol miktarda muhtıra türü askeri fırça, 

-Sağ-sol çatışmasının birden bire bitmesi, tüm solcu önderlerin yoldaşlarıyla birlikte bir gecede Atatürkçü olup irticaya karşı konuşlandırılmaları,

-İrticanın, başörtüsünün yıllarca geceli gündüzlü tartışılması, sonra Baykal’ın bir cümlesi ile her şeyin unutulmaya yüz tutması,

-PKK, terör, ölümler, şehitler, bölünüyoruz… çığlıkları, şimdilerde ise açılım, saçılım, federasyon, konfederasyon… Az sonra da Kürtçülerin birden “Lo, biz bu işten caydık! diyecekleri… günler yakındır…

 

*** 

 

Beyler, nelere gebe bu ülke?

 

Söz kimde?

 

Kim konuşacak?

 

Burası Türkiye mi?

 

Kimin dolmuşunda, kimin dolduruşundayız?

 

Müziğin sesini kim kısacak?

 

Neden koltukların çoğu boş, bizler ayaktayız?

 

İneceğimiz durağa gelmedik mi? 

 

Yoksa yaşadıklarımız gerçek mi değil?

 

O zaman kardeşim ölmedi. O yaşıyor!

 

Yaşıyor, değil mi?

 

Anne sen söyle?

 

Evimizde değil miyiz?

 

O zaman neden her istediğimi yiyemiyorum?

 

İlaçlarımı kim verecek?

 

Ölmek istemiyorum!!!

 

Öleceksem neden her istediğimi yiyemiyorum, anne?

 

Beni sokağa çıkarın!

 

Gerçeği orada görmek istiyorum!

 

Işığı… 

 

                                                           Harun Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link