İslamsız Türkçülerin Çıkmazı
Kategori: Güncel  |  Okunma: 2236  |  Puan: 8  |  27 Kasım 2009

İSLAMSIZ TÜRKÇÜLERİN ÇIKMAZI

 

09.09.2009 tarihli yazımda “Türk kimliği” hakkında açıklama yapanları cahillikle suçlamıştım. Haklıydım ama ifadelerimden rahatsız olduğumu söylemeliyim.

 

Şimdi yine benzer bir ruh hali yaşıyorum.

 

Halil İNALCIK Hoca kelam etmiş “Türkiye, Osmanlı gibi bir imparatorluk değil” diye. Biz “ulus devlet”mişiz!

 

Allah ömrünüzü artırsın Hocam, bu hakikati sizden daha önce de duymuştuk!

 

Ama nedense bu ulusun ırka mı yoksa Müslümanlığa mı dayandığını kanıtlarla açıklamanızı beklemiştik. Hala da bekliyoruz ama nafile! Bu yaşa geldiniz hala tık yok. Ve ben de ümitlerimi yitirmiş durumdayım, haberiniz olsun!

 

Sayın Hocam, neden Türkü, Kürt gibi bir ırk olarak anlamakta ısrarlısınız? Lozan Antlaşmasından bunları mı anladınız?

 

Yoksa siz de İSLAMSIZ TÜRKÇÜLERİN stratejik tahrifatları yerin de mi buluyorsunuz?

 

Otorite olarak bilinen bir tarihçi olarak bir çok konuda konuşabilirsiz, buna kim itiraz edebilir ki?

 

Ama Üstadım, ilgi alanınıza giren bir konuda konuşuyorsanız, onun da doğrusunu kamuoyuna açıklamakla yükümlüsünüz.

 

Üstattan beklediğimiz, Lozan Antlaşmasında “Türk”ün ve “Gayrimüslim”in ne anlama geldiği ve Kürdün bu kavramlar dizisinde nereye oturduğunu açıklamak oldu.

 

Buna biraz da Cumhuriyet tarihinde gün be gün yaşadığınız ve kimliğe ilişkin gördüklerinizi yeni kuşaklara aktarmanız inanın çok daha olacak.

 

Ne yazık ki, bunları hiç bilmiyormuş ve yaşamamış gibi bilgiden uzak ve son derece politik açıklamalar yapıyorsunuz.

 

***

 

Üstad ,T.C.’nin kuruluş sözleşmesine değinmeden, çok sonraları iç iktidar çatışmalarında geliştirilen İslamsız Türkçülüğü benimsemiş bir düşünce adamı gibi Hükümeti uyarma ihtiyacı hissediyor.

 

Ama Sayın İNALCIK söylediklerine ciddiyet kazandıracak yasal ve tarihsel bir kaynak göstermiyor.

 

T.C.’nin Osmanlı olmadığı ancak Lozan Antlaşmasına değinilerek açıklanabilir. Üstadın bu konulara girmeye ise pek niyeti yok.

 

***

 

Geçen hafta bir başka yorum da Metin HEPER’den geldi. Sayın HEPER, 20.11.2009 tarihli Radikal Gazetesi’ndeki yazısında Erdoğan, Baykal ve Bahçeli’nin PKK-DTP’nin taleplerine nasıl yaklaştıklarını yazmış.

 

Okudum; keşke okumaz olsaydım…

 

Bir ülke kuruluş sözleşmesini bu kadar mı ihmal eder?

 

İnanamıyorum.

 

Devlet adamları, bilim insanları, siyasetçiler, aydınlar, resmi-gayri resmi tarihçiler, marjinal düşünenler…

 

Aylardır Demokratik – Kürt Açılım konuşuluyor. Buna Alevi Açılımı eklendi ve yenileri de eklenecek.

 

Bizim 1990’dan beri konuştuğumuz, yazdığımız, her hükümete taşıdığımız ama en çok da AK Parti ve Hükümetlerini usandırırcasına rahatsız ettiğimiz Alevi Açılımı konusunda da ileri günlerde bir şeyler yazmamız gerekecek. 

 

En azından Demokratik Açılım ve Laik Açılım konusunda kelam edenlerin Lozan’ın 39. ve 44. maddelerinin, ve 1926’da çıkan Türk Ceza Kanunun 159. maddesindeki “Türklük” kavramının ne anlama geldiğini, Atatürk döneminde kimlere nasıl uygulandığını açıklamaları gerekir.

 

Bunu kimse yapmak istemiyor. Çoğu cahillikten; bilen birkaç kişi de hinliğinden yapmak istemiyor.

 

Yakın zamanda TCK’nın 301. maddesinde yer alan “Türklük” kavramında değişiklik yapıldı, kimse bu konulara değinmedi.

 

Hükümet, 301’deki Türklüğün ne anlama geldiğini millete açıkladıktan sonra da değiştirebilirdi; ona bile cesaret edemedi.

 

Bir millet okumuşu ve cahiliyle geleceğini karartma konusunda bu kadar ısrarlı ise ona kimse yardımcı olamaz.

 

Kısa ve öz olarak karşımıza şu sonuç çıkmıyorsa ben bu tartışmada yokum:

 

Lozan  Antlaşması’nda Türk Müslüman olarak kabul edilmektedir. Bu anlamda ülkemizde yaşayan asli tüm unsurların ırkı ve etnik kökeni ne olursa olsun hepsi MÜSLÜMANdır.

 

Müslümanlık Türkiye’nin tek birleştirici kimliğidir. Uluslararası antlaşmalarla ve iç hukukla pekiştirilmiş Müslümanlığa dayalı asli unsurun kimliği, bilinçli çabalarla Türkün içindeki İslamlığı alıp Türk kavramının geçtiği her cümlenin anlamı değiştirilerek tüm siyasal kavramlar ters yüz edilmiştir.  

 

“Ne mutlu Türküm diyene”yi “Ne mutlu Müslümanım diyene”,

 

“Bir Türk dünyaya bedeldir”i “Bir Müslüman dünyaya bedeldir” şeklinde de anlaşılabilirdi. Ve hiçbir Kürt de bundan rahatsız olmazdı.  

 

Neden yurt dışından bakıldığında Türk, Lozan’da yazıldığı gibi Müslüman şeklinde anlaşılıyor da, ülke içinde alimi ve cahiliyle Türkü ırk olarak anlıyor?

 

Ne yapılmak isteniyor bu ülkede, bunu kim anlatacak?

 

Dünyada hukuk metinlerinin hiçbir işe yaramadığı bizim gibi bir ülke tarihte kaç yıl yaşamıştır, bileniniz var mı?

 

Lütfen bana yardımcı olun.

 

 

                                                               Harun Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
Harun Özdemir [ 18 Aralık 2009 01:17:44 ]
Lozan''da Türkün asli unsur olduğunu ve Müslüman anlamında kullanıldığını ısrarla vurguluyorum. Haklıyım, çünkü azınlık da gayrimüslim olarak tanımlanmış. Ayrım dinlere göre yapılmış, bu kesin. Lozan''ın 39-44 maddelerini okuyanlar bunu iyi bilir. Lütfen kimse bunu başka bir noktaya çekmesin...

T.C.''nin kuruluş sözleşmesi bir hukuk metnidir ve kavramlar ancak hukukî açıdan değerlendirilebilir. Ben hukukta ısrar ettikçe, ne yazık ki, okuyucuların bir kısmı da Türkü, herkese göre farklılık arzedebilen kültürel bir kavram gibi anlamak istiyor.

Türk, kimin fikriydi, biz mi yazdık yabancılar mı teklif etti, soru neyi değiştirir? Siyaseten bunu konuşabiliriz. Bilin ki hukuk siyasetten farklıdır. Kavramlar sözleşmede nasıl yer almış ise onu öyle anlamak zorundayız. Eğer hukuk keyfiliği kaldırıyorsa isterseniz Lozan''da T.C.''nin yazılı sınırlarını da tek taraflı değiştirelim, bakalım bunun sonu nereye varıyor?

Asli unsurun anlam sınırlarını tahrif ederek içeride irtica krizleri ve PKK gibi henüz önlenemeyen terörü ülkenin başına bela ettik. Bunlardan hiç ders almamış gibi tahrifatta ısrar ediyoruz.

Irtica adı altında Müslüman, devlet düşmanı ilan edilirken de kimse Lozan''ı gündeme getirmedi. Bugün de Lozan gündeme getirilmiyor.

Neden?

Çünkü her iki tarafın önderleri Türkün Müslüman olduğunu gizleyerek irtica krizlerinden müthiş bir iktidar yarattılar. Kürtçü önderler de Kürt krizinden bir don biçmeye çalışıyorlar.

Bu ülkede her şey oluyor ama bir türlü nüfusun %99''unun Müslüman olduğu ve Lozan''da 12 devletin şehadetiyle Anayasaların bile üzerinde bir kesinlik taşıdığını gündeme getirmiyor.

Emboli rahatsızlığı çekenleri anlıyorum ama hasta değilim, diyenlerin yaptıklarına bir türlü anlam veremiyorum. Neyse;

Anlayana
Tanrı Türkü korusun! anlamayana
Allah Müslümanların yardımcısı olsun!
Amin...


yeniacik@winowslive.com [ 16 Aralık 2009 08:26:11 ]
asya boyları, balkan ırkları. kafkas ırkları, arabistan ırkları,k.afrika ırkları..osmanlı idaresinde, tamamı türk olarak adlandırılıyorsa, bu içeriden mi yani o ırklar kendilerini türk diye mi adlandırıyordu yoksa etkili devletlerden/dışarı danmı?!?
dışarıdan ise ki öyle olduğunu söylüyorsunuz?Bu tüzel kişilik haklarını ilga/dayatma olmaz mı?!?

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link