Akıl ve İtaat
Kategori: Kültür-Sanat  |  Okunma: 1964  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  26 Aralık 2009

AKIL VE   İTAAT

Akıl  : Bir birlerinden ayrı liflerin bağlanması-eklenmesi / tamamlayıcı kapak/uzak- erişebilen- çıkarsama.

Zeka : Yakamozlu-anlı parlaklı  zihin işlevi/ ani, kısa anlı çözümleme/ yer kapma/  uyanık-lık/ kısagüç.

Zihin :  Aklın, tutma/ saklama/ anlamlandırma işlevli  biçim üretim alanı.

l) G.N.O.   LU  ZİHİNLER:

Yeryüzü biçimlendiricisi ve kullanıcısı insan, kendisine bahşedilen yeteneklerinin kaynağı  beyni ile kendisi için cennet ve cehennem oluşturmaya yetkilidir.Bu yetkinin bilincinde olmak insanlık için kritik eşiktir

a- Tarihsel olarak, iyiye koşarken veya oluşturma etkinliğindeyken kötüye düşme; kötüden kaçarken veya onu bertaraf ederken iyiye çıkma “suprizleriyle” karşılaştığında aklının etkinliğinden şüpheye düşmüştür. 

b- Çaba ve koşuşturmalarının acısını azaltmadığını ya da isteklerinin oluşmasına yaramadığının  farkına vardığında, akıl ve bedeninin yanı sıra  başka arayışlara, etkenlere yöneldiği gerçektir.

c-  Aklı ve bedeniyle “hallettiği” sorunlarından kalkarak, gelecek tüm sorunları da böylelikle çözebileceğini düşünüp uygularken; her şeyi kendi gücüyle çözme ve biçimlendirme girişimiyle acı alanları oluşturması, insanlık tarihinde kayda girmiştir.

Bu üç  kollu kavşak sinyalizasyonu görünüşte toplumsaldır.Ancak, uzun erimde tek tek fertlerin zihinsel bileşkelerinin  ortak değeriyle/parabolüyle oluştuğu toplumsalı oluşturan alt etkendir. 

Yeryüzü  üzerinde sayısı giderek artan (7,3 milyar) insanlık, ihtiyaçlarını eski yöntemlerle karşılanamayacağını gördüğünden beri, varlıktaki/ bitkilerdeki  etkin özellikleri tespit edip, zayıf yapılarla değiştirmeye soyunmuştur. 

İstediği, ihtiyacına uygun her şeyin, en iyi konumda ve sürekli( her mevsim)elde etme çabası, etkin güçlü genlerin diğer genlere transformasyonu nun başlaması 20 yıldır sürdürülmektedir.

Olumlu amaçlı ufuk yürüyüşündeki bu etkinlik ,  yer yer olumsuz/ istismar/ bozucu  alanlara düşse de doğru ufuk yönelişinden ayrılmamamız gerekliliği zorunluluktur.

Ortak ihtiyaçları karşılamak amacıyla, kendi varlık bilincini diğer varlık bilinçleriyle dayanışma amaçlı bağlan-tılan-dırıp tümel akıl oluşturulması, diye tarif edeceğimiz bu etkinlikler; işleyişi bakımından riskler taşıması da doğaladır.   

Bu risklerin kaynağı aklın tek taraflı bağlantılandırılmasıdır.

İnsanlık ortak akıl arayışıyla ufuk adımları atarken;  bu akıl bağlantılarının salt/ tek taraflı/ atar damar,  şeklinde oluşturulması kirliliğin içselleştirilip, yapının çürümeye dönüşmesini getirmektedir. 

2) AKLIN “BA?LARI” : 

Akıl uygulamaları iki biçimde ortaya çıkmaktadır:

a-      Dönüştürücü akıl ve

b-      Sönümletici  “akıl”. 

a-Dönüştürücü akıl:   hakimiyet ilişkilerinin  akıl veya kuvvet ayrımından, akıl ve kuvvet beraberliğine evrilmesi, dönüştürücü aklın etkisiyle oluşacaktır. 

Dönüştürücü akıl, çevresinin arınmışlığını/ netliğini önemser ve  kendisine benzer şekilde gelişmişliğinin  olanaklarını sağlar. Etkinliğine en yakınından başlar. Güvenli ve süren organizasyonların ancak dengeli paylaşımlar dönüşümlü görevlerle  sağlanabileceğini bilir.

Bunun için, derin nicelik, yüksek nitelik zigzaglarından ; benzer nitelikler dalgalanmasını oluşturmanın amacını güder. Bilginin danışılarak, paylaşılarak zenginleşeceği ortam  için bilgi sağlayacak akılların alanını oluşturur. 

Dönüştürücü aklın en büyük hedefi diğer akılların yetkinleşip güdümsüzleşmesidir. Şurası önemlidir: Güdümsüzleşmek bağımsızlaşmak değildir. Bağımsızlık söylemi esasında/derininde kendini yadsımaktır. Çünkü, evren modelde ilgi ve işlev alanlarının bağımsızlığı varlığın/değerin yapay yaşatılması demektir. Son tahlilde  bağımsızlık bütünsellik sürecinde hızla gelişen yeryüzünde sosyolojik bir semptomun, kendini savunma mekanizmasından kaynaklanmaktadır. 

İlişkiler ağında beraberlik ya da farklılık tanımı kopuş sonuçlu değil, uyum amaçlı olmak-lığı  

b-Sölümletici “akıl”:  

Bu ara başlığa,   işlevsiz akıl da diyebiliriz.  Etkinliğin kaynağı olan aklın, kendini yadsıma/inkar eylemlerine( etkin-siz-liklerine/ ya da negatif etkinlik) yönelmesi paradoksal görülse de olgusaldır.  

Akıl varlığını inkara,  içsel özelliklerini kendini silmeye yönettiğinde oluşturur. Bu bitki yetiştiren  çifçinin, o bitkileri kendine yasak kılması gibi bir durumdur.

Akıl, varlığı gereği zenginleşmeye, düşünce üretmeye kodlu olarak var olmuştur. Birey olarak insan, topluluk oluşturarak amacına ulaşmaya yöneldiğinde,   engelleri daha az çabayla daha kısa sürede ve daha az kayıplı aşarak; ereğine/ kendini hoşnut edecek alanlara ulaşır.  

3) AKIL BA?LAMINDA YÖNETİM BİÇİM VE MODELLERİ : 

Günümüz devlet yönetim biçimlerinde insana özgü en olumlu modellerden olan cumhuriyet ve/ya demokrasi akıl ve akıllar bağlamında değerlendirildiğinde, aklı sürekli işlevsel kılan modelin insanın tabiatına en uygun model olacağı görülecektir.

Krallıklar çerçevesinden cumhuriyete açılan toplumlar, oluşturucu olan insanların, yönetime katılımlarını daha etkili ve sürekli sağlamanın araçları günümüzde de toplum ve siyaset bilimcilerce sorgulanmaktadır.   

İktidar için   yönetilenlere yönelik cumhuriyetin katılım “çağrısı”, demokrasi yönetiminde,  ciddi hak üleşmesine/ paylaşım/ kullanım  pratiğine  dönüşüp yetkinleşmiştir.   

Aklın  her bireyi yetkinleştirip, toplumu yetkinler diyarına dönüştürme  güdüsünde; yönetime katılım moddeleri de yetkinlik yolcusu olması kaçınılmaz değil midir?!?  

4) KİTLELER GÜDÜLEREK A?ILA ULAŞTIRILIRLAR!!

Liderliğin alegorisi :Liderlik toplumsal yol alışlarda gereklidir; ucun varlığı atılan okta nasıl ise liderlik te böyle bir öncülükle yükümlüdür.  

Liderliğin istismarı :Kurtarıcı sonuçlu liderlik, kurtarılanlara her şeye razı olmaları dayatmasını taşıdığında bu acı sağaltma sanrısı başlamış demektir. 

Liderlik ve akıl: Kendini  önderlik ettiği akılların toplamına denk ve üstün tutan liderlik

güdüleme projesi inşasına soyunarak önce liderliğin sonra toplumunu inkara yönelegelmiştir. 

Aklın yeterli olmadığı veya duyuların öne geçtiği durumlarda insan ve kitleler “kolayı bularak” sıkıntılarını aşacaklarını sanmışlardır. Farkına varmanın nimetini kazanan bireyler böyle bir yanlışa çok zor düşmüşlerdir.  

Bitiş  dileği:  

İnsanın ve toplumun yetkinleşmesi modellerinde amaç; tüm bireylerin mutluluğu, gibi aşılmazlık taşısa da karıncanın ibrahim’in ateşini gözüne kestirmesinden morallenerek;

“yukarıdakilerin aşağıdakilere” esenlik amaçlılığını neonlaştırmamız; iflah olmaz cehaletin nitelik basamaklarına yönelmesine sebep olmasını diliyorum.

                                                                                              Özer Ataç


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link