Düz Ovada Siyaset
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2045  |  Puan: 9  |  04 Aralık 2006

        Türkiye’nin yakın tarihi incelendiğinde siyasî partiler konusunda dikkatimi çeken bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizde muhalefeti ile iktidarı ile dizayn edilmiş bir siyasetin varlığı göze çarpıyor. Öyle ki yüzde sıfır nokta bilmem kaç alan tabela partilerinin dahi bu dizaynın içerisinde kendilerine biçilen rolü oynadığını sanıyorum. Bu düşüncemi, bir yazar olarak düşündüğümü ve algıladığımı kaleme alma sorumluluğum gereği sizlerle paylaşmak zorunda hissediyorum. Bu açıklamamın amacı, dizayn edilmiş siyasetin şeytanî bir düzen olduğunu ifade etmek için değildir. Ortada gerçek gibi duran bir olgu vardır ve oy verirken de ileride sukut-u hayale uğramamak için bazı gerçeklerin farkında olmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum.

        Bu ülkede gelecek 5 yıl için bir strateji belirlenmiş ise, seçimler öncesi bu stratejiye en katı muhalefeti yapanlar iktidara getirilerek bu direnç kırılıyor. Bunu neredeyse her seçim sonrası iktidar olan partilerde gözlemledik. Mesela muhalefette iken İran’a en büyük muhalefeti yapan, meydanlarda İran’ı baş düşman ilan ederek seçmenlerinden oy alan siyasî partiden, iktidara geldiğinde İran için çok sert ve şahin politikalar bekleriz değil mi? Bu siyasî parti meydanlarda istediği kadar halkı ikna etmeye çalışsın, örgütlensin ve İran karşıtlarının kendisine oy vermesini sağlamaya çalışsın; seçimden başarılı çıkması neredeyse imkânsızdır. Bu siyasî partinin iktidar olmasının bir tek yolu vardır o da ülkemizin strateji belirleyenleri, gelecek 5 yılda İran ile dostluk kurmak istemişse bu partiye iktidarın bir ucu mutlaka tutturuluyor. İktidara gelen veya iktidara ortak olan bu partinin de bir tek misyonu vardır artık:İran ile dostluğu geliştirecek ilk adımı atması. İran’a muhalefet eden halk ve seçmen kitlesini ikna edebilecek tek parti, seçim meydanlarında İran aleyhine meydanları inleten siyasî parti olacaktır. İran’a muhalefet direncini kırmak için bu parti iktidara getirilir ve dostluk bu parti sayesinde gerçekleştirilir.

        Şahsım olarak Apo’nun yakalanışı ile ilgili olarak da aynı siyasî dizaynın gerçekleştirildiğine inanıyorum. PKK hareketine ve liderine en keskin muhalefeti meydanlarda yapan ve bu tepkisel konjoktürü kullanarak seçmenlerinden oy alan MHP, eğer Apo Türkiye’nin elinde iken  iktidarda olmasaydı Türkiye’yi çok kaotik bir ortam bekliyor olacaktı. Apo Türkiye’nin elinde ve sıradan bir mahkum muamelesi görürken MHP’nin iktidar ortağı olmadığını bir düşünelim… Meydanlar ve sokaklar aylarca işgal edilecek ve belki de HADEP’in il, ilçe binalarına baskınlar düzenlenecek, ülke tam bir karmaşaya teslim olacaktı. “Apo’yu önce asalım, sonra Avrupa’dan özür dileyelim” diyen MHP’nin en yetkili ağızları, bir süre sonra Apo’nun sıradan bir tutuklu olması için gerekli desteği verdiler.

        Yıllarca Avrupa Birliği’ne karşı muhalefetin bayraktarlığını yapmış ve AB’yi Haçlı İttifakı diye deklare etmiş bir zihniyet olan AKP’nin çekirdek kadrosu, iktidara gelince, Türkiye tarihinde hiç atılmadığı kadar AB’ye yakınlaşma adımları atmıştır.

        Bu izahattan sonra gelecek seçimlere ilişkin bir projeksiyon tutmak istiyorum. Eğer ülkemiz stratejistleri gelecek 5 yıl içerisinde PKK Terör Örgütü’ne bir af çıkarmayı düşünüyor ise, bilmenizi isterim ki bu affın halk nezdinde göreceği tepkiyi kıracak biri mutlaka iktidara ortak edilecektir.

        Ben bir siyasî parti lideri olsam, önce Türkiye’nin önümüzdeki 5 yıllık stratejisini görmeye, anlamaya, yakalamaya çalışırım; sonra da meydanlarda bu startejiye en keskin muhalefeti yaparım ki iktidarın bir ucundan tutabileyim. Kiminizin buna taktik kiminizin de çelişki dediğini duyar gibiyim şu an….

        PKK ile mücadelenin sembol ismi Mehmet Ağar’ın iktidarda veya koalisyon ortağı olduğu Meclis’te PKK Terör Örgütü mensuplarına af çıkar ise halkın tepkisi ne olur; Sayın Ağar muhalefette olur ise halkın tepkisi nasıl olur? İşte gelecek seçimin cevabı bu soruda saklı.


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
ERBİL YÜKRÜK [ 05 Şubat 2007 05:43:50 ]
MRB Reis yazını okudum. türk siyasesetinin şuan içinde olmasanda türkiyede yapılan siyaseti eniyi şekilde yorumlamıssın.başarılar diliyorum.slm.

kamil doruk [ 16 Aralık 2006 08:35:34 ]
beratli mi, beratsiz mi?
selam.

zekai günay [ 16 Aralık 2006 06:48:55 ]
mrb mustafa bey yazınızı okudam çok güzel ben elazığdan erbilin arakadaşıyım adresinizide o verdi bende burada yerel bir gazeteye turizm le ilgili makale yazıyorum birde yeni çıkan aylık ulusal bir gazeteye yazdım ekonomi gazetesine bir iki makalem daha var burda yerel bir gazeteye vermek istemiyoırum inanç turizm le ilgili sizden ricam bana yardımcı olursanız bir ulusal gazeteye vermek istiyorum hoşcakalın görüşmek üzere.

Fikret ASLAN [ 04 Aralık 2006 10:31:14 ]
Saygıdeğer Mustafa ÖZDEMİR, Türkiyemizin seçim sürecine girdiği şu günlerde güzel bir konuya parmak basmışsınız ve halkımızın düşündüklerini aynen kaleme almışsınız. Gündemi bu denli yakalayıp kaleme almanızdan dolayı sizi kutlarım.. Kaleminize sağlık... Sitenizi ve özellikle sizin yazılarınızı dikkatle takip ediyorum... Allah yolunuzu açık etsin... Herşey gönlünüzce-gönlümüzce olsun... Gönüller bir... Selamlar...

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link