ŞAMANCA ÖÇ ALMAK
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 1511  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  10 Mart 2010
 
Selam sana Ahmet Altan;

 

İyi ki wwwarsın! Ağabeyin baban tüm   hallerine rağmen  Türkiye’nin  acıya direnen zihninin örneğisiniz. Sayınız artsın, korumanız çoğalsın, cesaretinız güçlensin, nesliniz ışığı bulsun ışık olsun…

 

 

ŞAMANCA ÖÇ ALMAK..

 

Zalim iktidar sahipleri : “ Bir düşünün Allah’ın cezaları bir düşünün!”

 

Bunlar düşünmezler iştahlarıyla  güdülürler; çünkü vicdanlarını arzularının etine gömmüşlerdir.

 

Güçleriyle ayakta duran suçlular her zaman "Kahraman" diye başlayan cümleleriyle, az önce tecavüzcü salyalarını akıttıklarını teşhis edebilirsin. Rahatlıkları tüm değerlerden üstün olduğu için dokunulmazlıklarını, sorgulanamazlıklarını, hesap vermezliklerini vicdansız çatallı sesleriyle korkutmak için sirenleştirirler. Sindirdikleri milletlerine "kahramanlık" cakası satarlar; oysa her kes bilir ki kahramanlık erdem yoluna adanmaktır…

 

Evrenlerin  sahibi, düzenleyicisi ve geliştirici (Rab), Hak yasasını işletiyor: hakkın “geç” dediğimiz “yanıtı”/tezahürü, üstümüze giyipte sekiz saat sonra çamaşır makinasına yıkanmak için atıp değiştirdiğimiz gömleklerimiz gibi, seksen sene sonra toprağe iade edip minerallerine kadar yenilenecek bedenlerimize göre “geç” lakin, bir gömlek bir “mesai” içindir! Aynı şekilde, dönemsel sınavlarımızın bir soru kitapçığı olması misali, yaşam  dönemlerimizde bir beden/bir form bir kitapçıktır.

 

“İnsan acelecidir”;  insan bir bedenin değil, bedenlerin taşıyıcılığında ayol alandır. İnsanlar bedenlerini kendilerine yaptıkları  binalarla aksettiriyorlar:  Kurumlar ve kalın beton kolonlu binalar “sahiplerinin” vicdanlarının en somut ifadesidir. Onlar, o binalar ve içindeki teçhizatlarla seçkinliklerini garantiye alma peşindedirler; beslendikleri sömürdükleri insanların acıları onları beton harç ve teçhizat olarak içlerine sirayet etmiştir.Acı palazlandığında onları dışarıya kaçamayacakları şekilde bitirecektir.

 

Diğerlerine gelince, direnip sorgulayama aşamasına gelinceye dek kirli, iğdiş “gömlekleriyle” Tekamülün acı refüjlü yollarında taban tepecekler..Yardım zihinlerindeki iyilik özlemleriyle rüzgara, yağmura, sele, depreme, savaşa, hastalığa dönüşerek yönlenecektir. Zihinlerinde  şekillendirip  besledikleri her doğa olayı, önce kendilerinden sonra da beton kolonlardaki emek minerallerine dönüşümlü akım yaparak konforcuları bir dahaki sefere en kötü yaşam formlarına doğduracaktır.

 

Bunun dışında , acı çeken bedenlerin ruhlarının, acıları  “hak” edişlerinin perde arkasını kim bilebilir: Irak’ta şu anda 12 milyon yetim var. Ne yaptılar ki bu acılara doğdular bu bedenlerdeki ruhlar?!?   En kestirmeden , 800 yıl önce  azgın Hülagu liderliğindeki Moğolların Bağdat’ı yağmalayıp nehirlerinde kan akıttıkları orduların  vicdansız askerlerin bedenleri ölümlerinden sonra, ruhlarının  evrensel bedel  ödeme planı gereği  acı ve ateş içinde Irak’larda yetim olarak doğmalarıdır.

 

Zalimlerin eziyetleri her devranda aza gelerek( azgınlıklarını/tuğyan/kendini yeterli görme,  her doğumda ödeyerek), iyilik diyarlarının toprağını acı çözülmelerle  olgunlaştıracaklardır. O topraklar erdemleştikçe, üzerlerindeki bitirdikleri  bitkilerle, besinlerle; insanları da vicdanlaştırıp/vicdanlı hale getirip, zihinlerindeki iyiliği,   yeryüzünde gerçekleştireceklerdir.

 

Evren,  içindekince sonsuz. Sayısız yaşam modelleri, biçimleri  hak yasası gereği kötülüklerin bedellerini acılarıyla ödeyerek/ acı çektirdikleri “başkaları”, kendileri olup doğarak ödeyip, kozmik simetriği/uyumu (denge değil!) durmaksızın oluşturma işlevindedirler.

 

Evrende sadece bir tek  “giyim mağazasının” dünyada ve gördüklerimiz olduğunu sananlar; kendi yaşamlarında, çarşılarında (ya da kreasyonlarında) bunu nasıl kabul etmiyorlar ise  kozmos da sayısız çeşit  formlar için sayısız kreasyon mağazaları (dünyalar/ ortaya çıkış alanları/ er meydanları ) oluşturmaktadır.

 

TÜMEL ÖNERMEDEN  ZİHİN KANIRT( ezber bozmak değil, çiviyi çakılı ilkel çarmıh çivisini sökmek) MALARI :         

 

İlkin iki Arabi  terime güncel bakış:

 

Hay     : forma bürünmüş dirilik

Mevt   : form dışı hal.

 

“Siz ölüydünüz diriltik(hay) yine öldürüp(mevt) yine dirilteceğiz.” (okunan/kur’an) 

 

Tekrar eden “başlangıçların” (helozonik turnike.) sırrı budur.

 

“Sizleri kademe kademe yaratılışlardan geçireceğiz.” (okunan/kur’an)

 

Her kademe bir yaşam formu; her form hak yasası fragmanına  çekilmiş etkinlik.

 

Ey açılmamış benlik ve zihinlerin biçimleri.  Uyandığınızda  sahilde dalgaların sildiği işaretler gibi, dalga tam çekilmeden silinmemiş sahil işaretlerine/ rüyalarınıza bir bakın! Uykudaki olmazlar kanılarınıza  ya da değişmez ilkelerinize  inkarlarınız sizi teskin ediyor mu hiç?! O çok kısa uyku içi rüya deneyimleriniz dahi, formlar içi formlar potansiyelini idrak etmeniz çin her gece sizlere uzatılan idrak “ip”leridir. BÜTÜN’ün “yersiz, yurtsuz” iradesi;  iyilik adına biz biçim kullanıcılara (insan bedenini kullanma hakkını elde etmişlere) doğru yol’u bulmanız için her an,  ne sinyaller işaretler gönderiyor görmez misiniz?!!

 

Şimdi şu anda artık idrak edin, ve iyilikten yana çevrenizle hatta en uzak ufkunuzla simetrik ilişkiye geçin; merkezsiz(sevkin olmamak) olduğunuzda, kendi içinizde ki sistemi simetrileştirecek ve merkezine kurulacaksınız.

 

Şimdi,  iyilik için etinizden  ışığın sızmasına yönelik, formunuz (dönemsel bedeniniz) bitmeden/ tükenmeden  yeniden başlayalım.

 

Benim başlangıcımdı  bunların  duyuşlarınız.

 

OZER ATAÇ

 


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link