Acıların Efendisi Olarak Devlet
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 1602  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  02 Temmuz 2010
 
 
KURUMSAL VAMPİRLİK SE?İRMESİ YA DA ACILARIN EFENDİSİ OLARAK DEVLET

 

İLKİN BİR AFORİZMA :

 

“İnsanlığın hüzün tarihinde, kan ile kurulup kan ile korunan bu organizma; yaşadığı müddetçe taze gıdaya ihtiyaç duymuştur.” (Astrolojide, Jüpiter’in pluto’ya resti).

 

a) Bu temellendirme ile, Sisli balkan Karpat dağlarındaki , soğuk taş şatodan Hollwood südütyolarına transfer edilen Pensilvanya kontu  Bay Dracula’nın doğal esin kaynağı Devletlerin ; “aydınlıkta” kurulup, “karanlıkta” (giz/derin) refleksleri geliştirilerek mutasyona uğratılmışlığının özetidir.

 

b) Başka bir hikaye de: İsa peygamberin (selam ona) Bürütüs’ünün 13 (gümüş sikke:yine satış!.) barkoduyla kodlanmış kişiliği;  bir daha ölme-mecesine (‘sonsuza kadar –kan ile beslenek-yaşayacak’ ölümsüzlük) kederin bayrağının timsali oluşu.

 

1) “NERDE BU DEVLET?”

Bu ülkede, trafik kazaları; kamu ödevine yönelik eksikliklerden doğan failsiz can , mal kayıpları; anayasadaki “bütün vatandaşlarının insan onuruna yakışır yaşam koşullarının sağlanması…” hükmüne rağmen hastanelerde, hapishanelerde, okulda, sokakta ..kavrulan insanlık kesiksiz, süreçte azalıp çoğalarak  (“yaşam gelişimdir “diyorlar!) süregelmiştir.

 

Terör ise ayrı bir fasıl: bedendeki kanser hücreleri gibi.

Tedavisi  zor: “Erken teşhis” veya  kemoterapi.

Sosyolojik kıyas ile, OHAL!!!

“Radyasyonda” yanmış bedende  sükunet !?!

“İşin” (ya da belanın) diğer yönü: Kanseri atlatanlar artık kentli olamazlar/ beton ortam alerjisi/toprak-bahçe sevgisi; kaldı ki atlatamazlar..

 

2) EBELİK / KURUCULUK  İLE DO?AL DO?UM.

Sahi, devleti insanlar neden kururlar, isterler, fedakarlıkla yaşatırlar?!

Cevabı çok açık : O devletin topraklarında yaşayan her bir ferdin  güven, huzur ve mutluluğu için..

Çok iddialı değil mi?

Fakat gerçek bu.

Tersi mümkün mü? Hayır.

Yoksa insan neden adasın ki kendini,evi kiradayken dahi, toprağa?!

Neden kazancını paylaşsın ki?

Devletlerin kuruluşunda gerekçe hep aynı şeyler olagelmiştir:

Acı, ıstırap, baskı, savaş, yokluk, hukuksuzluk, yokluk/fakirlik, zulüm…

Sonunda kurulur; gücü elinde tutanlar her şeyi ayarlar. Sonra da bu ayarı halka bir düzenekle(demokratik  seçim etiketi) tasdik ettirirler. Ardından/ istimle gelir “değişmez ilkeler”;  bir daha başlangıç öncesi yaşanmış, ızdırap, acı, gözyaşı, eziyet, fakirlik…yaşanmasın ; yeniden böyle bir oluşuma lüzum kalmasın d i y e !!!

 

3) SUNİ DÖLLENME, TÜP “BEBEK”..

Ailenin bir çocuğa ihtiyacı olduğunda,  bu ihtiyaç doğal yollarla karşılana-madığında;  modern tıpta (emperyal karar alıcılar) çareler tükenmez. “Seçilmiş”/kayırılmış (yaygın değil; geri halkın içinde  seyrek )  spermlerle (oligarşik yapılar), laboratuar (kurmaca/düzenek tarihçilik) tekniğinin rahime (milletin bağrı)”üflenen “bebek”..  

Böyle bir aile hep gözetim altında kalacak ki gelişim ve mutluluk başarıldığında, bundan böyle suniliğe (klonlama) yol açılsın. Daha ötesi,  ten ve aşk ta insanlığın gündeminden çıkıp, anılarda kalsın; ne olur ne olmaz: aşk değil mi ki dağları deldirip, olmazları olduran!?.  Tedbiren bu insani devrimsel potansiyel, ortadan kaldırılıp  bağlı tutulmalı/dondurulmalı sürekli:

(müddesir/74): 18: İNNEHU FEKKERA VE KADDER / Çünkü o düşündü, ölçtü, biçti.

19: FE KUTİLE KEYFE KADDER / Kah-rola-sıca, nasıl da ( hakka karşı, canlar pahasına) ölçtü biçti.

20: SÜMME KUTİLE KEYFE KADDER / Sonra, canı (zorla çıkacak olan) çıkacası tekrar (hata yapmamak için) ölçtü biçti.

21: SÜMME NEZAR /sonra (sezinleniyor mu diye marifetine) tekrar baktı.

22: SÜMME ABESE VE BESER/ sonra, kaşlarını çattı, suratını astı( olmazlığa  iştahı kaçtı).

23: SÜMME EDBERA VESTEKBER / sonra (doğal, haklı yaşama) sırt çevirdi büyüklendi (karanlığı seçti).

24: FE KALE,  İN HAZA İLLA SIHRUY YUH’SER / (ilan edip şöyle) dedi: Bu (Hak mavalı) öğretile gelen büyüdür.

25: İN HAZA  İLLA KAVLÜL BEŞER / bu ancak insan sözüdür(kozmiklikle/vicdanla alakası yoktur).

…diye resmediyor , kozm O zun vicdanı.

 

4) OLMADI  İSE    EVLADLIK( protez) VERELİM ?!

Teknoloji yetmediğinde ya da ailenin geliri tüp bebek için tıbbi olanakları karşılayamadığında; yetim kurumlarından (dağıtılmış haklar),   küresel çobanların izni ile yine  ailesiz çocuklardan seçilen/atanan  birliktelikler oluşturulmuştur: GYÜ (gelişme yolundaki ülkeler)…

Sistem dışı/ “kazara” doğmuş (talancıların  ayıbı!) çocukların, toplandığı yetimhaneler(zenginlikleri çalınmış, doğası heder edilmiş coğrafyalar), varlığı kaçınılmaz kurumlardır.

Kürsel talancılar, ellerindeki kuvvet ile, doğal biyolojik toplulukları; 

a.         Ya karıştırıp başkaca düzenleyebiliyorlar: yabancılaştırma.

b.         Ya da seçtikleri melezlerle  (kendilerine en çok benzeyen /evlatlık/işbirlikçi/virüs) hasta edip, sözde gelişim adına gelişimi burunlarından getirebiliyorlar.

Tabii,  doğanın bunlara yönelik   vereceği cevabın şeklini,   keskin zekalarıyla izledikleri laboratuarlarında kestiremiyorlar.

 

Doğanın, bu arsızlığa karşı refleksi şudur: beni eğrittiğinde, düzü  ararsın, fakat bulamazsın!..

Hak esaslı  (denge/simetrik/eşdağılım/yerindelik) planlamalar,  doğa tarafından engellense de   yıkıma  uğramaz; tersi ise,  kaosu çağırır.

 

Evlatlık/ protez tercihler, zorunlu ve geçici çözüm olduklarından,   gelişmeye koşut olarak, kendi içinde bir hesaplaşmaya gireceklerdir: ya protez gelişip asıl; ya da asıl türetilip, protez olur. İşin aslı evlatlık biyolojik illiyet için yok tur; sosyolojik varlığı biyolojik bağıntıyı mış gibi görür. Bu yaklaşımın ulusal yapılanmalardaki vazifesi   her zaman kur-durucu-ların  arka kapı ( failsiz müdahale) kullanma inisiyatifleridir.

Özetle: evlatlıklar,  arka kapılar, işbirlikçiler.. o toplumlar özürlü kılınırken (sakatlandıkları kaza sebebi) tasarlanmışlardır.

 

SONSÖZ : EN BÜYÜK AYNA,  DEVLETE  TUTULMALI..

Toplumlar,  güven, barış, zenginlik, mutluluk.. gibi özlemlerinin şemsiyesi olarak algılayıp (itaat ettirildikleri) devletler; bekli de insanlığın tepesinde var sanılan yakıcı güneşin yakıcılığından değil; içlerindeki fırıncılardan  (taze ekmek gereksinimi ) ayakta kalıyordur.

Her ne oluyorsa, faili failsizi..  büyük aynadaki devletin   yansımasıdır; berber aynası (tek tek biçimsizlikler)  kişisel bakım içindir, toplumsal adalet için değil!..

 

                                                                         Özer Ataç

                                                         KTK (Kıyıda Taş Kaydırıcısı)


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link