Tarikat-Örgüt İlişkileri
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2884  |  Puan: 4  |  25 Aralık 2006

TARİKAT ÖRGÜT İLİŞKİLERİ

        Ahmet Ertegün’ün ölümü ve vasiyeti üzerine, bir tekkenin bahçesine gömülmek istemesi son bir haftadır tekkeler ve tarikatleri gündeme taşıdı. Gündemi meşgul eden Özbek Tekkesi ile ilgili olarak çok şey söylendi; çok şey yazıldı. Ama kimse, “kul ile Allah arasındaki rabıtayı güçlendirmek maksatlı tarikatlerin” neden dünyevî işlerle bu kadar iç-dışlı olduğunu sorgulamadı; daha doğrusu bu konu üzerinde durmadı?

        Tarikatlerdeki yapılanma ve hiyerarşik yapı, yeryüzündeki en disiplinli yapıdır. Şeyh-halife-mürid arasındaki ilişki, en disiplinli ordulardaki kurallardan daha serttir. Bu sertlik, kayıtsız şartsız düzene itaatten ileri gelmektedir. Tekkeye girmek gönüllü bir davranış ve tekke kurallarına uymak da yine gönüllü bir davranış olmasına rağmen bu düzenin, uyulması nefse ağır gelen kurallarına tüm tekke mensupları itaat ederler. İtaat etmemenin cezası maddî bir müeyyide olmamasına rağmen, tekkedeki hiyerarşik yapı ve düzene herkes uyar. Şeyh ne derse tüm tekke mensupları şeyhin dediğini sorgulamadan itaat ederler.

        Böyle bir yapıya devletlerin kayıtsız kalması mümkün değildir. İstihbarat örgütleri bu yapıya sirayet ettikleri zaman, kendi arzuları doğrultusunda hareket eden çok disiplinli bir örgüte sahip olmuş olacaklardır. Tekkelere sirayet etmek müridlerle asla mümkün değildir. Tekkeye şeyh ile sirayet edilir. Müridin tekke üzerinde hiçbir gücü ve etkisi olmadığı için, istihbarat örgütlerinin hedefi tekkenin şeyhidir. Eğer şeyhe sirayet etme imkânları yok ise istihbarat örgütleri kendileri bir şeyh icad ederler ve bu şeyh etrafında tekke oluştururlar.

        Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüz yılı içerisinde tekkeler ile istihbarat örgütleri iç içedirler. Bu tekkelerin bir kısmı Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm yeniliklerine karşı çıkarak İmparatorluğu zayıf düşürmüş ve çöküşü hızlandırmıştır. Tekkelerin, İmparatorluğun çöküşünü hızlandıran bir başka etkileri de Osmanlı’ya karşı bağımsızlık mücadelesine giren halkı tahrik etmeleri olmuştur. Bu dönemlerde dünyanın süper gücü İngiltere’dir. İngiliz istihbaratı o dönemde tarikatlara büyük önem vermiş ve Osmanlı sınırları dahilindeki tekkelere sirayet ederek stratejilerine yönelik büyük bir taktiksel adım atmışlardır. Çünkü hiçbir sivil toplum örgütü tarikatler kadar disiplinli ve organize değildir. Böyle bir gücü manipüle etmeyi başarmak, stratejiye giden yolu yarılamak anlamına gelmektedir.

        Osmanlı’nın son dönemi, Millî Mücadele yılları ve Cumhuriyetin ilk yıllarında tarikatler ve dolayısıyla şeyhler büyük bir önem arzeder. İşgal güçleri ile işbirliği içerisinde olan örgütlerin de işgale karşı direnen örgütlerin de altyapısını tekkeler ve şeyhler oluşturmuştur. Benim dikkatimi çeken husus, bir çok tarikat var iken, Nakşibendiler’in Halidî kolu bu yapılanmaların muhakak bir tarafında yer almış olmasıdır. Yani Halidîler neden bu kadar dünyevileşmiştir bunun altyapısını gerçekten merak ediyorum. Halidilerin tamamı Osmanlı-Millî Mücadele-Cumhuriyetten yana tavır takınsa bunu anlayacağım ama her iki tarafta da yer almaları bir bilinmeyen olarak kalmaktadır.

        Özbek Tekkesi de Nakşibendiliğin Halidî Kolundan. Tekkenin şeyhi Ata Efendi zamanında Tekke ile Karakol Cemiyeti çok içli-dışlı. Anlatılanlara göre Mustafa Kemal’in Samsun’a gidişinde büyük etkisi olan bu tekke, işgal yıllarında tam bir materyalist(mistisizimden uzak) yapılanma içerisinde faaliyet gösteriyor. Tekkeye yolu düşmemiş Millî Mücadele kahramanı yok gibi. Tekkenin en önemli müdavimleri arasında İngilizler de var. Rivayet odur ki tekke, para karşılığı İngilizler’e istihbarat da servis etmişdir. Tarikatın o dönemdeki şeyhi Ata Efendi için kimi 33.dereceden mason, kimi de 22. derecen mason iddialarına yer vermiştir. Bir şeyhin, masonluk gibi evrensel yapılanma içerisinde yer alması daha doğrusu uluslar arası bir örgütün içerisinde olması da çok ilginç değil mi!

        Özbek Tekkesi’nin içli-dışlı olduğu Karakol Cemiyeti de çok ilginç ilişkiler içerisinde yer alıyor. Öyle ki infaz timleri dahi kurmuşlar ve her tür istihbarat ve eylemler içerisinde bulunmuşlardır. Bu cemiyetin varlığı bir süre sonra Mustafa Kemal’i de rahatsız eder. İngilizlerle ilişkileri olduğu iddia edilen Cemiyet’in etkili isimlerinden olan Kara Vasıf Beye’e Mustafa Kemal bir soru sorar “Siz Kimsiniz?”. Cevap çok ilginçtir; “Biz siziz”. Halbu ki bu örgüt kurulurken Mustafa Kemal habersizdir ve sonradan örgütle zaman zaman ilişki kurmuştur. İşin ilginç yanı, “biz siziz” diyen Örgüt, Mustafa Kemal’in en iyi adamının öldürülmesi olayında İstanbul Hükumeti ile işbirliği yapmıştır. Adapazarı Bölgesi’nde işgal güçlerine karşı büyük bir direniş gösteren ve kahramanca savaşan Yahya Kaptan, Mustafa Kemal’in en iyi adamlarından biridir. Yahya Kaptan hakkında İstanbul Hükumeti söylentiler çıkartır ve öldürülmesini ister. İstanbul Hükumeti ve işgalcilerle mücadele etmek için kurulan Karakol Cemiyeti nasıl olur da işgalcilerle ve İstanbul Hükumeti ile çatışan güçlü bir ismin infazında rol alır. O Yahya Kaptan ki, ölümüyle Mustafa Kemal büyük üzüntü yaşar. Yahya Kaptan ki, bölgede Mustafa Kemal dışında hiç kimseden emir almamakta ve onun istekleri dışında bölgesinden kuş bile uçurtmamaktadır. Ölümünün Mustafa Kemal’i ne kadar etkilediğini, Nutkun’da bu ölüm olayını uzun uzun anlatması ile anlıyoruz.

        Bir örgüt, bir şeyh, bir tekke ve karmaşık ilişkiler ağı…… Tasavvuf bunun neresinde?

        Aytunç Altındal’ın ismini teşhis edip ifşa ettiği İlluminati üyeleri arasında sayılan 3-5 kişiden biri de ilginçtir ki Özbek Tekkesi Şeyhi Ata Efendi’dir. 2.Dünya Savaşı ile başlayan Türkiye-ABD yakınlaşmasının mimarı da yine Ata Efendi’nin akrabası ve Tekke Şeyhi İbrahim Ethem Efendi’nin torunu, 11 yıl ABD Büyükelçiliği yapmış olan Münir Ertegün’dür. Münir Ertegün ki, anlatılanlara göre ABD Başkanlarından Franklin Rooseveld ve Truman ile ailece görüşecek kadar yakın bir ilişki içerisinde(Rooseveld ve Truman’ın kim olduklarını ve misyonları hakkında, benim daha önce yazdığım CIA’NIN DEVLETİ DE VATANDAŞI DA YOKTUR yazısına bakabilirsiniz).

        Bir tekke ve binlerce soru…

 

                                                             Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
mahir orak [ 12 Ocak 2007 08:55:28 ]
selamunaleyküm ağbi;

yazı çok güzel birşey soracağım atatürk nutkunda yeşil ordu diye bir yapılanamadan bahs ediyor acaba o yapılanmanında bu tarikatlarla ve tekkelerle ilişkisi var mı? selametle

saygılar

MAHİR ORAK

kamil doruk [ 06 Ocak 2007 09:10:22 ]
ne diisen gakkosh? bize mi soriisen, sen?
hem biliisen, hem soriisen!..

muhammet çakmak [ 28 Aralık 2006 06:55:20 ]
sEVGİLİ KARDEŞİM, MAKALENİZİ OKUDUM,TESPİTİNİZ MÜKEMMEL,BAŞARI DİLEKLERİMLE

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link