Bağırsak Temizliği
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2232  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  11 Haziran 2015

AKP YÖNETİCİ VE SEÇMENLERİNE SESLENİŞ YA DA “BAĞIRSAK TEMİZLİĞİ”

 

Bekir Coşkun, Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan, Beyaz Türkler vesair taifenin AKP'ye oy veren seçmenleri aşağılayan "Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adamlar, varoşlar" gibi ifadelerine karşılık "Bunlar millî iradeyi aşağılıyor" diyerek tepki göstermiştiniz. Ama bakıyorum da seçimlerden sonra AK Parti iktidarı kaybedince "Bu millet müstehak, nankör, koyun sürüsü" gibi seçmen iradesini hor gören, aşağılayan ifadeler kullanmakta hatta bir kısmı "Allahım içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helâk eder misin" ayetine sığınarak AKP'ye oy vermeyenler beyinsizlikle itham edilmekte.

Bu vakıa tekrar şunu tescil ediyor; bu ülkede herkes ve her grup, cemaat, örgüt, teşkilat, birey biribirinin aynısı. Yok biribirlerinden farkı. Sana oy verirken Millî İrade, sana vermeyince göbeğini kaşıyan adan ya da beyinsiz.

Demek ki bu ülkede demokrasi yani başkasına tahammül erdemi halâ oturmamış ve kısa zamanda oturma ümidi de yok. Çünkü bu ülkede insanların sandıktaki tercihine bile saygı göstermeyen insanların, tercihlerini yaşama geçirmelerine izin vermeleri ve tahammül etmeleri mümkün değil. Sen seçmenin iradesine tahammül edemiyorsun; iradesini eyleme geçirmesine nasıl tahammül edeceksin.

Bir başkasının beyinsizliği için tabi ki Allah bizi helâk etmeyecektir çünkü Allah, tıpkı evrensel hukuktaki gibi cezaların şahsîliği prensibi gereği sadece suçu işleyeni, beyinsizlik yapanı cezalandıracaktır. Babanın suçundan evlat; evladın suçundan da baba cezalandırılmadığı gibi Allah da evladın suçundan babayı, babanın suçundan evladı cezalandırmayacaktır. Ama! Ama şu an AKP’lilerin (bir kısmının) seçmen iradesine tavrı tam bir beyinsizlik göstergesi. Daha düne kadar iktidarı her eleştirene “Millî İradeye saygısız” damgası vururken; senin bugünkü tavrının muhakeme ve beyinle alâkası var mı!

Eğer bu mantıkla hareket edilirse, AKP’nin kendisini toparlaması bir yana çok kısa bir süre sonra en fazla 2 seçim sonra Türkiye’nin en büyük partisi, tabela partisi durumuna gelir. AKP’nin yapması gereken öncelikli iş seçmen tercihini yargılamak ve seçmene hakaret etmek değil; öncelikle ve tek yapması gereken şey öz eleştiri yapmak. Bu öz eleştiri de öyle böyle bir öz eleştiri değil; gerekirse can yakacak, gönül kıracak ve af mekanizmasının çalıştırılmadığı bir öz eleştiri yapacak. Zaten aynaya baksa; meselâ Faruk Çelik, aynaya baksa bile saçının bakımına harcadığı aylık masrafın bir işçinin asgarî ücretine eş değer olduğunu görecek ve “Asgarî ücret az bir para değil, bununla geçinilebilir” dediği için belki de kendinden iğrenip, istifa edecek, köşesine çekilecek; işçilerden özür dileyip, Allah’dan af ve mağfiret dileyecektir.

Teşkilatlardaki, yönetim kadrolarındaki ve üst kadrolardaki ahlâk ve maneviyat kırıntısı bile taşımayan insanları aralarından ayıklayacak; gerekirse yargılanmaları için ihbarlarda bulunacak, maneviyat yönünden ve ahlâk yönünden zaafı olanları ise bırakın parti kadrolarına almayı, partiye üye bile almayacak!

Eğemen Bağış’ı bir tarafa, Deniz Baykal’ı bir tarafa koyup, Eğemen Bağış’ın mı daha ahlâklı ve erdem sahibi, ilkeli olduğu yoksa Deniz Baykal’ın mı daha ahlâklı, erdem sahibi, ilkeli olduğunu analiz edip deklare edecek. Partinin öncelikle ahlâk sahibi, manevî değerlere saygılı ve erdem sahibi insanlara ihtiyacı olduğunu ve bu hareketin önceliğinin ahlâk, maneviyat ve erdem olduğunu tüm Türkiye’ye ispat edecek.

Belki yaşı 30’un üstünde olup da siyasetle ilgilenenler hatırlayacaktır Ahmet Tekdal’ı. Erbakan’ın en yakınında yer alan bu kişi, dışarıdan bakıldığında ortalama Türk babası tipinde, sessiz, sakin, az konuşan, kibirsiz, mütevazi bir adamdı. Millî Görüş’ü eleştiren sağ kesim ve Millî Görüş içindeki bazı kişiler Erbakan’ın Ahmet Tekdal ve o kalibredeki  Lütfü Doğan, Cevat Ayhan, Süleyman Arif Emre, Şevket Kazan, Recai Kutan gibi isimlere yarı alaycı, yarı eleştirel yaklaşımlarını hatırlıyorum. Eğemen Bağış, Faruk Çelik, Hayati Yazıcı, Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar, Ömer Çelik, Binali Yıldırım, Mehmet Ali Şahin, Bülent Arınç (kibir abidesi), Hüseyin Çelik gibi parti yöneticileri ve bakanları, vekilleri görünce Erbakan’ın yanındaki insanların nasıl mütevazi, nasıl ahlâklı, nasıl manevîyat sahibi, nasıl fedakâr insanlar olduğunu anladım ve Erbakan’ın bazı insanlara neden görev vermediğini, dışladığını daha iyi anladım.

Daha yazacak çok şey var ve çok daha ağır şeyler var. AKP kadrolarının hatasının yanında seçmen iradesinin yaptığı seçim ya da hatanın lafı bile olmaz. AKP önce çok ciddi öz eleştiri yapacak. AKP seçmeni de öz eleştiri yapacak ama en ağır ve merhametsiz eleştiriyi önce AKP yöneticileri kendi kendilerine yapacaklar.

“Başkalarını sık sık affediniz ama kendinizi asla” diye bir söz bilirim, AKP yöneticileri de  kendilerini yargılayacak ve hataları olanları da asla affetmeden; ‘bağırsaklarını temizler” gibi dışarı atacak.

                                                                       Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link