Sen ittirip gittin Barselon'ya da
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2450  |  Puan: 9  |  05 Kasım 2015

SEN İTTİRİP GİTTİN BARSELONA’YA DA…

Tayyip Erdoğan ile girdikleri iktidar paylaşımı savaşında sivrilen 2 kesim var: Doğan Grubu ve Cemaat. Tüm kamuoyunu, sosyal medya üzerinden yönlendirme ve algılarını iğfal etme operasyonunda başrolü bu 2 grup oynamakta. Kendileri Erdoğan döneminde siyasî ve ekonomik olarak büyük iktidar ve güç kaybettiler. Bunların dışındaki koca bir millet, Erdoğan döneminde ekonomik, siyasî ve sosyal anlamda büyük kazanımlar elde etmelerine rağmen bu 2 grubun algılarını iğfal etmesi sebebiyle sanki geniş halk kesimleri Erdoğan döneminde büyük zararlara uğramış gibi kanı yaydılar ve %45’e yakın kesim üzerinde de etkili oldular. Bu 2 grup, “kendim için istiyorsam namerdim; ben halk için istiyorum” diyerek, sanki kendilerinin değil de halkın zarar ettiği, algısı oluşturdular. Aslında bizzat kendileri için isteyen namerd idiler.

Şimdi seçim bitti ve uzun süreli bir yenilgi aldıklarının farkına varınca bir anda hem Cemaat (Zaman Gazetesi) hem de Doğan Grubu yelkenleri indirip, yalakalığa başladılar. Hele Ertuğrul Özkök’ün bugünkü yazısını okuyunca, algılarını iğfal ettikleri %45’e üzülmedim, acımadım dersem yalan söylemiş olurum. Yıllardır Erdoğan döneminde hep kaybettik, her yönden kaybettik; “ekonomik olarak kaybettik, siyasî olarak kaybettik, özgürlük olarak kaybettik” diye bas bas bağıran Özkök, etkisi altına aldığı, algısını iğfal ettiği %45’i elinin tersiyle itip, hemen namerdliğini gösterdi ve kendi grubunun menfaatlerini koruma
telaşına düştü.

Bugünkü yazısında Özkök “Oy verdiğim partiler hep kaybetti… Peki ben de hep kaybettim mi? İşte bu muhasebeye baktığım zaman, hem kendi açımdan hem de herkes açısından çok umut verici bir hakikati keşfettim. Oy verdiğim partiler hiçbir zaman seçimi kazanamadı ama ben hayatta hep kazanmaya devam ettim. Bu devlet okuttu beni… Sonra burs verdi, yurdışına yolladı. Sonra iş verdi, doçentliğe kadar yükseltti. Sonra da Türkiye’nin en büyük gazetesinin başına geldim. Ve orada 20 yıl kaldım. Yani seçimi kaybetmek, hayatımı kaybetmek anlamına gelmedi.”

Yani Özkök bu yazısında şunu diyor “Ben size -Tayyip gelirse bittik, öldük, yaşam hakkımız olmayacak- diyordum ama aslında hiç de öyle bir şey olmamış hiçbir zaman; bundan sonra da olmayacak. Bunu da 1 Kasım akşam saat 20’de fark ettim. Meğer farkında olmadan size hep yalan söylemişim, olmayan şeyleri anlatmışım. Gaaaayet de güzel bir yaşantımız varmış, istediğimiz gibi gezmiş, tozmuş, yaşamış, içmiş, eğlenmiş, Devlet Başkanı’na küfürler etmişiz ama hiçbir de sıkıntı yaşamamışız. Eyyyy algısını iğfal ettiklerim, hadi siz de rahatlayın artık, bu ülkede mutluluk, demokrasi, özgürlük, ekmek, fırsat eşitliği sorunu yoktur; varmış zannediyormuşum ama kendi yaşantıma ve herkesin yaşantısına bakınca gördüm ki yokmuş bu ülkede böyle bir sorun”

Yazının altın vuruşunu da sonuna saklamış Özkök:
“Küçük İskender’den:”Sana seyahat ve seks içerikli bir önerim var… ‘ittir git…’ Seks kısmı hariç, kendime yapılmış harika bir tavsiye olarak alıyor, başımı da alıp ittir olup Barcelona’ya gidiyorum. Üç günlüğüne.”

Peki Özkök, sen şimdi iktidara yalakalık edip, kendi menfaatin için zararlarını telafi edebilirsin belki ama algısını iğfal ettiklerinin verdiği oylarla yaşanan süreçteki ülkenin ve vatandaşın kaybını nasıl telafi edeceksin? “Tayyip Düşmanı-Tayyipçi” diye bölüp parçaladığınız insanların arasına soktuğun fitne, kin tohumlarını nasıl topraktan söküp atacaksın? Sen kendini kurtardın, rahatlamak için ittirip gittin; algısını iğfal ettiklerinin Barselona’ya ittirip gidecek gücü var mı ki ardına takılıp oralara gelsin, gezsin, tozsun, rahatlasın!

Mustafa Özdemir

 


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link