Eyyyy Devlet! Senin Arşivin Yok mu
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2958  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  22 Nisan 2016

                     

EYY DEVLET! SENİN ARŞİVİN YOK MU


Benim için bir devletin ciddiyetinin ve büyüklüğünün ölçüsü, tuttuğu arşivin niteliğidir. Arşivi eksiksiz  devlet, ciddi ve büyük bir Devlettir.

Arşivlemenin amacı  hukukî, idarî, tanıklık gibi bilgi ve belgelerin, ihtiyaç halinde tekrar kullanılmak üzere saklanmasıdır. Arşiv, yaşanmış gerçeklerin canlı tutulması ve ihtiyaç halinde veri olarak kullanılmasıdır. Arşiv, unutulmaması gereken bilgilerin kayda alınması ve yaşatılmasıdır.

Devletlerin sürekliliğinin en temel unsuru arşividir. Arşivi zayıf ve eksik Devlet, geçmişi ve hafızası eksik; derinliği olmayan, köksüz bir devlettir.

Vatandaşların, Devlete güven duymalarının temelinde de yine Devletin arşivine duyulan güven yatar. Düşünsenize tapu arşivlerinin, nüfus arşivlerinin, adlî sicil arşivlerinin, mahkeme kararlarının eksik veya yanlış arşivlendiğini… Böyle bir Devlette nasıl güven içerisinde yaşayabiliriz.

İşte bu yüzen, tarihin bilinen en eski Devlet faaliyetlerinden biri de arşivlemedir. Milattan önce 2000’li yıllara kadar ulaşılmış arşiv belgelerine rastlanmıştır. Mezopotamya'nın Nippur şehrinde, M.Ö. 2000 yılından başlayarak tablet halinde belgelerin saklandığı bir devlet arşivi bulunmuştur. Eski Mısır ve Roma’ya ait birçok arşiv kaydı günümüze kadar ulaşabilmiştir.

Arşiv o kadar önemli hale gelmiştir ki arşivlemenin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için Arşiv Bilimi ihtiyacı doğmuş ve M.S.1500’lerde arşiv, bir bilim olarak günümüze kadar gelmiştir. Arşiv Biliminin ilişki içerisinde olduğu en önemli bilim dalı da Hukuktur. Haklar ve ödevler ise hukukun temel dayanağını teşkil eder.

Hak ve adalet üzerine kurulu olan ilahî dinler ve özellikle Tevrat ile Kur’an, haklar ve ödevler konusunda uzun uzun bahislere yer vermiştir. İnsanların haklarının ve akitlerin sağlıklı bir şekilde kaleme alınmasını, arşivlenmesini emretmiştir. Dinimiz olan İslam, kul hakkını tüm hakların üstünde tutmuş olması sebebiyle yalan, iftira, hak gasbını önlemek için kayıtların sağlıklı tutulmasını ve muhafazasını emretmiştir.

Arşivlenmemiş, kayıt altında alınmamış her hak tehdit altındadır; mal da, aile de, akitler de, şeref de, onur da! Devlet, sağlıklı bir şekilde arşivleme yaparak vatandaşlarını hak ve hukuklarını, maddî ve manevî haklarını güvence altına alabilir.

Şimdi diyeceksiniz ki nereden çıktı bu Devlet-Arşiv ilişkisini gündeme getirmek!

Ülkemizde yıllardır kanayan bir yaradır; iktidarı ele geçiren güç Devlet içerisinde tasfiye yapar! Aslında bu gayet normal ve olması gerekendir ki her iktidar, anlaşabileceği ekiple çalışmak ister. Ancak bu tasfiyenin yaraya dönüşmesinin sebebi, Devletin arşiv kaydının sağlıksız olmasından kaynaklanıyor.

İnsanın tabiatında bencillik ve güç kazanma isteği vardır. Hele hele iktidarların el değiştirdiği dönemlerde, bu bencillik ve güç kazanma dürtüsü tavan yapar ve bu geçiş sürecindeki puslu hava, kötü niyetli insanlar için bir fırsata dönüşür. İktidardan pay kapmak isteyenler, rakiplerini tasfiye etmek ve rakiplerinin önüne geçmek için iftira ve yalana sarılırlar. İşte böyle anlarda, devletin arşiv kudreti devreye girip, buna fırsat vermemesi gerekir. Eğer arşivlemen eksik ve sağlıksız ve olması gerektiği gibi değilse fırsatçı, iftiracı ve yalancılara fırsat vermiş olursunuz ve bu insanların şirretliği karşısında dürüst ve namuslu insanlar kendilerini ifade edemez, haklarını savunamaz duruma düşer.

İktidarların geçiş süreçlerindeki bu kaostan, arşivlere müracaat ederek; söze değil, kumpasa değil, arşivlere itibar ederek çıkılabilir. Aksi halde devlet, yalancı, iftiracı, yağmacı, talancı ve fırsatçıların eline geçer.

2000 yılında Veli Küçük’le olan görüşmelerimden dolayı, 2009 yılında benim  Ergenekoncu olup olmadığıma Devlet, insanların sözüne ve iftirasına bakarak değil, benim hakkımda tuttuğu arşive bakarak karar vermelidir. Bugün de benim Cemaatçi olup olmadığıma “Kızı Cemaat okulunda okuyor” sözüne itibar ederek değil, kendi tuttuğu arşivine bakarak karar vermelidir.

Ama maalesef, hele ki bürokraside, o kadar aşağılık iftira ve ithamlarla statü yarışı yapılıyor ki durum tam içler acısı… Arşivine itibar etmeyen Devletimiz, yıllarca “Bu komünist” lafına itibar ederek yalancı ve iftiracıların, fırsatçıların sözüne itibar edip haksız yere insanları mağdur etti.

Arşivine itibar etmeyen Devletimiz, yıllarca “Bu şeriatçı” lafına itibar ederek yalancı ve iftiracıların, fırsatçıların sözüne itibar edip haksız yere insanları mağdur etti.

Arşivine itibar etmeyen Devletimiz, yıllarca “Bu Ergenekoncu” lafına itibar ederek yalancı ve iftiracıların, fırsatçıların sözüne itibar edip haksız yere insanları mağdur etti.

Arşivine itibar etmeyen Devletimiz, şimdi de “Bu Cemaatci” lafına itibar ederek yalancı ve iftiracıların, fırsatçıların sözüne itibar edip haksız yere insanları mağdur ediyor.

İkibin yıllık devlet geleneği olan Türkiye Cumhuriyeti’ne bu hata yakışmıyor; arşiv ciddiyetsizliği yakışmıyor! Devletin en yüksek güvenlik bürokratları "Eşimin bile Cemaatçi olmadığı konusunda kefil olamam" diyorsa yüzüme karşı ve acziyet bu noktaya kadar ulaşmış ise; "Eyyy Devlet! Senin arşivin yok mu, varsa ne işe yarıyor" diye hesap sorma hakkım yok mu!

Türkiye Cumhuriyeti arşivlerini doğrudürüst tutup, ya  tuttuğu arşivlerine itibar edecek ya da fırsatçı, iftiracı, niteliksiz, iktidar parazitlerine itibar edecek; üçüncü bir yol yok!

                                                                    Av.Mustafa Özdemir                    

                                                 


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
Dilhan ÇALKAN [ 26 Nisan 2016 14:32:20 ]
SÜPER BIR ANLATIM ...

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link