Kur'an Bugün Bana Ne Dedi
Kategori: Güncel  |  Okunma: 1261  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  27 Ekim 2017

KUR’AN BUGÜN BANA NE DEDİ

Bugün yaşadığım bir olayı, Kur’an’ın (Allah’ın) bana emrettiği şekilde davranarak kazanca dönüştürdüm. Yaşadığım olayı anlatmadan önce kısaca Kur’an’ın (Allah’ın) bana emretiği konuda açıklama yapmaya çalışayım.

Her Cuma günü, hutbenin sonunda hep aynı ayet okunur.

“Allah size adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emrediyor.” (Nahl, 90)

Bu ayetin anlamı şu; Allah bize adaletli olmayı emrediyor ama ihsanı da emrediyor ama yakınlara vermeyi de emrediyor. Eğer sadece adaleti emretmiş olsaydı ihsanda bulunmamız Allah’ın emrine karşı gelmek olurdu. Çünkü adalet bize hakkımız ne olduğunu da söyler aynı zamanda. Biz hakkımızdan vaz geçersek yani ihsanda bulunur isek Allah’ın adalet emrinden dışarı çıkmış olurduk. Ama Allah bu ayette bize “adaleti emrediyorum ama ihsanda bulunmayı da emrediyorum hatta herkese çalışmasının karşılığı verilir ilkesi var iken yakınlara karşılıksız vermeyi de emrediyorum” denmekte.

İhsan, terazide haklı da olsan fazlasını vermektir veya hakkını bağışlamaktır. Allah biz Müslümanlara daha doğrusu tüm insanlara hukuken haklı da olsanız zaman zaman bağışlayın diye emretmektedir.

Yani bize her Cuma anlatılan Allah’ın emri şudur: Adaletli olun ama zaman zaman ihsanda da bulunun; adaletli olun ama zaman zaman yakınlarınıza karşılıksız da verin.

Gelelim yaşadığım olaya. Bir iş için 3-5 gün önce bir miktar kaparo almıştım. Kaparo veren kişi anlaşmadan cayarsa verdiği parayı (kaporayı) geri alamaz. Bu bizim hukuk sistemimizde ve muhtemeldir ki tüm hukuk sistemlerinde mevcuttur.

Adam bugün aradı ve mahcup ve tedirgin bir şekilde anlaşmadan vaz geçtiğini söyledi. Sesi titriyordu ve tedirgindi. Çünkü kaporasını hukuken geri alamayacağını biliyordu ve kaporayı benden istemek için kıvranıp duruyordu ve bir türlü söze giremiyordu.

Hukuk ve adalet açısından baktığım zaman ve bu kaparo bana anamın ak sütü gibi helaldi. Ama vicdanımın teline ihsan (bağış) dokundu ve yukarıdaki ayet aklıma geldi. Çünkü Allah yukarıdaki ayette her şeyin hukuk olmadığını, ihsanda bulunmamızı da emrediyordu. Üstelik bugün günlerden de Cuma idi.

Adam benden kaporayı istemeden, henüz lafı kaporaya getiremeden “İBAN numaranı ver, kaporanı hesabına geçeyim” dedim. Adam da “Sağol abi, çoluk çocuğumun rızkıdır” dedi.

Peki ben Allah’ın emrine uyarak adaleti değil de ihsanı tercih etmekle Allah katında nasıl bir değer kazandım. Bu sorunun cevabı da aşağıdaki ayetlerde:

-Rableri Katında dileyecekleri herşey onlarındır. İşte bu, ihsanda bulunanların ödülüdür. (Zümer 34)

-Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz. (Saffat 110)

-İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır? (Rahman 60)

-Gerçekten Allah, ihsan edenlerle beraberdir. (Ankebut 69)

Bir hukukçu olarak bu notu da düşmek zorundayım. İhsanda bulunmak, hak sahibine ait bir yetkidir; mahkemeler ve uzlaştırıcılar bu konuda hak sahibi değildir. Kimse benim yerime ihsanda bulanma hakkına sahip değildir. Çünkü ihsan subjektif bir kavramdır; adalet ise objektif.

                                                           Av.Mustafa Özdemir



Not:Bu yazıda amacım kendimi anlatmak değil; bir çeşit Gazali'nin yöntemini kullanarak anlattığım olay üzerinden ayeti yorumlamaya çalışmak


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
Fikret Aslan [ 27 Ekim 2017 15:28:07 ]
Çok güzel ve faydalı bir yazı. Teşekkürler

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link