BEKAMIZ TEHTİD ALTINDA; ÇÜNKÜ
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 1130  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  20 Kasım 2017

BEKAMIZ TEHTİD ALTINDA; ÇÜNKÜ

Devleti diğer topluluklardan ayıran en önemli özellik süreklilik unsurudur. Devlette süreklilik hukuk ile sağlanır. Devlet denen sistemi, organizasyonu ayakta tutan, yarınlara güvenle taşıyan şey hukuktur.

Vatandaşlar ve vatandaşların temsilcileri, parlamentolar, siyasî partiler, Devlet Başkanları; hepsi geçicidir. Bakî olan Devlettir.

Eğer bir Devlette işler hukuk ile yürümüyorsa yani Hukuk Devleti ihmal ediliyor ve bu konuda hassas davranılmıyorsa Devletin bekası tehdit ediliyor demektir. Hukuka uymayan yöneticiler güçlü ve merhametli ve adil olabilirler ancak onların bu özelliği dahi Hukuk Devletine uymalarında kendilerine bir ayrıcalık vermez. Hukukun yerini söz aldığı zaman; söz söyleyen ağız susturulur, ölür veya söz söylemeyecek duruma gelirse Devlet darmadağın olur; bakiliğinden eser kalmaz.

Büyük liderlerin ardından beklenen en büyük tehlike budur. Bu da öyle sıradan bir tehlike değil; beka tehdididir.

Halkın sevdiği büyük liderlerin, halkın teveccühü ve toleransına sığınarak Hukuk Devleti prensiplerinden taviz vermemesi gerekir. Büyük lider, halkın kendisine bu toleransı vermiş olmasına rağmen Hukuk Devleti prensiplerinden ayrılmamalıdır.

Güçlü liderlerin yönettiği Devletlerde halk için tek ölçü liderin ne dediği, ne düşündüğü ve neye karar verdiğidir. Liderin her eylem ve sözü mutlak doğru kabul edilir ve artık bu doğrunun hukuka, örfe ve evrensel değerlere uygun olup olmadığı sorgulanmaz. Yani artık hukukun yerini Lider almıştır.

Asıl tehdit de bu lider sonrasında ortaya çıkar. Çünkü hukukun yerini almış olan liderden sonrası tufandır. Hukuk Devleti prensipleri güçlü liderlikle ihlâl edildiği için artık vatandaşlar Hukuk Devletinden çok Güçlü Liderlik ile yaşamaya, düşünmeye ve sorunları aşmaya alışmışlardır.

Hal böyle olunca da güçlü lider ile Devletin kaderi, bekası eşleşmiş olmakta ve lidere gelecek her tehdit Devletin bekasına yönelmiş bir tehdit olarak algılanacak ve tüm vatandaşlar lideri yaşatmanın Devleti yaşatmakla eşdeğer olduğunu düşüneceklerdir.

Hukukla değil de Güçlü Liderle; sevilen, halkın teveccühüne mazhar liderle yaşamaya alışmış Devletler için beka tehdidini bertaraf etmenin 2 yolu kalmıştır artık:

1-Güçlü ve Sevilen Lider, kendisinden sonrasında Devleti idare edecek kişiyi işaret edecek ve vatandaşlara “Benden sonra Devleti benim kadar iyi idare edebilecek tek kişi şu kişidir” diyecek ve kendisinden sonrası için Hukuk Devleti yerine geçecek, halka bu güveni verecek lideri daha kendisi sağ iken belirleyecek.

2-Ya da birebir, kendisinin aynısını klonlayıp, “ebed müddet klonlanarak ülkeyi benim klonlarım yönetecek” diyecek.

İkincisi bilimin geldiği nokta dikkate alındığında mümkün olmadığına ve birinci seçeneğin de Cumhuriyet, Demokrasi kavramlarına aykırı olduğuna göre…

***   

Yukarıda izah ettiğim kısmen ilmî; ilmî olduğu kadar da sade anlatmaya çalıştığım Devletin Bekasına ilişkin açıklamalarımın ne derece doğru olduğunu ve beni haklı çıkardığını dün haber bültenlerini izleyenler görmüş ve anlamış olmalılar.

Öyle bir ülkeden bahsediyorlar ki sanırsın 2000 yıllık Devlet geleneği olan Türkiye Cumhuriyeti'nden değil de bir kabile devletinden, bir Kızılderili Kabilesinden bahsediyorlar; reisleri ölünce veya esir düşünce bozguna uğrayan Kızılderili Kabilesi!

Dün hükumete yakın tüm yorumcular, hükumet sözcüleri ve yetkililerinin tamamına yakını “Ülkemiz yeni bir Kurtuluş Savaşı’na hazırlansın. Tüm dünya bir araya gelmiş liderimizi devirmeye çalışıyor. Liderimiz giderse ülke bölünür, işgal edilir, bağımsızlığımız elden gider ve hatta tarihten siliniriz” benzeri açıklamalar yaptılar.

Yani Güçlü ve Sevilen Lider ile Devletimizin bekası eşdeğer olarak anlamlandırılmakta ve “Lider iktidardan giderse ülke elden gider” aşamasına geldiğimiz enforme edilmekte. Kaygıda haksız da değiller.

Halbuki Hukuk Devletinde, Devlet Başkanı bir peygamber de olsa onun gidişi, ayrılması Devletin bekası için bir tehdit olmaz; olmamıştır da! Hz Peygamber öldükten sonra İslam Devleti daha büyümüş, daha yayılmış ve daha güçlenmiştir çünkü Hz Peygamber bir hukuk ortaya koymuştur ve bilaistisna ve her ahlval ve şeraitte nasıl davranılması gerektiğinin kurallarını koymuştur.

Hz Muhammed öldü diye İslam beka tehdidi yaşamadı çünkü ortada bir kitap vardı ve o kitap var olduğu müddetçe İslam ilelebet yaşayacaktı. Devletlerin kitabı da Hukuk Devleti Prensipleri ve Anayasasıdır.

***  

Bu konuda uzuuuuun uzadıya bir kitap yazabilirim. Önce insanlar neden Devletin felsefesi ile başlar, Hukuk Devleti ile devam eder ve sonrasında henüz dünyada pek örneğine rastlanmayan Çoğulcu Demokrasiye kadar konuyu getirebilirim. Elazığlı yaşlıların dediği gibi buna ne benim hulkum var ne de meramımı anlatmak için lafı bu kadar uzatmaya ihtiyaç var.

Sanırım bu kısa yazım ile Güçlü ve Sevilen Liderliğin uzun vadede Devletlerin bekası için bir tehdit olduğunu anlatabilmişimdir.

Kutsal Devlet anlayışını savunanlar da bilmelidir ki hukuk, sadece vatandaşların yarınlarını güven içinde yaşamaları için bir araç değildir; Devletleri de yarınlara taşıyacak, bekasını teminat altına alacak şey hukuktur, Hukuk Devleti olmaktır.

***  

Peki tüm bu yaşanılan süreçte Güçlü ve Sevilen Lider’in hiç mi suçu yoktur!

Tabi ki vardır; onun tek suçu vatandaşları kendisinin ağzının içine de baksa o insanlara hukuku, anayasayı, kanunları işaret edecekti.

Eğer kendisinden sonrası için “Beni yok edince ülkeyi yok edecekler, talan edecekler” diyor da

"Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Devletimiz ilelebet payidar kalacaktır"

diyemiyorsa, kendisinin de bir suçu olduğu muhakkaktır.

Bana kalırsa yaşanılan bu sürecin en masumu Güçlü ve Sevilen Lider’dir.

Tabi ki vatandaşların da suçu var.

Ama suçun en büyüğü hukukçularda; gerçek suçlu, aslî fail hukukçular!

Bu tehdidi bertaraf etmek için tek yol var; Güçlü ve Sevilen Liderin baskısıyla ve dayatmasıyla Hukuk Devleti Prensiplerine riayet!

Böyle yaparsak belki bugünümüzü değilse de bekamızı tehdidden kurtarmış oluruz.

Kendi bekası ile Devletin bekası eşdeğer hale gelmiş olan Liderimizden tek isteğimiz Hukuk Devleti Prensiplerine riayet etmeleri için idarecilere baskı yapmak; bu konuda direnen en yakını bile olsa en ağır cezayı verdirmek!

Çok sade ve anlaşılır yazmaya çalıştım; dilerim anlaşılmıştır.

                                       Av.Mustafa Özdemir

 


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link