Yalanı Ceylan Sûretinde Sunmak
Kategori: Kültür-Sanat  |  Okunma: 2281  |  Puan: 8,6  |  22 Ocak 2007

Yalanı ceylan sûretinde sunmak

 

 

        Batılılaşma cereyanı, neredeyse iki yüzyılı geçecek, ülkemiz ile birlikte dünyanın orasında burasında etkinliği bazen zayıflayarak, bazen de güçlenerek devam edegelmekte. Bu modern faciadan  nesillere intikal eden ya da ettirilen  bilim ve düşünce birikimi ne kişi olarak insanı, ne de toplumları mutlu kılmaya yetmemiş, aksine insanın umutsuzluğuna, çaresizliğine ve savunmasızlığına köklü bir temel hazırlamıştır. Paris, Londra, Roma ya da daha sonraları Newyork’u, insanı ve evreni algılama, kavrama ve yorumlama ameliyesi için merkez kabul etme sapkınlığı, bu yalan aynalarda bütün bir tarihi, bütün bir tabiatı ve insanoğlunu sıkıştırma cinliği, hayat damarlarını yavaş yavaş kaybetmekte.

        Maddî olan  ve olmayan birtakım güçlü silahlarla milletleri firavunların arkasında tutma gayreti sonsuza kadar sürecek değil elbette, mutlulukla müşahede ediyoruz ki bu kirli çaba her geçen gün daha da zayıflamakta, canavarın cüssesi büyüdükçe dişleri çürümekte ve dökülmekte.

        Cebir, geometri, tarih, coğrafya, hemen bütün bilim dallarında bize sunulan bilgi ve teorilere dair her geçen gün yeni  kuyruklu yalanlarla karşılaşmaktayız. Bu yalanlar o kadar günyüzüne çıktı, o kadar inkâr edilemez bir şekilde anlaşıldı ki, artık doğulusu batılısı bilim tarihinin yeni baştan yazılması gerektiğini kabul etmeye başladı.Amerika’yı kim keşfetmiş, matbaayı kim icad etmiş vesaire gibi sıradan sorular bir yana, tıbbın, tefekkürün gerçek vatanı neresidir ve benzeri binlerce soru hakiki cevap bulmaya başladı.

        Batılıların bilim tarihindeki sahtekârlığını bedava paylaşan toplumların buna karşılık ödedikleri ağır bedel, yani zihinlerde ve akıllarda açılmış olan derin yara da böylelikle birkaç nesil sonra herhalde kapanacak ve bambaşka,yepyeni bir dönem başlayacaktır.

        Bu bakımdan, Prof.Dr. Fuat Sezgin’in yıllardır olağanüstü  bir emekle ve  ne yazık ki yurtdışında sürdüregeldiği çalışmalar büyük bir başlangıç olmalı ve inanıyorum ki olacaktır da. Bu büyük hoca, ‘’bilim tarihi yeniden yazılmalıdır’’ derken, hiç şüphe yok, yerden göğe kadar haklıdır ve bunu çalışmalarıyla,kurduğu müzeyle ispatlamış durumdadır.Bu memleketi yönetenlerin  Sezgin hocaya  ve çalışmalarına gerekli saygı ve alakayı göstermesini milletimiz adına sabırla beklemekteyiz.

        Özellikle okul kitaplarında mevcut bilimsel yalanlara ve  kültür dolandırıcılığına son vermek,  kendini bulma, kendiyle barışma yolundaki bu milletin en evvel yapması gereken bir işi olsa gerek. Bunun için fazladan bir cesarete gerek yok, sadece hakkaniyete uyma ölçülerine sahip çıkmak yeterlidir.

         ‘Bilgi’nin kimler tarafından ve ne kadar paylaşıldığı ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte hemen şunu söyleyelim ki, ‘bilgi’nin kimlerce ve hangi kisveyle sunulduğu konusunda fikir ve izan sahibi olmak, asla ihmal etmememiz gereken bir zaruret, hatta bir mecburiyet haline gelmiştir.Kaynaklar konusundaki hassasiyetimiz,sadece içtiğimiz su ve yediğimiz etlerle sınırlı olmamalı.

         Bugün Osmanlı’ya ait, Hindistan’a, Mısır’a, Çin’e, Afrika’nın bilmem hangi ülkesine ve milletine ait önemli kültür varlıklarının Londra, Paris ve öteki batı şehirlerinin müzelerinde olması herhalde bir tesadüf değildir. Sadece bu çıplak gerçek bile, bilim kitaplarında yazılı bilgilere karşı duyarlı olmamız için yeterli bir sebeptir.

         Ceylan sûretinde sunulan yalanlar tek tek ortaya çıksın, nasıl da  kanlı bir sırtlanla karşı karşıya olduğumuz daha açık bir  şekilde anlaşılacak.

         Bu milletin çok işi var ve bu işleri  yapmaktan başka çaresi de yok.

 Necat Çavuş      


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
engin güllü [ 08 Aralık 2007 00:29:52 ]
Sn. necat çavuş,
yunus ne demiş zamanında;(hatırlatma"ilim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir sen kendini bilmezsin bu nice okumaktır") boşa yapmıyorlar şunun yılı
bunun yılı diye, değil mi güzel abim.(yapanlara şükran)
hamdolsun ki ; o güzel insanlar o güzel atlara binip gitmemişler ve bize izlerini ve de ümitlerini bırakmışlar.
andolsun ki ; bu deli başım ve deli yüreğimle kendim de
insanı aramaya devam edeceğim. (tavsiye ederim)
Hoş kalın.

Abdullah BİROKUR [ 07 Şubat 2007 04:36:18 ]
Yıllar var ki bilim üzerinden ideolojik bir sulta devam edip gider. Bilimin kaynağı batıdır diyenler kısa yoldan batıcılığa meyletmişlerdir. Oysa bilimin köklerinde yine doğu var. Raflarda toz içinde kalan, terk edilen kaynak eserleri hatırlatmak gerekiyor. Medeniyetimizin bilim-kültür-sanat eserlerini iyi irdelemişler, incelemişler. Nihayetinde batıya bu verileri taşımışlar. Bunu, bugün ilim ehli olanlar kabul ediyor. Peki ne oldu bize, nerede yanlış yapıldı? Bir dönem sonra tembellik, sıradanlık, sığlık egemen olmuş maalesef.

Mehmed Âkif batı için Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar demişti. Elde ettikleri bilim ürünlerini insanlığın aleyhine kullanan onlar. Necat Çavuş''un tespiti bu noktada önemli: Maddî olan ve olmayan birtakım güçlü silahlarla milletleri firavunların arkasında tutma gayreti sonsuza kadar sürecek değil elbette, mutlulukla müşahede ediyoruz ki bu kirli çaba her geçen gün daha da zayıflamakta, canavarın cüssesi büyüdükçe dişleri çürümekte ve dökülmekte.

Bizi İslam medeniyetinden uzak tutma çabaları sonsuza dek sürecek değil. Bir gün elbet gün doğacak. Necat Çavuş''un ifadesiyle: Ceylan sûretinde sunulan yalanlar tek tek ortaya çıksın, nasıl da kanlı bir sırtlanla karşı karşıya olduğumuz daha açık bir şekilde anlaşılacak.

Bu güzel yazı için teşekkürler. Rabbim sözünüze daim kuvvet versin. Selâm ve dua ile...


Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link