Kur'an'ı Anlama Metodu II
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 5286  |  Puan: 9  |  30 Ocak 2007

KUR'ÂN DİLİNİN ÖZELLİKLERİ

 

 

Kur'ân, insanların kullandığı her konuşma gibi seslerden oluşmaktadır. Sesler hançerede çıkar ve ağızda biçimlenir. Seslerin çıkışlarına göre sıralanması yapılmaktadır. Sesler çıkış yerlerine göre sıralandıkları gibi çıkış özelliklerine göre de sınıflanmaktadır. Böylece sesler arasında çıkış ve özellikler bakımından bir akrabalık meydana gelmektedir. Bu yakınlık seslerin birbirine dönüşmesine sebep olmaktadır.

Hançereden çıkan ses tek ses olduğu halde, ağızda şekillenmesi çeşitlenmesine neden olmaktadır. Bu şekillenme değişik topluluklarda değişik seslerin çıkmasına neden olmaktadır. Bazı topluluklar birbirine yakın mahreçli sesleri ayırarak ayrı ses hâline getirir ve ayrı mana verirler. Bazı topluluklar ise o sesleri tek ses olarak kullanırlar. Böylece farklı dillerin farklı ses takımları oluşur. Arapça ile Türkçe için de aynı şey sözkonusudur. Arapçada çıkan seslerle Türkçedeki sesleri de mukayese etmek suretiyle Arapçadaki sesleri daha iyi anlama imkânı vardır.

 

 

ARAPÇA İLE TÜRKÇE ARASINDAKİ FARK

 

Arapçada harfler önce ikiye ayrılır:

Bunlardan birinci grupta olanlar 'orta harfler'dir. Bunlar ondört tanedir.

İkinci grupta olanlar da 'yan harfler' olup, 'arka harfler' ve 'ön harfler' diye ikiye ayrılmaktadır.

Arka harfler, boğaz tarafından çıkan harflerdir ve bunlar on tanedir.

Ön harfler, dudaklardan çıkan harflerdir ve onlar da dört tanedir.

Toplam yirmi sekiz harf etmektedir.

Bu harflerin içinde sesli harfler ve uzun harfler yoktur.

Türkçe ile Arapça arasında önemli bir başka fark da, sesli harflerin Türkçede ayrı bir harf kabul edilmiş olmasına karşı, Arapçada sesli harf hareke olarak alınmıştır.

Üçüncü  bir fark ise, Türkçede kalınlık ve incelik sesleri verildiği halde, Arapçada sesli harf harfin özelliği olarak görüldüğünden kalınlık ve incelik sesli harfe değil de sessiz harfe izafe edilmiş ve ayrı harfler olarak sayılmıştır. Meselâ, "sa" ve "se" derken Arapçada her ikisi de 'üstün' olarak harekelendirilmiş, harflerden birine "sad" diğerine "sin" ismi verilmiştir. "Sad" "sin"in kalınıdır. Oysa Türkçede sessiz harf her ikisinde de bir kabul edilmiş, sesli harf "E" veya "A"şeklinde ifade edilmiştir.

Arapçada sesli harf yerine harfin özelliğini gösteren hareke kullanılmaktadır.

Türkçede dört çeşit sesli harf olduğu gibi, her sesli harfin incesi ve kalını vardır. Arapçada ise üç çeşittir. E ve A, üstün; İ ve I, esre; Ü ve U, ötre olarak yer alırken; Arapçada Ö ve O mevcut değildir. Bu harekelerin uzun telaffuzları vardır. Bunlardan U 'vav'/ dan dönüşmüş bir harftir. İ 'ya'dan dönüşmüş bir harftir. A ise hem 'ya'/ dan hem 'vav'/ dan dönüşebilmektedir. Bazen İ de 'vav'dan U da 'ya'dan dönüşmüş olabilir.

Türkçede sesli harflere tekabül eden bir sessiz harf olmadığı halde, Arapçada sesli harfler bir harfin özelliği kabul edildiğinden bu harfe "hemze"/ adı verilmiştir. Dolayısıyla ayrı bir harf olarak görülmektedir. Bu hemze de bazan 'A'ya bazen 'Y'ye dönüşebilmektedir. Böylece yirmi sekiz harften başka; vav, ya, elif diye adlandırılan üç harfli uzun harf vardır. Bunlara 'nun'un iki çeşit çıkışı eklenirse dört olurlar. Buna "ğunne" denmektedir.

'?unne' Türkçede de vardır. Eski Osmanlıcada bu ayrı bir harfti. Meselâ, "Tanrı" derken "Tengri" şeklinde ifade edilmekte idi. Bugünkü lehçelerin birçoğunda bu ğunneli 'nun' farklı şekilde söylenmektedir. "Senin kalemini ver" derken ğunnneli nun; "onun kalemini ver" derken ğunnesiz nun kullanılıyordu. Ne var ki, Arapçada ğunneli ve ğunnesiz nun olmakla beraber bunlar farklı anlamda kullanılmazlar. Uzun harflerle ğunne de ilâve edilince otuz iki harf eder. ?unne ile 'A' ortadan, 'U' dudaktan ve 'İ' de boğazdan çıkar. Böylece harflerin yarısı yine ortadan çıkar.

Türkçede de bu şekilde dört mahreçte çıkan harfler vardır. Her mahreçten beş harf çıkmaktadır. Toplam yirmi harf etmektedir. Sesli harflerin sayısı ise incesi ve kalını ayrı kabul edildiğinden sekiz harf olarak sayılmaktadır. Ve toplam olarak yirmi sekizdir. Türkçede boğazdan çıkan harfler G, K, H, ? olmak üzere dörttür. R harfi de buraya yakın çıkmaktadır. Damaktan çıkan harfler ise R'den başka C, Ç, Ş, Y ve L harfleridir. Dişlerden çıkan harfler ise D, T, Z, S ve N harfleridir. Dudaklardan ise B, P, F, V ve M harfleridir.

Arapçada dudaklardan P harfi çıkmamaktadır. Dolayısıyla dudak harfleri dörttür. Dişlerden peltek Z ve S harfleri dediğimiz iki harf fazla çıkmaktadır. Bu harfler diş ucu ile dil arasında çıkmaktadır. Ayrıca S, Z, D ve T harflerinin kalınları bulunduğundan bunların sayısı on etmektedir. Buna mukabil Ç harfi olmadığından damaktan çıkan harflerin sayısı üç'tür. Bunlar C, Ş ve Y dir. L ve R harfleri de buralardan çıkar. Arkadan çıkan harfler ise Türkçede G, ? ve H harfleri olduğu halde Arapçada G yoktur. Bunun yerine A harfi vardır. H ler ise X, P, H olmak üzere üç şekilde çıkar. Bir de hemze vardır.

Arap gramercisi Halil ilk defa bu seslerin çıkışlarını ve özelliklerini bulmuş ve buna göre bir alfabe yapmıştır. Buna yakın bir tasnif ile harfleri şöyle sıralayabiliriz:

Hemze, H, X, G, ?, P, Q, K, C, Y, İ harfleri arka harflerdir.

W, J, Z  ile Ş,  S, Ç, T, D, O ortadan çıkan ve yarı sürekli olamayan harflerdir.

N, L ve R harfleri ise ortadan çıkan yarı sürekli harflerdir. A ile ğunne de buradan çıkmaktadır.

M, V, F, B ile U da dudaklardan çıkmaktadır.

 

 

KUR'ÂN'IN DİL OLARAK MUCİZELİ?İ

 

İki  ayrı varlık varsa  ve bunlar birbirleri ile ilişkili ise aralarında denge vardır denir. İlişki koparsa birbirinden ayrılmış olurlar. Büsbütün birleşirlerse tek varlık olurlar. Öyleyse denge iki şey arasında, iki zıt kuvvetin çekme ve itmesi ile olur. Böylece denge en basit şekli ile dört şey arasında kurulmuş olur. Kâinat dengededir ve  ikili ilişkilerin birleşmesinden oluşmuştur. Kur'ân'ın da ifade ettiği gibi her şey çift yaratılmıştır.

 

 

BESMELE VE ÖZELLİKLERİ

 

Kur'ân'da tekrar edilmiş bulunan "besmele" ayeti de böyle çiftlerden oluşur. Besmele dört kelimeden oluşmuştur. Bunun ikisi harf-i tarifli, birisi çekimsiz ve birisi de mürekkep kelimedir. Yani, dört kelime iki ve iki şeklinde gruplanmıştır.

Bismi, Allah, er-Rahman, er-Rahim.

Besmele'nin içinde dördün iki katı olan sekiz çesit harf kullanılmıştır.

Bu sekiz çeşit harfin yarısı şemsiyye, yarısı da kameriyye harfleridir. Kameriyye harflerinin yarısı arkadan, yarısı da dudaklardan çıkmaktadır.

Bunlar N, L, R, S, H, X, B ve M harfleridir. Bunların iki katı yani onaltı harf kullanılmıştır. Bu harflerin yarısı şemsiye, yarısı da kameriyye harflerindendir. Kameriyyenin yarısı arkadan, yarısı da önden çıkmaktadır. Bu onaltı harf şunlardır: N, LL, RRRR, S, H, XX, I, B, VVV.

Burada I harf olarak sayılmış ama harf çeşidi arasında sayılmamıştır. Zira I harfi Y den dönüşmüş olan bir harftir. Ama bir hareke gibi başka harfe sıfat olduğundan ayrı çeşit bir harf değildir. Bunun için çeşitler arasında sayılmamaktadır. Ayrıca iki A harfi vardır. Bunlar Allah ve Rahman'daki 'elif'lerdir. Bu elifler de ya 'vav' veya 'ya'dan dönüşmüş olur. O takdirde I gibi birer harftir. Veya sadece üstün harekesinin uzatılmışı olur, o zaman hareke olup harf değildir.

Bunun anlaşılması için bu A harflerinin cem'lerde veya tasğir (küçültme) isimlerinde kendilerini göstermeleri ile bilinir.  Meselâ, 'cami' kelimesinin cem'i (çoğulu) 'cevami'dir. 'Rahman'ın cem'i ise 'Rehamin' olup 'Rehamiin' değildir.

Bu arada 'Rahman' ve 'Allah' kelimelerindeki eliflerin harften değil de harekeden dönüşmüş olduğunu anlıyoruz. Bundan dolayı ayrı harf saymadık. Bununla beraber bunların da iki olduğu görülmektedir. Bu iki harf yazılışta görülmez.

Ayrıca bazen okunup bazen okunmayan harfler de vardır. O harflere 'vasl elifi' denir. Besmele'de aslında dört vasl elifi vardır. Fakat bunlardan biri olan isimdeki vasl, sadece Besmele'ye mahsus olmak üzere yazılmamıştır. Böylece yazılı olarak üç harf kalmıştır. Onaltı harf ile toplanırsa ondokuz etmektedir. Buna iki elif de eklenirse yirmibir eder. Yirmibir ise üçün yedi katıdır.

İlerideki konularda, Kur'ân'da üç, yedi ve on'un da iki gibi özel olarak seçilmiş bir sayı olduğu belirtilecektir. Besmele'de bunların hepsi yer alır. Onaltı harf; üç, üç, beş, beş şeklinde kelimelere dağılmıştır. Ayrıca beş esre vardır. İki sükun ve üç şedde de beş eder. 'Rahim'in 'i'sinde bir hareke yok olduğundan diğerlerinin toplamı da beştir.

Görülüyor ki, 'Besmele'deki harfler ve kelimeler, gelişi güzel olarak değil de, özel olarak istenilen sayılarda seçilmişlerdir. Bu özel seçilme daha da derinleştirilebilir.

Bütün konuşmalarda böyle bir seçilme mevcuttur. Bundan dolayı her konuşmanın bir şiiriyeti vardır. Matematikteki ihtimaliyat hesapları ile bu şiiriyet ölçülebilmektedir. Daha önce bahsettiğimiz programla 'Besmele'deki bu dağılışın kendiliğinden olma ihtimali milyonda bir civarındadır.

Kur'ân'ın yalnız Besmele'sinde değil, Fatiha'da ve diğer bütün ayetlerinde ve surelerinde de bu özellikleri bulmak mümkündür. Biz örnek olarak bir kaç tanesine işaret edeceğiz. Ancak ortak bir çalışma ile bütün Kur'ân'daki bu özellikler ortaya konabilir.

Kur'ân meydan okuyor ve; "Eğer bundan şüphe ediyorsanız siz de buna benzer bir söz getirin" diyor. "İsterseniz birleşin ve yardımlaşın" da diyor.

Şimdi böyle bir özelliği taşıyan ve ileride anlatacağımız Besmele'nin anlamını da taşıyan bir cümleyi başka bir dilde, meselâ Türkçede söylemeyi deneyin yani tercüme edin ama bu tür bir tercüme olsun. Programa koyun, bakalım siz kaç derece alacaksınız?

İşte dördüncü varsayımda kabul ettiğimiz "Kur'ân'ın kendi kendisinin Allah sözü olduğunu ispat etmesi" burada da kendisini göstermiştir.


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link