Kur'an'ı Anlama Metodu III
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2199  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  12 Şubat 2007

ALLAH, KÂİNAT, İNSAN, KUR'ÂN

 

KÂİNATIN OLUŞUMUNDA AŞAMALAR VE

KUR'ÂN İLE PARALELLİ?İ :

 

OLUŞUM SAFHALARI:

 

I. Safha

İnşaat veya üretmeye ait bir işletmenin kurulabilmesi için her şeyden önce bu işletmeyi kurup işletecek 1/bir müteşebbise ihtiyaç vardır. Müteşebbis ilk iş olarak ne yapacağını tasarlayıp 2/projelendirir. Buna 'birinci safha' diyoruz.

Bu 'birinci safha'da 1/proje ile 2/müteşebbis çifti ortaya çıkar.

 

II. Safha

Bundan sonraki 'ikinci safha'da projenin uygulanabilmesi için 1/bir yere ihtiyaç vardır. Ayrıca bu projeyi gerçekleştirecek 2/işçilere ihtiyaç vardır.

Yani 'ikinci safha'da; 1/müteşebbis, 2/işçiler, 3/yer ve 4/proje olmak üzere dörtlü bir oluş vardır.

 

III. Safha

Bundan sonraki 'üçüncü safha'da ise projenin yanında bir 1/akış şemasına ihtiyaç vardır. Proje statik bir düzenlemedir. Akış şeması ise işletmede giriş ve çıkışların ve iç akışların nasıl olacağını düzenleyen projenin ikinci kısmıdır. Bir binaya su nereden girecek, nerelerde kullanılacak ve nasıl dışarıya çıkıp atılacak. Bu tür hareketlerin yollarını gösteren şemalara ihtiyaç vardır.

Ayrıca 2/malzemeye ihtiyaç vardır. Bir sonraki merhalede ise işçilerin de birlik ve ahenk içerisinde çalışabilmeleri için 3/yöneticilere ihtiyaç vardır. Bir de yapılan işlerin projeye uygun olup olmadığını gözetleyip haber veren 4/denetçiye, kontrolörlere ihtiyaç vardır.

Böylece bu 'üçüncü safha'da; 1/proje, 2/şema, 3/malzeme, 4/yer, 5/işçi, 6/yönetici, 7/denetçi ve 8/müteşebbis olmak üzere sekizli bir oluş ortaya çıkar.

 

IV. Safha

İnşaatın yapılabilmesi için bütün bu oluşların yanında 'dördüncü bir safha'ya daha ihtiyaç vardır. Proje yeterli değildir. Projenin yanında 1/plana da ihtiyaç vardır. Plan, projedeki yapılacakların hangi sıra ile yapılacağını gösteren projenin bir ekidir. Ancak projeden ayrıdır. Şemaların yolları göstermesi yeterli olmayıp büyüklüklerin de 2/hesaplanması gerekir. Su borusunun kalınlığı, elektrik tellerinin kalınlığı, kolonların kalınlığı hep hesap edilerek yapılan tesislerdir. Malzeme yeterli olmayıp malzemelerin yerlerine konabilmesi için 3/enerjiye; yer yeterli olmayıp işin yapılabilmesi için 4/zamana da ihtiyaç vardır. Ayrıca işçilerin, yöneticilerin, denetçilerin, yalnız varlıkları yeterli olmayıp bunların 5/çalışmaları, 6/yönetmeleri ve 7/denetlemeleri gerekmektedir. Ayrıca müteşebbisin de 8/işletmeyi yürütmesi gerekmektedir.

Böylece bu son 'dördüncü safha'da; 1/proje, 2/plan, 3/hesap, 4/şema, 5/malzeme, 6/enerji, 7/zaman, 8/yer, 9/işçi, 10/çalışma, 11/yönetme, 12/yönetici, 13/denetçi, 14/denetleme, 15/işletme ve 16/müteşebbis olmak üzere on altılı bir oluş ortaya çıkar.

 

'BESMELE' ile paralellik:

Küçük ve orta boy teşebbüslerde, müteşebbis ile işletmeci aynı kimsedir. Ama büyük işletmelerde işletmenin başında müteşebbisler bulunmaz. Bunun yerine kendilerine vekil olarak bir işletmeciyi atarlar. İşletme bu işletmeci tarafından yürütülür. Müteşebbis, sistemde bir aksama olursa müdahale eder. Sistem normal yürüdüğü müddetçe müteşebbis ortada görünmez. Adeta sistem kendi kendine çalışır.

Burada apaçık görülüyor ki, bir işletme dört safhada kuruluyor; İki, dört, sekiz ve on altılı bir çoğalma ile oluşuyor. Dolayısıyla bu durum, 'besmele'nin kelime, harf çeşidi ve harf sayıları ile bir paralellik gösteriyor.

 

Kâinat ile paralellik:

Yaşadığımız kâinatın bir 1/müteşebbisi olması gerekir. 2/İşletmecisi, 3/denetlemesi, 4/denetçisi, 5/yöneticisi, 6/yönetmesi, 7/çalışması, 8/işçisi, 9/yeri, 10/zamanı 11/enerjisi, 12/malzemesi, 13/şeması, 14/hesabı, 15/planı ve 16/projesinin yapılmış olması gerekir. Böylece varlık âlemindeki en büyük işletme ortaya çıkacaktır.

İnsan için bu işletmeyi dışarıdan görmek mümkün değildir.  Ama insanda tezahürleri vardır.

İnsanın içindeki 1/müteşebbisliği 'fikir melekesi' yapmaktadır.

Topluluktaki 'ilim müessesesi' de 2/işletmeci olmaktadır.

'Din müessesesi' toplulukta 3/denetleme görevi görmektedir.

İnsandaki 'his melekesi' ise 4/denetçi olarak ortaya çıkmaktadır.

İnsandaki 'ünsiyet melekesi' 5/yönetici olarak ortaya çıkmaktadır.

'Siyaset müessesesi' de 6/yönetme olarak görülmektedir.

'Ekonomi müessesesi' toplulukta 7/çalışmayı oluşturmaktadır.

İnsandaki 'irade melekesi' de 8/işçilik görevini yapmaktadır.

Kâinatın 9/mekânı (yeri) vardır, 10/zamanı vardır, 11/enerjisi vardır, 12/malzemesi madde olarak mevcuttur. Hayat bir 13/akış şemasıdır. Nebat bir 14/hesaplamadır. Topluluk da 15/planı gerçekleştirir, yani tarihi yazar. Kişi ise bu 16/oluşum projesini çizer.

 

 

KÂİNATIN VAREDİLMESİ SAFHALARI

 

Bütün bu anlattıklarımızdan sonra, şimdi Allah'ın kâinatı var etmesini ele alabiliriz. Yani, bir müteşebbisin dört safhada gerçekleştirdiği oluşu, Allah'ın da kâinat işletmesini oluştururken aynı safhaları geliştirerek var ettiğini yani kâinatı dört safhada yarattığını varsayabiliriz.

 

I. Safha

1/Allah vardı; başka hiç bir şey yoktu. Allah, kâinatı var etmek istedi ve 'birinci safha'da kendisinden ayrı 2/ilmi var etti. Kendisinin ilmi ezelîdir.

Ancak, kendisinden başka yaratacağı varlıkların öğrenebileceği ilmi var etti. Bunu yani bu ilmi ileride insana öğretecekti. Zaman olmadığı için bizim burada "öğretecekti" dediğimiz cümle bizim konuyu anlamamız için söylenen bir cümle olup, aslında olay zaman dışında geçmiştir, gelecek ve hâl yoktur.

İlim, bir müteşebbis olarak düşüneceğimiz Allah'ın bir projesi idi. Buna 'kader' denildiği gibi, 'levh-i mahfuz' da denilmektedir.

 

II. Safha

'İkinci safha'da müteşebbisin yer edinmesi gibi Allah da 1/mekânı var etti. Ayrıca müteşebbisin işçiler edinmesi gibi Allah 2/sebepleri var etti.

Böylece 'ikinci safha'da; 1/ilim, 2/mekân, 3/sebep ve 4/Allah olmak üzere dört varlık ortaya çıktı.

 

III. Safha

'Üçüncü safha'da Allah 'ilim'den 1/âlemi ve 'mekân'dan 2/mülkü yani maddeyi ortaya çıkardı. 'Âlem' hayata, 'madde' de malzemeye tekabül ediyordu. 'Sebep'ten 3/emri, yani ünsiyeti varetti. Ayrıca 4/hissi, hissetmeyi, his melekesini yani diğer varlıkların algılanmasını yarattı.

Böylece 'üçüncü safha'da; 1/ilim, 2/âlem, 3/mekân, 4/mülk, 5/yer, 6/sebep, 7/umur (emr) ve 8/his olmak üzere sekiz varlık çeşidi ortaya çıktı.

 

IV. Safha

'Dördüncü safha'da Allah ilmi insana öğretti ve 1/nâs (topluluk) oluştu. 'Âlem' maddileşerek 2/nebatı meydana getirdi. 'Mülk'ten, maddeden 3/melekût yani enerji doğdu. 'Mekân'dan yani 'arz'dan da 4/dehr yani zaman doğdu. 'Sebep' de ekonomi demek olan 5/ameli doğurdu. 'Emr' (umur) ise siyaset denen 6/ümmeti oluşturdu. 'His' de denetleme görevini yüklendi ve din dediğimiz 7/muhasebe yani hesap ortaya çıktı. Ve nihayet müteşebbisin birini kendisine vekil olarak seçtiği gibi, Allah da 8/insanı kendisine halife seçti. Baştan söylediğimiz gibi ona ilim verdi.

Böylece 'dördünci safha'da; 1/ilim, 2/nâs, 3/âlem, 4/nebat, 5/mülk, 6/melekût, 7/ard, 8/dehr, 9/sebep, 10/amel, 11/emr, 12/ümmet, 13/his, 14/hesap, 15/insan ve 16/Allah olmak üzere  on altı çeşit varlık tezahür etti.

Bunlardan Allah bizatihi varolan 'vacibu'l vücud varlık' olup diğerleri sonradan zuhur eden, insanlar için ve benzer varlıklar için ortaya çıkan 'mümkinu'l-vücud varlıklar'dır. Allah'ın zatı dışında sıfatları da böylece tezahür ediyordu.

 

 

BESMELE: KÂİNATIN VE İNSANIN FORMÜLÜDÜR

 

Allah, kendi zatını insanlara anlatmak için H /  harfini seçti. H hançereden çıkan bir harftir. Yani diğer harflerin kaynağını temsil eder. Allah her şeyin var edicisi olduğundan bu harf seçilmiştir. Bu harf yumuşaktır. Yani O'nun lâtif, görünmez olduğunu ifade eder. O'nu gözler idrak edemez, süreksizdir, tekvini ifade eder.

Sonra kâinatın varoluş projesi olan 'ilim' var edilince onu da L harfi ile insanlara öğretti. L ortadan çıkan bir harftir. Proje gibi aracı harftir. Müteşebbislerden çalışanlara mesaj ulaştırır. Bunun için ortadan çıkan bir ses tercih edilmiştir. Yani sürekli bir harftir. Bu ilmin teklikten çokluğa gidiş olduğunu belirtir. Bu harf Allah kelimesindeki H harfi ile birlikte düşünüldüğünde "LeHu" /  olur. "Her şey O'nun içindir, O'nundur" anlamına gelir.

İkinci safhada ilimden 'arz'ı / var edince ona da R /  harfini tesmiye etti. Nasıl ki yapı planın büyütülmüş bir şekli ise mekân da ilmin ortaya çıkış şekli olduğundan L ikileşti. Sebep ise B /  harfi ile tesmiye edildi. B dudaktan çıkan süreksiz sert bir harfti. Dudaktan çıkması görünür âlemi temsil etmesinden ileri geliyordu. Süreksiz olması kâinatın atomlardan oluştuğunu ifade ediyordu. Sert olması müessir olmasından yani illiyet vasfını taşımasından ileri geliyordu.

Bu harfler bir arada düşünüldüğünde "BiLLaH" /  ortaya çıkar ki, 'her şey Allah'tandır, her şeyin sebebi Allah'tır' anlamına gelir.

Bundan sonra üçüncü safhada 'Lam'lar, 'Ra'lara dönüşerek 'eRRe'; Ha da X'e dönüşerek 'eRReX'; B ise Mim'e dönüşerek 'eRReXM' ortaya çıktı. Birlikte 'BiLLaHi eRRaXM' oldu. 'Rahmet Allah'tandır' demektir.

Birinci safhada, 'her şey O'nundur.'

İkinci safhada, 'her şey O'ndandır.'

Üçüncü safhada ise, 'bu herşeylerin oluşu rahmet bir şekilde tezahür eder' demektir.

Bundan sonra H'dan insanın İ harfini temsil eden Y harfi, H'dan X, R'lerden R'ler, B'den M ve M'den M çıktı. Ayrıca Allah'ın L'lerinin birisinden N, diğerinden ise S ortaya çıktı.

Bunlar yerlerini de değiştirerek 'BiSMiLLaHi eRRaXMaNi eRRaXiYM' /  oldu. 'Rahman, Rahim Allah'ın ismiyle' anlamı ortaya çıktı.

Rahman, bütün âlemi; Rahim, kendisine halife olarak seçtiği insanı; isim, Allah'ın kâinatta tezahür eden sıfatları; Allah da zatını ifade etmektedir.

Burada görülüyor ki, 'Besmele' bir taraftan kâinat işletmesinin kimyasal formulü gibi bir formüldür; diğer taraftan canlılarda varolan çoğalma, birleşme, değişme ve düzenlenme özelliklerini taşımak suretiyle kâinatın oluşunu da içermektedir. 'Besmele'nin bu şekilde manalanabilme imkânı, 'Besmele'yi söyleyenle kâinatı var edenin üslup biçiminden doğmaktadır.

                                                                            Süleyman Karagülle


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link