Bir gün…
Kategori: Kültür-Sanat  |  Okunma: 3051  |  Puan: 8,8  |  09 Ekim 2006

      Sabahın ilk ışıklarını teslim aldım ufuklardan. Hayâller, gölgelerin peşisıra düştü düşecek. Tabiattaki kımıldanışları izledim biraz geceden kalma çiçekte, yeni uyanmış kuşlarda, sabah yıldızında ve insan yüzlerinde… Ruh okyanusunun sükûn vaktine ve dalgalarla kabaran haline dair anlamlar hep insan simâsındadır sanki, bu tezahürler insan oluşumuzun en muamma tarafı olsa gerek. Okudukça yeni yazılar çıkar karşımıza, çözdükçe yeniden muammalaşır… Evrende ‘yüz’den daha çok insan merakını celbedecek başka bir şey var mı acaba?

      Otobüs durağına indim. Durakta hafta içi her gün gördüğüm kadro… Bay, bayan birkaç memur, ne iş yaptıkları hiçbir zaman anlaşılamayacak gibi duran iki-üç kişi ve liseli bir genç kız. Duraktaki insanlar olarak biz, sanki ayrı gezegenlerden oraya inmişiz, birbirimizin dilini bilmiyormuşuz ve yalnızca,  bizi  yine kimsenin bilmediği başka bir âleme götürecek otobüsü bekliyormuşuz gibi sırtlarımız birbirimize dönük duruyoruz. Sırtlarda, paltolardan, kabanlardan başka bir şey yok. Sanki meçhulden gelen bir ses, bir fısıltı var da, ‘acaba nereden geliyor’ diye soran bir tavır içinde herkes,  merakla o tarafa bu tarafa dönmüş durumda. Sabahın gürültüsü patırtısından başka ses yok aslında, gecenin sessizliği sürüyor hâlâ insan tabiatında.

      Liseli genç kız, bütün geceyi gözyaşlarıyla geçirmiş de, bir matem heykeli edasında gözleri yere çivilenmiş, dişleri adeta birbirine geçmiş kenetlenmiş gibi ağzı bütün gülümsemelere kapalı; sıradan bir mutsuzluk, öylesine bir umutsuzluk olmasa onunki… Birkaç hafta önce bir vesile ile ona ‘merhaba’ demiştim de, ‘merhaba’ demişti gülümseyerek, ama acıyı, ıstırabı, burukluğu ve ruh darlığını nedense bir türlü terk etmeyen, bırakmak istemeyen bir gülüşle…Ona baktıkça, insanların kaderi nasıl da yakın birbirine, nasıl da adeta iç içe  diye düşünmekten kendimi alamam. Onun hafif tebessümündeki ağırlıkları almak, gülüşünü ay gibi, güneş gibi pırıl pırıl kılmak için, bir an, öğretmen, anne, baba, kardeş, arkadaş olmak isterim. Ona bazen, ‘sen  ağlamasan, hiç ağlamasan, ben senin yerine ağlasam olmaz mı’ diyesim gelir. Onun bundan haberi olmaz. Zaten kimsenin kimseden haberi yoktur.

     Otobüsüm geldi, bindim. Otobüs, derin ve karanlık bir kuyunun bütün meçhullerini yüzünde barından insandan tutun, bir nehir kenarında kendi halinde saf ve aydınlık bir yasemen ya da adını bilmediğim masum bir çiçekten farksız çocuklara, hani, başka canlı türleri de olsa Nuh’un gemisi dedirtecek kadar farklı insanların ve ruhları birbirine yıldızlar kadar uzak kişilerin sırt sırta durduğu yer demektir, bizde otobüs budur.

      Gözüm, bebeği kucağında bir anneye ilişiyor. Kadınlara, bu dünyada olmayan, bu görünen âlemden başka, yıldızlardan, göklerden öte, ötelerden de öte bir âlemden armağan gelir anne olduklarında. Annenin bebeğini kucaklayışındaki olağanüstülükte bütün tabiatı, bütün manaları, bütün geçmişi ve geleceği kucaklayış sıcaklığı vardır. Bebeğin uykusunda, ay’ın, güneşin ve yıldızların, kuşların ve çiçeklerin de uyuduğunu hisseder gibi oluyorum. Yumulu gözlerden, sabah haberlerinin o yürek burkan, o iç karartan, o kan ve ölüm kokan ağır maddelerini üstümden atmak için medet umuyorum. Neresi olursa olsun, bir yerde anne ile bebeği varsa, bütün görüntüler, bütün acılar, bütün kötülükler, bütün aksilikler silinir, yok olur.

       Otobüs gider, her durakta birkaç kişiyi boşluğa bırakarak. Saatler ilerler, gün dönmeye başlar. Güneş batar insanın içine tortular birikir. Gün içinde toplanan birkaç güle, gülüşe abanan çalı çırpının, ruh kanatan dikenin çokluğu ile gece gelir. Şimdi kim ayıklayacak, kim temizleyecek kalbe yığılan, çöreklenen tortuları? Gecenin bize işaretleri, ay ve yıldızlar,  derdimiz söylesek, anlatsak olan biteni, cevap verecekler mi sanki, bir yol gösterecekler mi? Birden otobüsteki bebek geliyor aklıma. Gözlerini açtı mı acaba, etrafa baktı mı, ağladı mı? Bu kez geceyi teslim alıyorum ve biliyorum bugün gibi yarın da aynı şeyler yaşanacak belki… Belki ama, içimde bir his, yarın bugün gibi olmayacak, diyor.

 


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
engin güllü [ 31 Ekim 2007 02:48:35 ]
Sn. Necat Çavuş
Yüreğinize ellerinize sağlık.Teşekkürler. Hoş kalın.

Abdullah BİROKUR [ 07 Şubat 2007 06:15:27 ]
Durağa doğru. Geç mi kaldım yoksa? Endişe.

Durakta.Nerede kaldı bu otobüs? Sabırsızlık.

Otobüste. Yolda olmak güzel. Bir de oturacak yer bulmuşsanız eğer.

Otobüsten inince. Gündelik rutin işler...

Yüreğinize sağlık Necat bey, güzel bir yazıydı.




muhammet çakmak [ 28 Aralık 2006 06:53:04 ]
Saygıdeğer Ağabeyim Necat Bey,Modern zamanların en büyük açmazı olan yabancılaşma problemini ,bu kadar derin,içli ve hayatın içinden sunan bir metinle ortaya koymanız, heyecanverici.

   selam ve saygılarımla


Dr.Muhammet ÇAKMAK

mecit kahraman [ 27 Aralık 2006 05:27:36 ]
Nejat abi site çok harika olmuş,ondan öte Nejat çavuş ayrı bir tat olmuş. Her ne kadar çok şiirden anlamasam da yazının ben şiir gibi okudum ve anladım. Abi sen bizi yazılarından mahrum etme allahta sana ve ailene mutlluluklar daim eylesin.

korkardelen [ 29 Kasım 2006 15:10:46 ]
Kadınlara, bu dünyada olmayan, bu görünen âlemden başka, yıldızlardan, göklerden öte, ötelerden de öte bir âlemden armağan gelir anne olduklarında. Annenin bebeğini kucaklayışındaki olağanüstülükte bütün tabiatı, bütün manaları, bütün geçmişi ve geleceği kucaklayış sıcaklığı vardır.

Kaleminizin rengi cok hos ?ki begendim de nemini

ukalalik saymazsaniz eger; cümlelerinizi biraz daha kisa tutarsaniz okurken kopma yasanmaz.

yüreginize saglik

sevgiler


korkardelen [ 29 Kasım 2006 15:10:04 ]
Kadınlara, bu dünyada olmayan, bu görünen âlemden başka, yıldızlardan, göklerden öte, ötelerden de öte bir âlemden armağan gelir anne olduklarında. Annenin bebeğini kucaklayışındaki olağanüstülükte bütün tabiatı, bütün manaları, bütün geçmişi ve geleceği kucaklayış sıcaklığı vardır.

Kaleminizin rengi cok hos ?ki begendim de nemini

ukalalik saymazsaniz eger; cümlelerinizi biraz daha kisa tutarsaniz okurken kopma yasanmaz.

yüreginize saglik

sevgiler


Fikret ASLAN [ 23 Kasım 2006 10:35:45 ]
Sayın Necat ÇAVUŞ, kaleme aldığınız konu hemen hemen tüm insanların her dakika yaşadığı çok hisli durum ama ben yıllardır bu hususlara uzuk olmakla beraber şu anda İzmirde çok yoğun bir şekilde yaşamaktayım ve bir Mavi Otobüs gelirdi dizelerini hislerimle yaşamaktayken birde senin bu Cam Kırığı gibi kalbimize saplanan duygu dolu yazılarınla hislenmekteyim... Sen Belamısın Abi...

bayefor [ 21 Kasım 2006 02:11:41 ]
şairin nesiri de şiir tadında olura bir örnek...

Büşra Özdemir [ 10 Kasım 2006 13:16:43 ]
Bence cok güsel bi site olmuş. En kısa zamanda yeni haberlerinizi bekliyoruzz

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link