Abd'yi Sevmenin Dayanılmaz Zorluğu I
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2146  |  Puan: 8  |  20 Şubat 2007

ABD’Yİ SEVMENİN DAYANILMAZ ZORLU?U  (I)

 

         1945’den sonra Türkiye’de neler değiştiyse bunda ABD’nin az çok etkisi olmuştur. Değişimin bir kısmı doğrudan ABD’nin talepleridir, bir kısmı o istemeden bizimkilerin erken davranıp onur kırıcı olmadan yaptıklarıdır, bir kısmı da ABD’yi bile şaşırtan işgüzarlıklardır. Buna hayranlık da denebilir. 

 

         Biraz gerilere gidersek, Türk – ABD ilişkileri Osmanlı döneminde başlamıştır. Kayda değer en önemli ilişki, ABD ticaret gemilerinin Osmanlı Limanlarına uğraması ve bunun karşılığında da Osmanlı’ya bir bedel ödemesidir. II.Mahmud’dan posta teşkilatını kuracak uzman istemeleri, Padişahın da Denizlili iki yörüğü göndermesi.. Gel zaman git zaman, yörüklerin çocuklarının tütün, sigara işine girmeleri, Camel gibi bir sigara devini kurmaları işin ayrıntısı.. 1839’dan sonra kurulmaya başlayan yabancı okullar arasında ABD okullarının da yer almaları, bir süre sonra da misyonerlik, Ermeni ve Rumları protestanlaştırmaları, I.Dünya Savaşı ve Wilson Prensipleri dikkate değer gelişmelerdendir.

 

         ABD I. Dünya Savaşı yıllarında eski dünyaya uzak olsa da bir dünya devletidir. Osmanlı devlet adamları ve aydınları bunun farkındadır. Bu nedenle Dünya Savaşını kaybedenler yanında yer aldığımız için o kötü koşullarda çıkış yolu arayan Osmanlılar için hem ABD, hem de Wilson Prensipleri önemli bir fırsattır: 

-Hiçbir sömürgesi olmayan güçlü ve zengin bir devlet olduğundan ABD mandacılığını tercih edenler vardır.

-Yine milletlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkını bir dış politika prensibi yaptıkları için de sınırları Basra’dan Makedonya’ya, Şam’dan Batum’a kadar geniş bir Türkiye imkanı sunduğundan ABD ve Wilson Prensipleri sahiplenilir.

 

“Misâk-ı millî”nin sınırlarının Wilson Prensiplerine göre belirlendiğini Mustafa Kemal zaman zaman dile getirmiştir. Yeri gelmişken çok tartışılan ama yeterli bilgi verilmeyen ABD mandacılığı konusuna değinmek gerekir:

İstanbul’da bir gurup asker, yazar ve bürokrat ABD mandacılığını savunur. Çünkü ABD sömürge edinme siyaseti gütmez. Zengin bir devlettir. Türkiye’yi kısa sürede imar eder ve çekilir, denir. Konu sık sık Mustafa Kemal’in de gündemine gelir.

Örneğin, İstanbul hükümeti tarafından görevine son verilmiştir. Erzurum’da bitkin bir şekilde Rauf Orbay’la bir odada oturmaktadırlar. Mustafa Kemal ümitsiz bir konuşma yapar. Bu arada “Bu iş böyle yürümeyecek. ABD mandasından başka çıkar yol kalmadı. Bunu kabul edebiliriz ama öyle bir anlaşma yapalım ki, manda süresi 25 yılı geçmesin. 25 yıl bittiğinde halkı ayaklandırır ABD’yi kovarız. Eğer manda süresi daha uzun olursa halk ABD’ye uyum sağlar, halkı bağımsızlığa ikna edemeyiz” mealinde bir görüş açıklar.

Karşılıklı konuşmalar devam ederken içeriye haber gelir, Kazım Karabekir, bir grup subayla odaya doğru gelmektedir. Mustafa Kemal’in rengi atar ve oturduğu sandalyeye yığılır kalır. Çünkü Mustafa Kemal bu gelişi hayra yormaz, Padişah tarafında tutuklama emri çıkarılmıştır, onun da bunu uygulayacağını düşünür ve korkar. Karabekir içeri girer, Mustafa Kemal’e nizami ve sert bir selam verir ve emirlerine hazır olduklarını bildirir. Mustafa Kemal buna önce şaşırır, sonra hemen kendini toparlar, kalkar Karabekir’i üç kez yanaklarından öper ve Rauf Orbay’a döner “Biz bu devleti kurarız” der.

ABD mandası olma fikri, Erzurum Kongresi’nde gündeme gelmez. Fakat bir süre sonra konu tekrar tartışmaya açılır. Amasya Kongresi’nde gündeme gelir ve geniş kabul görür. Sivas Kongresi’nde ise ABD Kongresi’ne mektup yazılır ve manda başvurusu yapılır. Mektuptaki üç imzadan biri doğal olarak kongreye başkanlık yapan Mustafa Kemal’e aittir.

ABD yönetimi mektubu ciddiye alır ve 47 kişilik bir heyet gönderir. Anadolu’yu İstanbul’dan Kafkasların güneyine kadar incelerler. Heyette her konuda uzman vardır. Türkiye ekonomik, sosyal, siyasal, etnik, dini, kültürel, ulaşım gibi her konuda incelenir. Heyet Sivas Kongresi’nin yapıldığı günlerde Sivas’a uğrar, Mustafa Kemal ile iki gün görüşür. Birinci günkü konuşmaların çevirmeni Rauf Orbay ve Şükrü Beydir. İkinci gün ise sadece Rauf Orbay.

Sonuç ise ilginç bir şekilde noktalanır: ABD’li heyet Anadolu’nun çok geri olduğunu, Türkiye’yi manda kabul etmenin maliyetinin çok yüksek olacağını, henüz yolların bile yapılmadığını… raporunda yazar. Bu raporu inceleyen ABD’de yönetimi de manda talebimize olumsuz yanıt verir. Böylece ne şiş yanar, ne de kebap. 

         Bu arada şunu da belirtmekte yarar var; Birinci Dünya Savaşı’nın bitimi ile Sevr Antlaşması’nın arasında yaklaşık bir yıllık bir süre vardır. Antlaşmanın bu kadar gecikmesinin nedeni de Wilson’dur. Başkan Wilson hastadır ama ABD başkanıdır. Avrupalı liderler onun iyileşmesini veya yeni başkanın seçilmesini beklerler. Bu bekleme de Milli Mücadelenin başlamasına ve olgunlaşmasına yarar. Böylece Wilson ölüsü ve dirisi ile Milli Mücadeleye, Misak-ı Milli’ye ve bağımsız bir devletin kurulmasına hizmet eder.

         Lozan’da durum biraz farlı gelişir. Tartışması bugüne kadar devam eden, bence bundan sonra daha fazla tartışılacak olan Türkiye’nin uluslar arası kuruluş sözleşmesini 18 devlet imzalar, fakat ABD imzalamaz. Ama son yıllara kadar da ciddi bir sorun yaratmaz.

         Lozan’la ABD kökenli misyoner okullarının büyük çoğunluğu kapatılır, Ermeni olaylarının tahrikçileri arasında yer alan ABD içi odaklar, Türkiye ve aleyhinde yoğun bir kampanya yürütürler. Uzak olduğundan aleyhte kampanyaların Atlas Okyanusu’nu aşması ve Ankara’ya ulaşması zaman alır.

         Çok geçmez, peş peşe iki ilginç gelişme olur. Mustafa Kemal ile arası açılan Halide Edip Adıvar yurt dışına kaçar. Muhalif olduğu için ABD’de Mustafa Kemal ve Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde konferanslar verir. 1940’tan sonra Milli bir kahraman gibi tanıtılan Adıvar, romanlarında yarattığı “vahşi Müslüman din adamı” tiplemesi ve ABD’de pekiştirdiği “Mustafa Kemal ve Türkiye” aleyhindeki imaj, geniş yankı uyandırır. ABD’deki konuşmaları bugün bile Ermeniler ve Rumlar tarafından kullanılır. 150’lerin affı ile Türkiye’ye dönen, yılın romancısı seçilen ve üniversitede öğretim üyesi olan Halide Edip Adıvar, “İslamsız Türklüğü” ile yakın Türkiye tarihinde kimliği kapalı ama mutlaka açılması gereken fenomenlerden biri olarak tarihe geçer. 

         Adıvar’ın konferanslar verdiği dönemde ABD alkol ve uyuşturuyla tarihin en sert mücadelelerinden birini vermektedir. Bu mücadeleden Türkiye de payına düşeni alır. Çünkü Türkiye dünya ekonomik krizinden olumsuz etkilenen ülkelerdendir ve en çok gelir elde ettiği kalemlerden biri de uyuşturucu madde ihracatıdır. ABD Türkiye’den hem uyuşturucu üretimini hem de ihracatını durdurmasını ister. Mustafa Kemal, “Amerika nire, Türkiye nire” der, bununla ilgilenmez. ABD bastırmaya devam eder. Mustafa Kemal, “bizde uyuşturucu ekimi de, üretimi de, satımı da eskiden beri serbesttir, kimse de içmez, siz de içmeyin” der.

Tarafların aynı dili konuşmadığı ve birbirlerini anlamadıkları bellidir. Fakat ABD işin peşini bırakmaz. Birgün ABD Türk Büyükelçisi Ertegün’den bir haber gelir ki, Time Dergisi Mustafa Kemal’in Çankaya günlüğünü fotoğraflarla tefrika edecektir. İçeriğinin de olumsuz olacağı bildirilen yazı dizisinin durdurulması için gerekli başvurular yapılmıştır, dergi yönetimi de uyuşturucu yasağını uygulama şartıyla bunu kabul edebileceğini bildirmiştir... Kararı Mustafa Kemal verecektir. 

         Karar verilir, yazı dizisi reklam aşamasında iken durdurulur, uyuşturucu ekimi, üretimi ve satışı yasayla sınırlandırılır ve ABD’deki Türkiye ve Mustafa Kemal imajını düzeltecek bir kitabı yazacak yazar istenir. ABD yönetimi Em. General, Charles Hitchcock Sherrill (1867-1936)’i büyükelçi olarak atar. Fakat ABD yönetimi çıkarılan yasayı ve uygulamaları beğenmez. İkinci bir yasa ile uyuşturucu maddeler daha sıkı bir kontrol altına alınır. Bu arada Mustafa Kemal ile Charles H.Sherrill arasında sıkı bir dostluk oluşur. Büyük elçi dinlediklerini ve gözlemlerini “Bir Elçiden Gazi Mustafa Kemal” adıyla Türkçe’ye çevirilen kitabını yazar.

                                                                               Harun Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link