Operasyonun Türkiye Kısmı II
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2057  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  01 Mart 2007

OPERASYONUN TÜRKİYE KISMI-2-

        PKK ile mücadele sayesinde Irak’ın kuzey kısmına yerleşen Türk Ordusu, Kuzey Irak’ın her karışının krokisini kapalı gözlerle çizecek seviyede personele sahipti. Bu terör örgütünün istinad ve kaynağı Kuzey Irak olarak enforme edildiği için, ordumuz da sürekli olarak sınır ötesi operasyonlar yapıyordu. Söz konusu bölgede büyük bir hareket kabiliyetine sahip olan ordumuz o kadar güç kazanmıştı ki Talabani ve özellikle Barzani, ordumuza mensup alt kademedeki subayların karşısında dahi saygıyı elden bırakmazdı.

        Türk Askeri için Irak’ın Kuzey’ine gitmek Siirt’ten Bitlis’e gitmek kadar normal; Kuzey Irak kırsallarında dolaşmak da Tunceli Kutudere’de dolaşmaktan daha kolaydı.

        Irak’ın merkez ordusu, kendine ait olan Kuzey Irak’a giremiyordu o yıllarda ve orada Kürt Gruplar, Türkmenler ve Şiiler lokal güçleriyle ve mevzileriyle bölgeye vaziyet etmeye çalışıyorlardı. Tüm gruplar da puslu havadan kendilerine bir avantaj oluşturma gayretindeydi. Böyle bir platoda, Türkiye sürekli bu bölgeye büyük birlikleri ile giriyor; kendisine karakollar açıyor ve tüm dengelerin merkezinde duruyordu.

        Türkiye’nin bu bölgedeki hareket kabiliyetini engellemek isteyen gruplar, güç yetirememe kaygısıyla ya sessizliği tercih ediyor ya da bir şekilde Türk Ordusuna reverans yapıyordu. Türk Ordusu’nun sınır ötesi operasyonlarında kaza kurşununa gitmekten korkan Barzani, Türkiye Devleti tarafından PKK ile aynı kefeye konulmamak için Kuzey Irak’da önümüze çıkmaya cesaret gösteremiyordu. Talabani ise, İran ile Türkiye arasında gidip-geldi yıllarca ama hiçbir zaman Ordumuzun bu bölgedeki operasyonlarına karşı silahlı direnişi göze alamadı. İran’dan uzaklaştığı anlarda da kendisini sürekli Ankara’nın kollarına bıraktı, bizden himaye bekledi.

        Kuzey Irak’da varlığımızın önündeki en büyük risk bölgede yaşayan Şiilerdi. Erbakan’ın İslam Dünyasındaki baskın kişiliği sayesinde, grup önderi mollalar Türkiye’ye karşı cephe açmadılar ve Erbakan bu kişilerle sürekli iyi ilişkilerini muhafaza etti, nüfuzunu kullandı.

        Kim ne derse desin,  o yıllarda Kuzey Irak’taki Türkiye’nin nüfuzu, bugün ABD’nin bölgedeki nüfuzundan daha güçlüydü. Ta ki Apo getirilip Türkiye’nin kucağına bırakılıncaya dek.  16 Şubat 1999 günü Apo Türkiye’nin kucağına bırakıldı ve ardından 11 Eylül 2001’de İkiz Kuleler yerle yeksan edildi ve ardından tüm bu olayların altındaki çapanoğlu ortaya çıktı: Büyük Ortadoğu Projesi. Apo’nun bize teslimini takip eden bu iki gelişme neticesi Kuzey Irak’da tüm nüfuzumuzu kaybettik. ABD biliyordu ki, Türkiye’nin Kuzey Irak’da varlığı devam ettiği müddetçe asla ve asla bu bölgedeki taktikleri başarılı olamayacaktı.

        Büyük Ortadoğu Projesi’nin hayata geçirilmesine yönelik Türkiye engelini aşmak için hükumet değişikliğinde muvaffak olan ABD, ikinci bir operasyon yapmış ve Apo Türkiye’ye iadeli kameralı postalanmıştı. İadeli kameralı bu posta, Türkiye Devleti’ni büyük bir şoka soktu. Şokun etkisini üzerlerinden attıklarında gördüler ki güney komşumuz artık ABD.

        PKK terörü artık sınırlarımızın dışında değil, içimizde şekil almaya başladı Apo’nun teslimiyle. Biz elimize teslim edilen posta ile uğraşırken; PKK terörü bir anda Kürt Sorununa dönüştürüldü. Bu teslimat, PKK sorununu Kürt Sorununa dönüştürmenin de miladı olmuştur. Artık PKK ile uğraştığımız saha sınırlarımızın dışı olmaktan çıkmış; Ankara’da siyaseti, İmralı’da İnsan Halkları Örgütlerini, mayın döşenmiş yollarımızda bizleri meşgul etmeye başladı.

        Biz Apo’yu tekneye bindirip İmralı’ya götürürken aynı anda ABD de Kuzey Irak’taki varlığımız dolmuşa bindirip Türkiye’ye gönderdi maalesef.

         Büyük Ortadoğu Projesi’ni hayata geçirmek için Refahyol Hükumeti’ni yıkan güç odakları, Türkiye üzerindeki ikinci operasyonlarını da Apo’yu bize teslim ederek yaptılar. Apo bir şekilde Türkiye için Kuzey Irak’da mayın katırı görevi yapıyordu.

        Keşke her şey Türkiye üzerinde yapılan  bu iki operasyonla kalsaydı; yetinmediler. Hani bizde bir söz vardır “eşeğin büyüğü ahırda” diye; eşeğin büyüğü (büyük operasyon) gelecek yazımda.

                                                         Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link