Kur'an'ı Anlama Metodu VI
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2311  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  14 Mart 2007
 
 
KUR'ÂN VE DİL ÜZERİNDE ÇALIŞMALAR

 

        Biz Kur'ân üzerinde çalışmalar yaparken, Kur'ân'da geçen kelime ve kuralların Arapça gramer kaideleri yanında, Arapça ile Türkçe arasında bulabileceğimiz bazı yakınlıklara da işaret etmeye çalışacağız. Baştan beri söylediğimiz hususlar unutulmamalıdır. İlmî araştırma yapmak, bir takım varsayımları kabul ederek açıklamalar yapmak demektir. Varsayımların doğru olup olmadığı, meydana gelen ürüne bağlıdır. Bize istediğimiz sonuçları veriyorsa, bizi istediğimiz sonuçlara götürüyorsa, o varsayımlar doğrudur. Eğer sonuçlar işe yaramıyorsa, o varsayımlar da yanlıştır.

        Bu Türkçe-Arapça ilişkisini düşünürken, insanlığın tek anne-babadan türedikleri ve başlangıçta dillerinin bir olduğu, dolayısıyla Türkçe ile Arapça arasında kökte birlik bulunduğu varsayımı esas alınmaktadır. Açıklamalar bu  varsayım içinde yapılacaktır. Sonunda bu varsayımla iki dil arasındaki paralellik ortaya çıkarsa, bunun insanlık için yararlı olacağında şüphe yoktur. Çıkmazsa, araştırmalar boşa gitmez, başka şeyler öğrenilmiş olur.

        Biz bu çalışmalarda hiçbir şeyin sonunu getirecek değiliz. Sadece çalışmaların hangi alanlarda  yapılabileceğini örneklerle ortaya koymaya çalışacağız. Bu örnekler çalışmalarda birlik sağlayacak ve ortak hareket etmek için köşe taşları oluşturacaktır. Yoksa çalışmaları bütün insanlık birlikte yapacaktır. Türkler, Türkçe üzerinde Arapça ve Türkçe karşılaştırmasını yapıp derinleştirerek ileride bir ilim oluşturabilecekleri gibi, diğer kavimler de benzer çalışmalar yaparak o dillerin Arapça ile olan ilişkilerini ortaya koyacaklardır. Bunun gerçekleşmesi için zaman olarak asırlara ihtiyaç olduğunu elbette herkes görebilir.

 

KELİMELER

 

KELİME İLE VARLIK ARASINDAKİ BENZERLİK

 

         "Beyn", yarık demektir. Arazide meydana gelen çatlağın adıdır. Birinci harf olan 'B' yakanın ilk tarafına, ikinci harf olan 'N' yakanın ikinci tarafına benzetilerek çıkarılmıştır. Bir diğeri orta harf olan 'Y' çukur kabul edilebilir. Böylece kelime ile varlık arasında bir benzerlik kurulmuş olur.

         'B' harfi dudaktan çıkan bir harftir. 'Mim'e dönüşebilmektedir. 'N' harfi ortadan çıkan bir harftir, 'L' harfine dönüşebilmektedir.

        Harflerin sırasını değiştirme ve dönüştürmeler yapmak suretiyle bir olayın başlama ve bitirme sınırları gösterilmiş olmaktadır. Bu dönüşmelerin nasıl olduğu harflerin mahrec cetvellerine bakarak çıkarabilirsiniz. Biz şimdi başlangıçtaki 'beyn' kelimesinden oluşmuş söylenişi de değişerek ortaya çıkan harfleri tanıtmış olacağız .

 

 

"BEYN" KELİMESİNDEN ORTAYA ÇIKAN HARFLER

 

         "Min": Olayın başlangıcını gösterir ve ne olayın başlangıcına ne de başlangıcın olaya etkisi vardir. Sadece olayın sınırını belirlemektedir.

         "İlâ": Olayın bittiği son yeri gösterir. Ne olaya ne de olayın sonucuna etkisi vardir. "Siru min İzmir ilâ Ankara" dediğimizde, yürüyüşün İzmir'den başlayıp Ankara'da bittiğini ifade etmiş oluruz.

         "An, Alâ": Olayın başlangıç ve sona etkisi varsa yani olay başlangıcı ve sonu değiştiriyorsa, o zaman "an" ve "alâ" kullanılır. "Haractu an İzmir" dersek "İzmir'den göç ettim, orasını terkettim" anlamına gelir. Ama "min İzmir" dersek "oradan ayrıldık" anlamına gelir. "Zehebtu ilâ Ankara" dersek, "Ankara'ya gittim" anlamında olur. "Zehebtu alâ Ankara" dersek, "Ankara'ya saldırmaya gittim" anlamını taşır.

         "Bi": Olayın başlangıç ve sona etkisi yerine başlangıç veya sonun olaya etkisi sözkonusu  olabilir. Başlangıç olaya etki edebiliyorsa "bi" harfi kullanılır. Ondan sonra gelen kelimenin olaya sebep olması söz konusu olur. Araç olduğunu belirtir. Çünkü o olay onun yardımıyla yapılmıştır. Yardım anlamına da gelir.

         "Li": Son olaya etki ediyorsa yani olay onu elde etmek için ortaya çıkmışsa o zaman "li" harfi kullanılır. Amacı belirler ve mülkiyeti ifade eder. "Haractu bi'l-berdi" dersek, "soğuktan dolayı çıktım", "beni çıkaran sebep soğuktur" anlamına gelir. "Dehaltu li'l-harri" dersek, "ısınmak için odaya girdim" anlamına gelir. Yani, "ben o fiili o maksatla yaptım" demektir.

         "Fi": Başlangıç ve sonu göstermekten ziyade başlangıç ve sonu bir arada gösterme, yani olayın cereyan ettiği çevreyi belirleyen bir harf daha var ki o da "Fi"dir. "Nimtu fi'l-beyti" dersek, "ben evin içinde uyudum" anlamına gelip, olayın cereyan ettiği yeri veya zamanı gösterir. Bir tür 'min' ile 'ilâ'nın terkibidir.

         "Hattâ": Fi'nin aksine eğer olay bir şeyi içine alıyorsa ve bu alınan şey bir özellik taşıyorsa "hattâ" kullanılır. "Ekeltu es-semeke hattâ' er- ra'se" dersek, "balığı başına varıncaya kadar yedim" anlamında söylenir.

        Böylece Arapçada sekiz çeşit harf olayın sınırlarını bilmek için kullanılmış  olur.

                                                                                         Süleyman Karagülle


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link