Şahsiyet
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 1950  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  26 Mart 2007
 
 
ŞAHSİYET

 

            Cemil Meriç der ki “şahsiyet bir kopuştur”. Bu kopuş, yaşanılan toplumun kültüründen, yaşam tarzından, düşünce yapısına kadar kendini gösterebilir. Şahsiyeti ne toplum ne kültür ne de yaşam tarzları sınırlayabilir; bu sınırların dışında şekillenmiş bir algılayış biçimi ve farklılık gelişmiştir. Popüler olanı değil, var olan sınırları parçalayan bir nefestir şahsiyet.

            Şahsiyet yalnızlıktır; yalnızlaştıkça tekâmül eden, yükselen ve yükseldikçe daha iyi gören bir gözdür. Kimi zaman geçmişten hazineler çıkaran, kimi zaman geleceğin kapılarını aralayan, müjdeler sunan bir eldir şahsiyet. Anlatır, misaller verir, tekrar eder ama bir türlü uyandıramadığı toplumuna “hakikat heykelleri” diken bir san’atkârdır aynı zamanda.

            Sanki maddenin gelişiyle kayboldu şahsiyetler, farklılıklar. Kaygılar maddeye, umutlar maddeye, aşk dokunuşlara devşirilirken eriyip gitti. Hepimiz değme insanlar olduk; bu yüzden istatistik en güvenilir ve yol gösterici bilim dalı oldu. İki kere iki hep dört ediyor artık.

            Bir evrensel sorun ve eksikliktir artık şahsiyet. Sınırların kalkması ve teknoloji sayesinde artık evrensel bir  yaradır şahsiyetsizlik. Tüm kişilikler bir ayna gibi; karşısındakinin aynısı. Kime baksak, umuduyla, kaygısıyla kendimizi görüyoruz. Zararsız, bizden farklı yaşam tarzı ve dünyası olan delilere dahi tahammülümüz kalmadı ve hepsini hastanelerde tecrit ettik.

            Zengini, fakiri, bilim adamı, cahili, din adamı …. hep aynı şeyi düşünüyor ilk kez. Zengin, bir fakir kadar para peşinde; fakir, bir zengin kadar tasarruftan uzak. Farklılık sadece matematikde; birinin elinde var diğerinin yok ama hep aynı hırs, aynı ufuk, aynı umut. İlim adamları toplumu şekillendiren “yaratıcı gücü” hep doğaya bıraktılar; cahile formüllerle, bilimsel kanunlarla, istatistiklerle yön verdiler. Bilim adamı ile cahilin tek  temas noktası, popüler olanı paylaşabilmek. Dinî şahsiyet mi, bence en büyük kaybımız! Herkes din adamı ama Dinî şahsiyetleri kaybedeli yıllar oldu. Din adamları ahlâksızlıklara, maddeye olan itiyada fetva aramakla meşgul; popülere popüler fetvalar uğraşı içindeler.

            Şahsiyetlerden uzak toplumlar, yaşadıkları ve gördükleri her şeyi bir fotoğraf gibi görür; arkası, sağı, solu bilinmeyen ve de bilinme kaygısı güdülmeyen bir fotoğraf. Her şey fotoğraftaki resimle anlatılır, yaşanır ve umut edilir.

            Şahsiyetler alternatif sunar, ufuk açar, fark ettirir, baktığımız halde göremediklerimizi gözlerimizin içine sokar. Paranın iki yüzü olduğunu; gecenin ve gündüzün, siyahla beyazın, sevinçle kederin, yaşamla ölümün birlikteliğini anlamlandırır.

 

                                                                                              Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
Fikret ASLAN [ 26 Mart 2007 04:56:42 ]
Sn.Özdemir, yazınızın ana teması şahsiyet üzerine ve benim aklımı alan nokta şu satırlar oldu, müsaadenle onu büyük harflerle yazmak istiyorum ve bu anektod bütün şahsiyetimizi ortaya koymaya yetiyor..." ZENGİN, BİR FAKİR KADAR PARA PEŞİNDE, FAKİR BİR ZENGİN KADAR TASARRUFTAN UZAK... FARKLILIK SADECE MATEMATİKTE..." Şahsiyetsizlikler ancak bu kadar öz ve güzel anlatılabilir... Teşekkürler kardeşim, eline sağlık. Allah seni başımızdan eksik etmesin.

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link