İran Maceraperest mi
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2072  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  02 Nisan 2007
 
 
İRAN MACERAPEREST Mİ

            İran İslam Devrimi’nin hemen ardından, 4 Kasım 1979’da ABD’nin İran’daki elçiliği işgal edilmişti. Devrim Muhafızı gençler, 90 elçilik görevlisini rehin almış; bir kısmını serbest bıraktıktan sonra 52 kişiyi, tüm dünyanın baskı ve ambargolara rağmen tam 444 gün rehin tutmuştu.

            Dünyanın iki kutuplu olduğu, SSCB’nin veya ABD’nin yanında yer almaktan başka seçeneğin olmadığı Ortadoğu’da her iki süper gücü de karşısına alma cesareti göstermişti o yıllarda İran. İran bir yandan ABD elçilik görevlilerini rehin alarak ABD’ye kafa tutuyor diğer yandan Afganistan’ı işgal eden Ruslar’a karşı direnişçilere yardım ederken diğer yandan da İran’daki komünist Tudeh liderlerini idam ediyordu.

            O dönem için İran’ın bu davranışları alay konusu olacak derecede maceraperestlik olarak algılandı. İran’ın uluslar arası arenada tecrid edilmesine sebep olan bu olayların zaman içerisinde neticelerini daha doğrusu İran lehine neticelerini gözlemledik.

            O dönemde Jimmy Carter ABD başkanıydı ve rehineleri kurtarmak için askerî operasyon kararı verdi. Operasyonun hemen başında, İran havasahasına giren ABD savaş uçaklarının havada biribirine çarpması ABD Halkı üzerinde tam bir şok etkisi yaratmıştı. Bu kurtarma operasyonunun fiyaskoyla sonuçlanması ile birlikte ABD’nin imajı, İran karşısında ikinci kez ağır bir yara almasına sebep oldu. Süper güç denilen ABD’nin vatandaşları bir anda neye uğradıklarını şaşırdılar ve hayal kırıklığı bir anda karamsarlığa dönüştü. ABD seçmeni bu şokun etkisini, Başkan Carter’in iktidardan alaşağı edilmesi ile aşmaya çalıştı. Sıradan bir Ortadoğu ülkesi ve daha yeni rejim değişikliği yapmış, ambargolar altında tecrid edilmiş İran, dünyanın süper gücü ABD’nin başkanını iktidardan düşürmüştü. Herkesin macera olarak gördüğü elçilik görevlilerinin rehin alınması ilk semeresini vermişti bile. Rehineler, Ronald Reagan’ın başkanlık yemin töreni sırasında, 20 Ocak 1981’de serbest bırakıldı. ABD’de Carter’den sonra gelen tüm başkanlar iki dönem üst üste başkan seçilirken, İran’ın akıllı siyaseti netice Carter’a iki dönem başkanlık imkânı verilmedi.

            1977-1981 yılları arasında Carter’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Brzezinski o günleri şöyle anlatıyor “İran-Irak Savaşı döneminde İran’ın silah ve yedek parça ihtiyacı vardı. Biz bu ihtiyaçları karşılama önerisinde bulunduk ve bedel olarak da rehinelerin serbest bırakılmasını talep ettik. Bu önerimizde o kadar ciddiydik ki bazı ABD’li görevliler arasında, İranlıların yedek parçaları daha çabuk elde edebilmesi için, teçhizatın Almanya, Pakistan ve Cezayir’e önceden gönderilmesi fikri konuşuluyordu” demektedir. Bazı ABD kaynakları, rehinelerin serbest bırakılması karşılığında askerî yardım dışında ABD’de dondurulan İran paralarının da serbest bırakılmasının pazarlıklarda gündeme geldiğinden bahsetmektedirler. İran’ın başlattığı rehine krizini maceraperestlik olarak algılayanlar aradan yıllar geçtikten sonra yanılgılarını anladılar.

            Aynı İran yıllar önce ABD’den silah almış ve bunu dünya kamuoyuna teşhir etmişti. Tüm dünyaya “İran’a ambargo koyun” diyen ABD fena yakalanmıştı. Başkan Carter’ı iktidardan düşüren İran, Başkan Reagen’ın da sonunu hazırlamıştı.

            “İran-Gate” diye tarihe geçen, İran’a yasadışı silah satışının ortaya çıkması, Reagan’ın koltuğunu salladı. İran İslam Devrimi’nin ardından başlayan ve 1980-1988 arasında süren İran-Irak savaşı Reagan’ın dış politika gündemini uzun bir süre bu bölgeye endekslemesine neden oldu. 1986’da Reagan yönetiminin, Kongre’nin kararlarına aykırı olarak Lübnan’daki ABD'li rehinelerin kurtarılması karşılığında İran’a gizlice silah sattığı ortaya çıktı. Soruşturmada, İran’dan elde edilen paranın Nikaragua’daki solcu Sandinista hükümetiyle çatışan Kontralar’a gönderildiği ortaya çıktı. Önce olayı hatırlamadığını söyleyen  Reagan, daha sonra “İran’a gizlice silah satışına" onay verdiğini doğruladı. Bu durum ABD halkı nezdinde Başkan Reagen’ın “bunak” damgası yemesine; satışı düzenlediği gerekçesiyle Albay Oliver North’un görevden alınmasına, Amiral John Pointexter’in de istifasına sebep olmuştu. Reagan’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert Mc Farlane ise skandaldan dolayı bunalıma girip intihara kalkışmıştı. Komisyonun “İran-Gate” raporunu açıkladığında Reagan’ı “Amerikan halkına yalan söylemekle” itham etti.

            İran 3. bir rehine krizi ile yine gündemde. 23 Mart 2007’de karasularını ihlal ettikleri gerekçesiyle  15 İngiliz Denizci Askeri rehin aldı. Yine tüm Batı, Avrupa Birliği de dahil olmak üzere mikrofona uzanan her ağız İran’ı maceraperestlikle suçluyor. Bense gülüyor ve bekliyorum…

                                                                                               Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link