Kur'an'ı Anlama Metodu VII
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2912  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  06 Nisan 2007
 
 
 
KELİMELER

 

        Arapçada kelimeler üç grupta toplanmaktadır; isim, fiil ve harf. Harfleri de iki grupta topluyoruz, bağımsız kelime olan harfler vardır, bir de harfi tarif gibi veya fiilin başına gelen, sonuna gelen zamirler, kelimeyle kaynaşmış harfler vardır. Yukarıda saydığımız sekiz harf bağımsız harfler ve "cer harfleri"ndendir. Kendilerinden sonra gelen kelimeleri esreli okuturlar. 'Besmele' deki "mim" bu sebeple esredir. Bağımsız harflerin özellikleri mebni (etkilenmeyen) olmalarıdır. Yani cümledeki yerlerine göre kendilerinde bir değişme meydana gelmez. Oysa fiil ve isimlerin sonları cümledeki yerlerine göre esreli, üstünlü veya ötreli olmaktadır, olabilir.

        Cer harfleri'nin başka bir özelliği de sadece isimlerden önce gelmesidir. Türkçede harfler kelimelerin sonuna eklendiği halde Arapçada kelimenin başına gelmektedir. Türkçedeki  'e' hâli 'i' hâli 'de' ve 'den' halleri yalın hâl, Arapçada bu harflere tekabül etmektedir. Bununla beraber Türkçede de 'ile' gibi kelimeyle kaynaşmamış harfler vardır. Arapçanın da son harfinin esreli ve üstünlü olması, ötreli olması Türkçedeki hâl harflerine benzemektedir. 'E' hâline "üstün", 'i' hâline "esre" ve 'yalın' hâle de "ötre" benzetilebilir. Görülüyor ki, diller hep aynı mantık içinde gelişmektedir.

        "Bi" harfinin bazen mecaz olarak diğer harfler yerine de kullanıldığı olur. Meselâ, "ene fî İzmir", "ben İzmir'deyim" diyeceğimize, "ene bi İzmir" de diyebiliriz ve bu ifade "ben İzmir'deyim" demektir. Ancak aralarında belirlilik bakımından fark vardır. "Ene fî İzmir" derken, 'ben İzmir'in belirsiz herhangi bir yerindeyim ve geçici olarak bulunuyorum' demek  olduğu halde,  "ene bil İzmir" derken, ben İzmir'in belli bir yerinde ikamet etmekteyim, İzmir'liyim demektir. Böylece dil değişik kullanılış şekilleri ile birçok ince manaların ifade edilmesine imkân vermektedir.

 

 

CÜMLELER VE ÖZELLİKLERİ

 

        Bir cümle, bir fiil ve bir isimden oluşabilir. Bu cümleye 'fiil cümlesi' denir. "Zehebtü ilâ Ankara", Ankara'ya gittiği zaman fiil cümlesini söylemiş oluruz.

Cümle iki isimden de oluşabilir. Buna isim cümlesi denir. "Ene bi İzmir", "ben İzmir'deyim" (İzmir'de ikamet ediyorum) dediğimizde isim cümlesini söylemiş oluruz.

'Besmele'de cümlenin iki kelimeden biri zikredilmediğinden, cümle isim cümlesi veya fiil cümlesi olarak düşünülebilir. "Rahman ve Rahiym olan Allah'ın ismiyle okuyorum" anlamında olabildiği gibi, "okuyuşum Rahman ve Rahim olan Allah'ın isminedir" şeklinde de manalandırılabilir.

        İsim cümlesinde daha çok süreklilik vardır. Yani 'okuyuşum Allah'ın isminedir' dediğimiz zaman 'sadece bu okuyuşum değil, her zaman yaptığım okumalar, bütün okumalarım Allah'ın adınadır' denmiş olur. 'Allah'ın adına okuyorum' dediğim zaman daha çok 'bu anda veya ilerde yapmakta olduğum veya olacağım bir defaya mahsus okuyuşum Allah adınadır' demek olur. 'Besmele'de her iki mana da kastedilmiş olabilir.

        Konuşmalarda cümleyi teşkil eden iki isimden biri mutlaka isim olacaktır. Bu isimler, o olayı üzerine alan varlıkları gösterir. Diğeri ise fiil olabildiği gibi isim de olabilir. Bazen fiil cümlelerine üçüncü kelime de eklenir. Bu takdirde bu üçüncü isim o fiilin oluşunda üçüncü derecede rol oynayan varlık olur. Burada fiil cümlesi olarak düşündüğümüzde 'Besmele' üçüncü kelime olma durumundadır. "Ben Allah'ın adına okuyorum" denmiş oluyor ki, 'Allah'ın adına' üçüncü kelimedir. Cümlelerde fiili veya oluşu üzerine alan isme, fiil cümlesi ise 'fail', isim cümlesi ise 'mübteda' denir. İkinci kelimeye ise 'fiil' veya 'haber' denir. Fiil cümlesindeki üçüncü kelimenin adı 'mef'ul'dur. Yani cümle mübteda ve haberden oluşursa 'isim cümlesi' olur. Fail ve fiilden veya fail, fiil ve mef'ulden oluşursa buna 'fiil cümlesi' denir.

 

 

BESMELE'DE VE KUR'ÂN'DA HARF

 

        Bazen konuşmaların kısa tutulması veya değişik manalara gelebilmesi için veya başka sebeplerden bu ana kelimelerden biri veya ikisi söylenmez. Buna 'hazf' denir. İşte 'Besmele'de de böyle hazf vardır. Bu isim cümlesi ise, mübteda hazf olmuştur. Fiil cümlesi olarak kabul edersek, faille fiil hazfolmuştur, sadece mef'ul kalmıştır.

Metinde böyle hazflerle karşılaşıldığında, 'neden hazf olmuştur?', sorusunu sormak ve onu manâlandırmak gerekir. 'Besmele'de de hazfın taşıdığı mana üzerinde durmalıyız. Elinizde bulunan bir şeyi karşı tarafa uzattığınız zaman o şeyin ismini zikretmeden sadece 'al' dersiniz. Çünkü zaten eşya elde görülmektedir. Bir daha o şeyin isminin zikredilmesine gerek yoktur. Hele karşı tarafa değişik şeyleri veriyorsanız, her verişte onu haberdar etmek için 'al' dersiniz ama verdiğiniz şeyin ismini tekrar etmezsiniz. Çünkü her verişte aynı ismi söylemeniz gerekir.

Bazen içindekinin ne olduğunu da bilmeyebilirsiniz.

İşte 'Besmele', bu cümle değişik yerlerde kullanılabilsin diye ve hemen söylendikten sonra gelen okuma veya fiile delâlet etsin diye fiil hazf olmuştur. 'Allah'ın adına' deyip konuşmaya başlayan kimse, 'bu konuşmalarım Allah'ın adınadır' demiş olur, veya  'Allah'ın adına' deyip yemek yemeye başlayan kimse Allah'ın adına yemek yemiş olur.

Kur'ân'daki cümleler matematikteki harflere benzer. Meselâ, bir malın fiyatına F, miktarına da M dersek, ödeyeceğimiz para P ise, aralarında  P=F.M  bağıntısı vardır. Yani, ödenecek para, mal miktarı ile fiyatın çarpımıdır demektir.

        Bu formül değişik yerlerde kullanılabilir. Fiyat değişir, miktar değişir, ödenecek para da değişir; ama bu formül değişmez. İşte Kur'ân da değişik yerlerde değişik  manalar taşır ama kendisi değişmez. Daha ilk cümlesinde hazf yaparak bu cümlenin değişik yerlerde kullanılmasına imkân vermesi, bize Kur'ân'ın bu vasfına başlangıçta işaret etmiş olmaktadır.

        'Besmele'yi söylerken; başka yerde başkasının uzakta söylediği bir cümle olarak değil, bizim bu anda, burada, bu iş için söylenen bir cümle olarak düşünmemiz ve öyle anlamamız gerekir. Bütün Kur'ân'ı da böyle okuyacak ve böyle anlayacağız. Allah'ın bu ayetleri, bu sureleri şimdi bize, bizimle ilgili olarak, bizim işlerimizi düzenlemek üzere indirmiş olduğunu düşünüp anlayacak ve uygulamaya çalışacağız.

 

                                                            Süleyman Karagülle


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link