İnanabilir miyiz?
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2172  |  Puan: 3,8  |  09 Nisan 2007
 
 
İNANABİLİR MİYİZ

 

Sayın Ertuğrul ÖZKÖK’ün, Şimal Ekspresi’nde İç Savaş adlı 08/04’deki yazısını zevkle okudum. İzmir Saint Joseph Fransız Lisesi’nde 16 yıldır Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yapıyorum. Meslek hayatım, Ertuğrul Özkök’ün yazısının konusu olan “Allah var mıdır?” gibi sorulara yanıt aramakla geçiyor.

 

Öncelikle insan, Allah’ı kendi büyüklüğüne indirgeyemediği ve görebileceği bir nesneye dönüştüremediği sürece, Allah’ı göremeyecek ve O’na inanamayacaktır. Soru ancak olasılıklarla yanıtlanabilecektir.  

 

Gerçekte Allah bilmenin mi yoksa inanmanın mı konusudur”, sorusu tartışılmamaktadır. Çünkü “Allah var mıdır” sorusu, ancak bilmenin konusu yapılarak yanıtlanabilir. Ve Allah da herhangi bir nesne gibi bilimin konusu olamayacağına göre soruyu soran, sorusunda ısrarlı ise yanıt bulamayacaktır. Ama soru “evren yaratılmış mıdır” olsaydı, konu bilinebilir olduğundan yanıt bulmak da o kadar zor olmayacaktı.

 

Allah evreni ve insanı yaratmış, ihtiyacı olan aklı da vermiştir. Böylece insan ürettiği sorularla yanıt bulmayı kolaylaştırabileceği gibi hepten içinden çıkılmaz hale de getirebilir. Bence insan aklî becerisini, sorduğu sorularda gösterebilmektedir.   

 

İnanmayı kompleks ve felsefî bir sorun haline getirenler insanı entellektüel bir sorunla karşı karşıya bırakmaktadırlar. Oysa konu, her insanın kavrayabileceği düzeyde anlaşılabilir ve açıklanabilir olmalıdır. O nedenle Allah var mıdır, sorusu kadar, hatta ondan daha anlamlı olanı “Allah benim yaratıldığımın farkında mıdır, beni tanır mı, yakarsam duyar mı, istediğimde yardım eder mi, benim hakkımda ne düşünüyor...” sorularıdır.   

 

Var ve yok kavramları belli ölçeklerde yanıtlanabilir. Söz konusu olan Allah’ın varlığı ve yokluğu ise varlık ve yokluk ancak evren ölçeğinde yanıtlanabilir. Oysa evren, çapı milyon ışık yılı ile ancak tanımlanabilen büyüklükte bir varlıktır ve Tanrı’nın yaratma eylemi en azından bu ölçekte ele alınabilir. Evrenin az dışından bakıldığında, eli iki başının arasında derin düşüncelere dalmış, “Allah var mıdır?”, sorusuna yanıt arayan Ahmet’i görmek mümkün değildir. Çünkü Ahmet çok çok küçüktür, hatta yok denecek kadar küçüktür. Daha açıkçası, evrenin dışından bakıldığında Ahmet’in yok olduğunu düşünmek; varlığını tartışmaktan daha anlamlıdır!  

 

Ama başını iki eli arasına alan Ahmet, yanıtını bulmaya çalıştığı soruları “Allah benim yaratıldığımın farkında mı, beni tanır mı, yakarsam duyar mı, ne kadar acı çektiğimi ve çaresiz olduğumu biliyor mu, bana yardım eder mi...” şeklinde ise, sorular Ahmet’in evrendeki konumuna daha uygun düşecektir.

 

Çünkü Allah evreni ve içinde en gelişmiş aletlerle bile görülemeyecek kadar küçük Ahmet’i yaratmış ama bilinip bilinmemeyi kendisinden çok; Ahmet’in sorunu haline getirmiştir. Allah Ahmet’e karşı bir yükümlülük üstlenmişse, bunu da uygun ekolojik koşullarda yaratmakla yerine getirmiştir… diyebiliriz.

 

                                                                     Harun Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link