Sağda Dernek ve Partiler
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2076  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  04 Mayıs 2007
 
 
SA?DA DERNEK VE PARTİLER

 

            Yaşadığımız kaos ortamının bazı konulara projeksiyon tuttuğunu ve turnusol kâğıdı vazifesi gördüğünü geçen yazımda belirtmiştim.

            Ülkemizde çoğu kavram gibi sağ ve sol kavramının da hiçbir sosyolojik dayanağı yoktur. Batıdan aktarılmış bu kavramın ülkemiz açısından bir sıfat olarak kullanılmasını bir türlü anlamış değil. Sınıflara ayrılmamış bir toplumda nasıl sağcı ve solcu olunabilir? Sağ ve sol sıfatı bizim siyasî geleneğimizde farklı bir sıfat olarak algılanagelmiştir.

            Türkiye’de sağ denince gelenekci, sünnî, geçmişine ve tarihine saygı duyan seçmen tanımlanmaktadır aslında. Sol ise geleneği karalayan, çoğunlukla alevî, gelenekten kopuk ve gelenekle çatışan, tarihinin kötüsü ile birlikte iyisini de reddeden seçmen kitlesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyasetin tepesinde bu böyle olmasa da seçmen tanımlaması açısından durum böyledir.

            Siyasetin tepesinde olanlar sağ veya sol seçmen kitlesinden birinin hassasiyet noktaları üzerine meydanlarda nutuk atarlar ve böylece kendilerine bir taban yaratırlar. Sağ partiler taban oluşturma noktasında,  kimi milliyetçiliği, kimi muhafazakârlığı, kimi de islamî hassasiyetleri sloganlarına taşıyarak siyaset yapmaktadır. Bu sloganlar neticesi ülkemizde köklü sağ partiler ortaya çıkmıştır. Bu sağ partiler Demokrat Parti’nin içerisinde doğmuş; ondan koparak kendisine taban bulmuş partilerdir. Hepsi de siyasete Demokrat Parti geleneği içerisinde adım atmıştır. Demokrat Parti, tek parti dönemine tepki olarak halkın mevzi edinme merkezidir.

            Demokrat Parti içerisinde milliyetçiliği öncelikli hassasiyet olarak görenler bir süre sonra Alparslan Türkeş önderliğinde milliyetçi söylemlerle kendilerine sağda milliyetçi bir taban yarattılar. Muhafazakârlık ve dinî hassasiyetleri, Osmanlıya saygıyı sloganlarına taşıyan bir grup da Demokrat Parti’den koparak Necmettin Erbakan önderliğinde kendilerine sağda dindar-muhafazakâr bir taban yaratmıştır. Demokrat Parti’den değişik hassasiyetlerini ön plana çıkartarak kopan bu gruplardan arta kalanlar ise Süleyman Demirel önderliğinde kendilerine sağda merkez parti tabanı oluşturmuştur. Paydaları aynı ancak payları farklı olan bu sağ seçmen tabanının ortak paydası iktidarı soldan uzak tutmak; tek parti ve CHP zihniyetine karşı direnmek ve örgütlenmektir.

            Bugün kendisini sağ olarak tanımlayan ve bir tabanı olduğunu iddia eden AKP, DYP, ANAP, MHP, SAADET ve BBP gibi öne çıkan partilerimiz mevcut. Bu 6 sağ partinin seçmenlerinin en büyük kaygısı her zaman olduğu gibi iktidarı sola kaptırmamaktır.

            Yaşadığımız bu günlerde, sağ bir iktidar olan AKP’ye karşı CHP önderliğinde başlatılan iktidardan düşürme operasyonu sağ seçmenler tarafından büyük bir dikkatle izlenmektedir. Kendilerine ait bir tabanı olduğunu iddia eden sağ partilerden ANAP ve DYP’nin son günlerde izlediği politikalar bir gerçeği daha ortaya çıkarmıştır. O da bu iki partinin gerçekten tabanı var mı yok mu sorusunun cevabı olmuştur. ANAP ve DYP’nin Meclis’teki tutumu karşısında DYP’den ardı arkası gelmeyen kopmalar; ilçe, belde teşkilatlarından istifalar süratle artmakta iken ANAP’da aynı şeyi göremiyoruz. İlk bakışta “ANAP bu süreçten daha az hasarlı çıktı” denebilirse de aslında bu durum ANAP’ın tabanının olmadığını göstermektedir. Tabanı olan DYP’nin, taban baskısı yöneticileri istifaya zorlamıştır. Bir dernek gibi sadece yöneticilerden ve üyelerden oluşan ANAP’da ise istifaların olmaması daha bir kaygı vericidir. Demek ki ANAP’lı yöneticilere ve üyelere baskı yapacak sağ bir taban yoktur. Bu yüzden de ANAP’da istifalar yaşanmamaktadır. Bu istifalarla DYP bir parti olduğunu göstermiş ANAP ise bir dernek portresi olarak yansımıştır.

            İstifaların çokluğu DYP’de bir çözülmeye sebep olsa da DYP tabanı açısından sevindiricidir. Çünkü taban, tepkisini ortaya koyarak varlığını haykırmıştır. Üst yönetimin izlediği siyasetten rahatsız olan taban, yönetim tarzı ve politikalar değişince tekrar partisinde toplanabilir ve bir güç olarak yerini alabilir. ANAP için aynı şeyi söylememiz imkânsızdır artık. Son günlerde yaşadığımız olaylar ANAP’ın bir parti değil; tabanı olmayan ama yöneticileri ve üyeleri olan bir dernek olduğunu göstermiştir.

            DYP, tabanının olduğunu istifalarla ispat etmiştir. Mevcut politikalarını değiştirdikleri zaman tekrar eski günlerine dönme ihtimali vardır ancak ANAP için her şey bitmiştir bence!

                                                                                                Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link