Elazığlı'yı Hafife Almak
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2374  |  Puan: 5,5  |  28 Mayıs 2007
 
 
ELAZI?LI’YI HAFİFE ALMAK

 

            Yerel medya ile ilgili hiçbir yazı yazmadım bugüne kadar. Ulusal basın nerdeyse 35 yıldır kartellerin elinde ve her haberi, yorumu süzgeçlerinden geçirmeden yayınlamıyorlar. Medya tekelini kıran tek güç ise yerel medya. Bölgelerinin sorunlarını ve çözüm önerilerini birebir sorunu yaşayanlarla paylaşıp onların sesi oluyorlar. Demokrasi adına büyük bir fonksiyonları olduğunu düşündüğüm yerel basın, seçim zamanı tüm görevlerini unutup; basit, kahvehane ağzı, içi boş ve seçmeni enayi yerine koyan yorumlara sayfalarında yer veriyorlar. Tüm yorumcular için demiyorum ancak günlerdir takip ettiğim yerel basında bazı yorumcular (yazar demiyorum), seçmenleri kendi küçük dünyalarının içerisini çekmek istiyorlar.

            Nerede okuduğumu ve ismini hatırlamadığım bir yerel yorumcu önümüzdeki seçimi şöyle değerlendirmiş:”İlk kez Elazığlı bir Başbakan seçme fırsatı doğdu”.

            Dünyada dengeler allak-bullak olmuş iken, Türkiye bu kriz merkezinin tam orta yerinde iken, Büyük Ortadoğu Projesi tam kilitlenmiş iken, ABD gelip güney komşumuz olmuş iken…… Eline Al Bayrağımı alan insanlar, meydanlara toplanıp değerlerime hakaret ederken, bu büyük millet ilk kez bu seçimden İttihat ve Terakki’den kurtulup kurtulmama seçimi yaparken bazı yerel yorumcular çıkmış “Bu seçim Elazığlı Başbakan seçme seçimidir” diyerek küçük dünyalarının ve dar ufuklarının içerisine çekmeye çalışıyorlar Elazığlıyı. Hiçbir sosyolojik, siyasî ve felsefî izahı olmayan bu değerlendirme ile Elazığlı seçmeni enayi yerine koyuyorlar. Elazığlıyı tanımadıkları için, bilimsel olmayan ve seçmeni ciddiye almayan yorumlarla Elazığlıyı kandıracaklarını zannediyorlar.

            Dünya ve Türkiye’de dengeler yeniden şekillenirken ve İttihat ve Terakki zihniyeti ilk kez Türkiye’den tamamen silinmek üzere iken birileri çıkmış bu seçimi “Elazığlı Başbakan seçme seçimi” olarak okuyucularına dayatıyor. Bu topraklar iyisiyle, kötüsüyle, zengini ile fakiri ile, sahtekarı ve şeyhiyle bir çok insan yetiştirmiştir. Şimdi Dursun Karataş Elazığlı diye bu adama sahip mi çıkalım; bu bizim toprağın teröristi diye bağrımıza mı basalım? Şimdi uyuşturucu kaçakçısı, gaspçı, hırsız, tecavüz suçlusu birini sırf bu toprağın insanı diye bağrımıza mı basalım? Veya Türkiye’de, Özal’ın da sürekli yakındığı ve ülkenin yakasından bir türlü düşmediklerini ifade ettiği İttihat ve Terakki zihniyetini yaşatmaya çalışan bir Elazığlıyı “Bu toprağın insanı” diye bağrımıza mı basalım?

            Bu seçim, büyük düşünen seçmen ile küçük düşünen seçmenlerin yarışı olacaktır. Bu seçimde dengeler yeniden kurulacaktır. Birileri bu seçimi “Elazığlı Başbakan seçme seçimi” olarak görse de ufku geniş; dünyada dengelere oynayan insanlar için bu seçim çok daha farklı anlamlar taşımaktadır. Bu seçim Hilal Coğrafyası’na musallat olmuş insanlardan kurtuluş seçimi olacaktır.

            Birileri bugünkü iktidar ile orduyu zıt iki kutup olarak görse de kimse buna inanmasın. Bu kadim ordu, bu kadim milletin en büyük teminatıdır. Bu ülkede iktidar ve ordu birlikte karar vermeden kimse bir adım dahi atamaz. Ortak akıl Türkiye’yi bir noktaya getirmiştir şükürler olsun. Sıra seçmene gelmiştir. Seçmen de manipülasyonlara alet olmadan; ordu-millet çatışması masallarını da ciddiye almadan, hemşehricilik gibi basit ayak oyunlarını elinin tersiyle iterek yeni ve büyük bir adım atmalıdır.

            24 Nisan gününe kadar çok makul bir muhalefet yapan Sayın Ağar, Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında bilerek veya bilmeyerek büyük bir hata yapmış; kendisini 1996’dan beri savunan insanları hayal kırıklığına uğratmıştır. Tam 11 yıl boyunca kendisine sahip çıkan insanları elinin tersi ile itmiş ve kendisini dar ağacına göndermek isteyen insanların ardına takılmıştır.

            Yaklaşık 3 ay önce Sayın Ağar’a bir not iletmiş ve “ANAP zaten bitmiş bir parti; BBP ile ittifak yapılır ise AKP’den kaçacak tüm oylar DYP’de kümelenir” demiştim. Çünkü o güne kadar tüm ülkenin takdirini kazanan bir muhalefet stratejisi izlemişti Sayın Ağar. Benim geçen aylarda “Sayın Ağar’ın Stratejik Muhalefeti” başlıklı yazı dizimi okuyan insanlar, Ağar’ın izlediği muhalefeti nasıl övgüyle analiz ettiğimi görmüşlerdir. 24 Nisan 2007’de seçim yapılmış olsaydı mutlaka DYP en az %15 oy alabilirdi. Ama ne olduysa oldu, Sayın Ağar öyle bir hata yaptı ki “Ben AKP’yi daha büyük çoğunlukla Meclis’e taşımak istiyorum” dedi bir nevi. Ben de düşündüm, taşındım ve Sayın Ağar’ı yürekten seven biri olarak dedim ki “Tamam Sayın Ağar; madem siz AKP’yi büyük çoğunlukla Meclis’e taşımak istiyorsunuz ben de sizin izinizdeyim yine”. Elazığın insanı yani bu toprağın insanı, Elazığ’ın değil ülkenin ve hatta dünyanın kaderine sahip çıkmalıdır. Ankara’da alınan her karar Türkiye’nin ve dini, dili, rengi ne olursa olsun tüm mağdurların kaderini etkiler.

            Ufku küçük insanların kahvehane yorumlarına bu toprağın insanlarının karnı toktur. Bu ülkenin ve Elazığ’ın kaderini ufku dar Elazığlılar değil; tüm insanlığın ve bu kadim milletin sorumluluğunu üzerinde hisseden Elazığlılar kurtaracaktır.

                                                                      

                                                                                        Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
Fikret ASLAN [ 29 Mayıs 2007 10:12:31 ]
Türkiyemizin Demokrasisine ve Hukukuna dinamit koyanlarla beraber olan her nereli olursa olsun hep karşısında durmalıyız, Elazığlıya bu yakışır... Belediye ihalelerinde iş takibi yapan sözüm ona köşe yazarlarının Elazığ insanını bu yönde kandırma girişimleri hiç bir sonuca varmayacaktır, tersine inançlı ve ülkesini seven her insan Cumhuriyet mitinglerini ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde olan haksızlıkları iyice süzgecinden geçirmeli ve buna göre karar vermelidir... Biz Elazığlılar herkesten daha fazla milliyetçi, inançlı ve bir o kadarda Cumhuriyet ve Atatürk severiz... Ama asla sözüm ona laiklik mitinglerindeki din düşmanı KOKO'nalarla bir arada olamayız. Elazığlılığı kullanan bu zihniyet yarın PKK köpeği terörist Aponun karısı da Elazığlı, hadi onun peşinden gidelim deme cüretinde de bulunabilir... Bu tehlikeli ve bir o kadarda yanlış yoldan bir an önce dönmeliyiz ve demokrasinin, hukukun, doğrunun peşinden gitmeliyiz.
Sn. Ağar'ın Elazığ halkına olan hizmeti hiç kuşkusuz karşılıksız kalmamıştır ve O'nu Türkiyenin en köklü partisine Genel Başkan yapmışızdır. Artık bundan sonrası Elazığın değil kendi meselesidir. Elazığ seçmeni hiçbir zaman haksızlığa tahammül edemediğinden Sn. Ağarı bu derece yükseklere taşımıştır. Şimdi de bir haksızlık vardır ve bizler bu haksızlığa uğrayanları yine en tepeye getirerek görevimizi yerine getirmek zorundayız. Bu haksızlığı yapanların başında zamanında haksızlıklara uğrayan Sn. Ağar gelmektedir. Demekki haksızlık yapmak için bir yerlere gelmek lazım, ama biz Sn.A?AR'ı haksızlıklara ortak olsun diye oraya göndermedik... Eğer Sn. A?AR 23 temmuzda sandıktan çıkamazsa bu Elazığın suçu değil kendi suçudur... Bundan sonra yapması gereken tek şey Cumhuriyet Mitinglerine çıkıp Laiklik sloganları atmasıdır, kendisine yakışan da budur...

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link