Isparta, Rize, Elazığ Üçgeninde Seçim Siyaseti ya da Siyasetin Seçimi
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 2076  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  28 Mayıs 2007
 
 
ISPARTA, RİZE, ELAZI? ÜÇGENİNDE SEÇİM SİYASETİ YA DA SİYASETİN SEÇİMİ

 

       Türk mizah sanatında büyük bir gerilemenin mevcut olduğunu artık kabul etmemiz gerek. Çok gerilere gitmeden, sadece şu son bir ay içinde olup bitenler bile mizah dünyamız için yüzyıllık bir malzeme sağlamaktayken bu, aklı baliğ olmamışları bile güldürecek imkânın kullanılmamasını büyük bir kayıp olarak görüyoruz. Mizahın milletimizin arasında çiçeklenmemesi, siyaset dünyasının ciddi olduğu anlamına gelmiyor tabii… Sanat, edebiyat ve zekâ, anlaşılıyor ki siyasetten istikrah noktasındadır.

     Seçim sath-ı mâiline girmiş olan ülkemizde, gerek partilerin, gerekse siyaset adamlarının ne yapmaya çalıştığını anlamak bir hayli zorlaştı. Bu, onların yapmak istedikleri bir şeyler var da biz anlamıyoruz anlamına gelmiyor. Şaşkınlık, lider pozisyonunda olanların sinir haritalarının kabarmasından pek ala fark edilebiliyor.

     Siyasette ‘27 Nisan oyunları’ devam ediyor. Basit bir oyunun kolayca nasıl tehlikeli bir kumara dönüşüverdiğini, oyunun içinden nasıl binlerce oyun türetildiğini esefle görüyoruz. Bu hızlı türeyen mikroba karşı, sağlam bir bünyeden mahrum olan siyasetçinin şaşkınlığa düşmesi de tabiidir. Tabii, seyirci konumundaki vatandaşın ne diyeceği ve bu manzara karşısında nasıl bir karar vereceğine dair korkulu bekleyiş, siyasetçi üzerinde asıl gücünü hissettirdikçe oyunlar içindeki gerilimin daha da artacağını söyleyebiliriz.

      Siyasî hayatında birkaç kez Başbakanlık yapmasına rağmen hezimet üstüne hezimet yaşamış olan Mesut Yılmaz, Rize’den adaylığını açıklayarak tekrar siyasete döndü. Niçin döndüğünü, ne yapmak istediğini bir bilen çıkmadı henüz. Ama belli olan bir şey var ki, o da siyaset dünyasında oynanan oyunların kaldırdığı toz ve dumandan kendisi için fırsat doğduğu zannına kapılmış görünüyor. Siyasetteki ikâmetgâhını da yeni kurulan Demokrat Parti olarak işaret ediyor. Gerek Mehmet Ağar’ın, gerekse Erkan Mumcu’nun 27 Nisan oyunlarında  birer kötü figüran olarak tezahür ettiklerini, lider olmadıklarını dosta düşmana gösterdiklerini gayet iyi fark eden Mesut Yılmaz, kendini, bu iki yarım liderin Meclis’e taşıyacakları partinin muhtemel lideri olarak gördüğünü söyleyebiliriz. Ağar ve Mumcu öyle büyük bir zaaf gösterdiler ki, Mesut Yılmaz’ın bu rüyayı gündüz gözüyle görmesini son derece normal buluyoruz.

        Oysa Mesut Yılmaz da, rahmetli Turgut Özal’ın Anavatan Partisi’ni çok kısa bir süre içinde milletten koparmış ve ölü parti haline getirmişti. Ölü partiye sonradan Genel Başkan olan Erkan Mumcu ise bütün stratejisini Recep Tayyip Erdoğan’a belden aşağı vurma üzerine kurarak lider olamayacağını daha ilk günlerde göstermişti. Ne yazık ki o da, milletten uzak, yaban bir politika anlayışı içinde oldu. Kullandığı siyaset dilinin ise, kendine ait olmadığı kısa bir ‘ikna telefonu’ ile ortaya çıktı. Sayın Erdoğan’a zaman zaman hakarete varan saldırılarının tek bir maksadı vardı, o da, ‘önemli adam’ olduğunu sağa sola göstermek… Aslında, pek az siyasetçiye nasip olacak tarihî bir fırsatı elinin tersiyle iterek ve milleti hiç mesabesine koyarak ‘önemli adam’ olduğunu ispatladı. Nihayet partiyi kapatıyor.

        Eski polis şefi Mehmet Ağar’ın ise durumu son derece trajik. O da ‘ikna telefonu’ kurbanı oluverdi kolayca ve partisini kapattı. Demek ki, partilerin kapatılması için, illa bir darbe, bir muhtıra, bir ihtilal olması gerekmiyor. Mehmet Ağar’ın üstünde, onun liderliğini daima gölgeleyen bir memuriyet baskısının varlığını da tabii kimse inkâr edemez. Ayrıca, 27 Nisan oyunlarının hiç kazanmayanı olması, onu bir hayli agresifleştirdi.

         Isparta, Rize, Elazığ üçgeni içinde, puslu ve dumanlı havayı koklayan Mesut Yılmaz’a kendi elleriyle Demokrat Partiyi teslim etme ihtimali hiç de uzak görünmüyor. Tabii, iki zayıf  siyasetçinin 22 Temmuz’da nasıl bir sonuç elde edeceği de ayrı bir konu. Bu sonuç, hiş şüphe yok, Ağar ve Mumcu ikilisinden çok Mesut Yılmaz’ı heyecanlandırmaktadır. Demirelvari seçim siyaseti ile uğraşanların, siyasetin kimleri seçeceğini şimdiden biraz korku, biraz endişe, biraz yalan umutlarla beklemekte olduklarını kaydedelim.

         Bağırıp çağırıyorlar… Bataklığa düşmüş kişiler, batarken başka ne yapabilir ki?..

 

                                                                                                     Necat Çavuş


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
cem vefa [ 06 Haziran 2007 10:08:59 ]
demek elazığlıların kendilerine ilgisi ve merakı bu kadarcık. elazığ''da bir kahvehanenin günlük nüfusu bile seksen kişiyi geçer... ??galiba bundan okuma bilmeyenleri düşmek gerek...??
şu halde, elazığdan ?bağımsız? seçilebilmek için imf''ye borçlanana kadar para dağıtmak gerek, ha gardaş ?pardon: gakkosh!?..
hak mi diyen, batıl mi?

Fikret ASLAN [ 28 Mayıs 2007 09:45:37 ]
Saygıdeğer Necat ÇAVUŞ ağbim, öyle güzel yazmışsınki, kalemine sağlık. sıfır+sıfır=sıfır eder.....    sıfırXsıfır=sıfır eder... Halkımız güzel eder...

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link