E-darbe İki Partiye Yapıldı
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 1989  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  31 Mayıs 2007

E-DARBE İKİ PARTİYE YAPILDI

 

            Siyasî literatüre e-darbe diye geçen Genel Kurmay’ın 27 Nisan tarihli açıklamasından sadece iki parti nasibini aldı. Eskiden darbe yapılırdı ve tüm partiler kapatılırdı. Hiçbir siyasî parti darbe karşısında direnme gücü göstermez; gösteremezdi ve bir açıklama ile “Tüm siyasî partiler kapatılmıştır” dendiği anda tüm parti tabelaları indirilirdi.

            E-darbenin, sonuçları itibariyle diğer darbelerden bir farkı da siyasî partilerin kapatılıp kapatılmaması ile ilgilidir. Bu darbe ile “Siyasî partileri kapatıyoruz” açıklaması yapılmadı ama 2 parti kendisini hemen fesih etti. Muhtıra ilk bakışta AKP’ye karşı yapılmış görünse de gelinen noktada muhtıranın gerçek muhataplarının DYP ve ANAP olduğunu düşünmeye başladım. Artık korkudan mı, ıztırar psikolojisine kapılmalarından mıdır bilinmez, bu iki partinin lideri muhtıra ile birlikte kafası kesilmiş horoz gibi şuursuzca sağa-sola savrulmaya başladı. Bu kriz ve şaşkınlık anında akıllarına gelen tek şey “Hadi partilerimizi kapatalım” oldu. E-darbenin sonuçları neler oldu diye bir soru yöneltilse, insanların aklına gelecek ilk ve tek şey “ANAP ve DYP kapatıldı” olacaktır. Her iki partinin lideri de e-darbe sonrası ortaya çıkan krizi idare edemeyerek lider olmadıklarını göstermişlerdir.

            E-darbenin yarattığı travmadan çabucak kurtulan AKP ve CHP, bu muhtırayı kendi lehlerine çevirmesini bilmişlerdir. AKP, muhtırayı meclis iradesine müdahale olarak propaganda etmiş ve demokrasi vurgusu yaparak oyunu arttırmıştır. CHP ise laik cumhuriyete sahip çıkma misyonuna bürünerek meydanlara biriken kalabalığı kendisine kanalize etme başarısını göstermiştir. Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar ise, e-darbenin yarattığı travma neticesi zihinsel fonksiyonlarını yitirmiş; hata üstüne hata yapmıştır. Bu travmanın yarattığı zihin zaafiyeti içerisinde aldıkları karar ise ‘partilerini kapatmak’ olmuştur.

            Liderler kriz anında ortaya çıkarlar. Bir insanın lider olup olmadığı, bir krizi nasıl idare edip etmediğine bağlıdır. Liderler, rakiplerini tasfiye etmek için kriz anını kollarlar. Her kriz mutlaka güçlü liderler ortaya çıkarır. Kriz travması ile zihinsel fonksiyonları teşevvüşe uğrayan liderler tasfiye olur; kriz travmasına rağmen zihinsel fonksiyonlarını muhafaza edenler ayakta kalırlar. Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar, krizi iyi idare edemeyerek kendi kendilerini muhtıranın mağduru haline getirmişlerdir. Bu iki lider de hala travmanın etkisi altında sağlıklı kararlar alamamaya devam etmekteler. Hala o kadar zihin bulanıklığı yaşıyorlar ki, halkı tekrar kendilerine çekmek için ‘hemşehricilik’, “biz böyle yapmasaydık Türkiye kan gölüne dönerdi”, “sizin bilmediğiniz ama bizim bildiğimiz şeyler var” gibi içi boş söylemlerle çırpındıkça batıyorlar.

            Mumcu ve Ağar’ı bir araya gelmeye ikna eden Demirel bile, Demokrat Parti’nin barajı aşamayacağını bildiği için damadı da dahil olmak üzere en yakın arkadaşlarını CHP’den aday olmaya ikna etmiştir. ANAP ve DYP gibi yıllarca Türkiye’yi idare etmiş; genel başkanlarını Cumhurbaşkanlığına taşımış bu iki partinin e-darbe sonrası partilerini kapatmış olması, tarihe geçecek bir liderlik zaafı olarak siyasî tarihimizde yerini almıştır.

            Demirel’in ve hızlı ülkücü Yaşar Okuyan’ın bile CHP’ye oy vereceği bir seçimde Demokrat Parti’yi yine hazin bir son beklemektedir. O Demokrat Parti ki önce ilk liderini darağacına gönderdi sonra da siyaseten tükenen her lider, son çare olarak tabuta girer gibi Demokrat Parti’yi yeniden açıp içerisine girdi. Seçmen, tabutun kapağını çakmak için 23 Temmuz sabahını sabırsızlıkla bekliyor.

 

                                                                                        Av.Mustafa Özdemir


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış


Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link