Bir Şair Ne Yapabilir
Kategori: Kültür-Sanat  |  Okunma: 2692  |  Puan: 8  |  19 Temmuz 2007

Bir şair ne yapabilir?

 

         Dünyamızın bugün içinde bulunduğu ahvale bakıp da aldanmayalım. Hani, şiir nerede, şair nerede, biz bir şey göremiyoruz, demeyelim. Evet, yaşanmakta olan hayat, şiirin kelimelerini adeta kendi kaynaklarına sürmüş, görünmez kılmıştır, bu doğru. Ama bakışları kaynağa yönelmiş sevgili şairleri henüz hayattan kovamamıştır. Güya kelime kadrosu her geçen gün artıp durmakta. Sözlükler işgal altında. Gelenlere dikkat edelim, hep sakat doğumlar, hep eciş bücüş, hep dikenli kelimeler… Şiiri ve şairi kitap sayfalarına çivileme gayreti içinde bir hayat anlayışı hakim. Hayatın binbir karmaşasından saf şiiri çıkaran şaire hayat hakkı tanınmamakta.

        Öyleyse, bir şair ne yapabilir? Şair, hiçbir uzay mekiğine ihtiyaç hissetmeden, gecenin bir saatinde, insanlar uykuda iken gidip yıldızlarla konuşabilir, halleşip dertleşebilir. Konuk olduğu yıldız, şairin her kelimesinde daha da parlayabilir, uykusu kaçan  çocuk, ya da asker yolunu bekleyen  anne bunu görebilir, bunu görünce içi açılabilir, kalbi yıldızlar gibi parlayabilir, gelecek sevinçlere, gelecek mutluluklara  bir haber sayabilir, onları gören şair de, yeni, yepyeni kelimeler için gönlünün aynasına dönebilir, parlasın diye hayat, parlasın diye  insanın sönmek üzere olan  gözleri…

        Tarihin derinliklerine dalabilir şair, istediği yerde, istediği kişiyle buluşabilir. Bu günlere dair bir şeyler söylemedikten sonra, yaşananlara dair haberler vermedikten sonra, herkes tarafından  kabul görebilir. Âlemin bunca bozulmasına tarihin içinde olanlar katlanamayabilir, şairi anlayamayabilir, huzursuz olabilirler.  Şair, susmak zorunda kalabilir, kelimeleri tarihin aynasını kırabilir.

         Şair, dünya caddelerinde, sokaklarında aylak aylak dolaşabilir, aç insanlara ekmek verebilir, çıplaklara üst-baş alabilir, çocukları, yaşlıları, kimsesizleri sevindirebilir, sevenlere ateş verebilir, sevmeyenlere sopa çekebilir…

        Şair, pasaport falan kullanmadan dünyayı dolaşabilir, şehirleri ve insanlarını okuyabilir, devlet güçlerini görmezlikten gelebilir, mesela Paris’te ya da Londra’da sıradan insanlara, sıradan olmayan insanların işlerini sorabilir, onların kafalarını karıştırabilir, rahatlarını bozabilir, saatlerini tersine çevirebilir. İsterse şair, Newyork’ta  özgürlük heykelinin tepesine çıkabilir, oradan insanlara ‘siz ne yapıyorsunuz?’ diye haykırabilir, ahali başını kaldırıp ona bakmayabilir, metroya, işe yetişme telaşından orada unutulabilir ve şair bunu hiç umursamayabilir.. Ama oralara gitmişken, Bush’u bir yerlerde yakalayabilir, kulağından tutup önce Afganistan’ı, sonra işgal ettiği Irak’ı dolaştırabilir, onu, çocuklarını ve eşini kaybetmiş binlerce annenin yaşadığı binlerce evden birine sokabilir, gözü yaşlı annenin önünde diz çöktürebilir, Bush’u doğduğuna doğacağına pişman edebilir, bombaların patladığı pazaryerlerinde dolaştırabilir, hani, her seferinde 20-30 kişinin öldüğü yerler var ya, oralarda gezdirebilir…

        Şairi bir kahvede nargile içerken, deniz kıyısında dolaşırken ya da marketten alış-veriş yaparken görenler yanılabilir, şairi gök atlasında yüzerken düşlemeyenler onun sessizliğinin kelimelerini duyamayabilir, şair konuşmakta ama kulaklar sağırlaşmış olabilir, canından kopsa da sözler canlara yaban kalabilir, bir şair ne yapabilir, diye soranların sayısı her geçen gün artabilir.. Bizim memlekete mi geldik yoksa?

        Evet, belki şu güzelim memlekette şair dediğin bir şey yapamayabilir, sokağa çıkamayabilir, konuşamayabilir, itiraz edemeyebilir, istediği yere gidemeyebilir, siyasetçisi, tüccarı, esnafı kapıdan içeri sokmayabilir, o da, bütün bunlara aldırmayabilir, yoluna devam edebilir, kanatlanabilir, aşağılarda sürünenlere yukarıdan bakabilir, keyfince uçmanın tadına varabilir…

        Şair bütün bunları yapamayabilir, ama şiir yazabilir, bir şair daha ne yapsın, ne yapabilir?

                                                                                  Necat Çavuş


Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar
engin güllü [ 07 Aralık 2007 23:37:59 ]
Sn. Necat Çavuş'a, (güzel atına binip gitmeyen güzellemeciye);("bir şair ne yapabilir?" şık sorunuza cevaben):(yazınızı okuduktan ve bir saat voltaladıktan sonra ve acı yazınızdaki lezzete ve de güzel insana olan düşkünlüğümden aha da yazıyorum):(okuyucunun-da hayırlısı):
1.seni cennete koysak gözün arkada kalır.(mı?)(merak)
2.puş'a taktın sen güzel abim.(bırak dağınık kalsın puş)
3.güzel abim memlekette bunca güzellik varken ve senin
   derdin evren ve insan ve ümit ve de güzellikler iken.
4.bir şair 2023 Türkiye'sinden (o has cennetten)ve Gazi'
   nin "ÇOCUKLARIMDAN HOŞNUTUM ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN" dediğini haber vermeyecek (Mİ?) ise   yinede yazsın. Allah şairden razı olsun.(leziz yazınızda geleceğe gitmediğinizi gördüm de)
5.yaz güzel abim yüreğine sağlık.

Cemil MERİÇ [ 23 Temmuz 2007 07:32:16 ]
Abi sen başımıza belamısın yaw...
Yani bugün 23 temmuz olmazsa ve alınmış bir zaferin sevinç durumu olmazsa,
yani bu aziz mübarek günde bir de günah olmasa bu hisli yazına ancak bir şişe ile eşlik edilmesi gerektiği kanaatindeyim ama günah işte...
Allah çarpar valla.
Halla hallaaaaa.

Fuat KARATAŞ [ 19 Temmuz 2007 12:09:06 ]
GEÇME MİHNET KÖPRÜSÜNDEN KOY APARSIN SU SENİ YATMA TİLKİ GÖLGESİNDE KOY YESİN ASLAN SENİ
Allah sizin gibi insanları başımızdan esirgemesin.Saygılar

Diğer Sayfalar: 1. 

Yorum Yazın
İsim:


E-Posta:


Mesaj:
       
       
       
       
Kalın | İtalik
Altçizgili | Link